Erzurumlu, istikrarsızlıktan, kararsızlıktan, döneklikten şikayet ederken böyle der.
Vefasızlıktan, sözünde durmayan, verdiği sözü yerine getirmeyen, söz verdiği halde vaktinde gelmeyen insanlardan canı yanınca Erzurumlu böyle der:
“Bugün başka yarın başka
Zıkkım olsun böyle aşka.”
Bir Erzurumlu olarak bana da, mevcut iktidarın on yılını en kısa nasıl anlatırsın deseniz bu halk deyimini kullanırım.
Devletimiz ve milletimiz adına, kültürümüz ve medeniyetimiz adına, eğitim ve irfanımız adına, birliğimiz ve dirliğimiz adına, sulh ve selametimiz adına bir istikrar görmedik, bir kararlılık göremedik, bir vefa göremedik…
Küresel tefeciler açısından bu dönem bir istikrar dönemi sayılabilir, bölgemiz ve İslam coğrafyası üzerinde yüzlerce yıllık hesapları olan dış güçler açısından gerçekten bir istikrar dönemi sayılabilir, çünkü yüzlerce yıllık hedeflerine on yıl gibi kısa bir sürede hayli yaklaşmışlardır.
Bu coğrafyanın yer altı ve yer üstü kaynakları üzerinden vurgunlar vurmuşlar ve köşeyi dönmüşlerdir. Bir maşa olarak kullandıkları terör adına ciddi tavizler koparmışlar, terörü kullanarak milletimizin canını yakmışlar ve kaynaklarını heba etmeyi başarmışlardır.
Devlet ve millet lehine, kültürümüz ve medeniyetimiz lehine kararlı bir duruş, istikrarlı bir gidişat sergileyemediği için, tavizlerin ardı arkası kesilmemiştir.
Milletimizi umutlandıran, coğrafyamızı umutlandıran nice çıkışlar, nice haykırışlar hatırlıyoruz ki en uzun ömürlü olanı on beş gün sürmüştür.
Nice çıkışlar, nice meydan okuyuşlar hatırlıyoruz ki günün sonunda çark edilmiştir.
Halk deyiminde ifade edildiği gibi “bugün başka yarın başka” ifadesi bazen "sabah başka akşam başka” vaziyetine dönüşmüştür.
Ne yazık ki on yıldan beri koskoca devlet “sabah başka akşam başka” çark edişleri ile yönetilmektedir.
Devletimiz ve milletimiz adına, kültürümüz ve medeniyetimiz adına, eğitim ve irfanımız adına bu kararsızlıktan, bu istikrarsızlıktan ve bu vefasızlıktan ciddi manada şikayetçiyiz.
Türkiye’nin çatısından, iki bin metre yükseklikten haykırıyoruz:
“Bugün başka yarın başka
Zıkkım olsun böyle aşka.”
Vefasızlıktan, sözünde durmayan, verdiği sözü yerine getirmeyen, söz verdiği halde vaktinde gelmeyen insanlardan canı yanınca Erzurumlu böyle der:
“Bugün başka yarın başka
Zıkkım olsun böyle aşka.”
Bir Erzurumlu olarak bana da, mevcut iktidarın on yılını en kısa nasıl anlatırsın deseniz bu halk deyimini kullanırım.
Devletimiz ve milletimiz adına, kültürümüz ve medeniyetimiz adına, eğitim ve irfanımız adına, birliğimiz ve dirliğimiz adına, sulh ve selametimiz adına bir istikrar görmedik, bir kararlılık göremedik, bir vefa göremedik…
Küresel tefeciler açısından bu dönem bir istikrar dönemi sayılabilir, bölgemiz ve İslam coğrafyası üzerinde yüzlerce yıllık hesapları olan dış güçler açısından gerçekten bir istikrar dönemi sayılabilir, çünkü yüzlerce yıllık hedeflerine on yıl gibi kısa bir sürede hayli yaklaşmışlardır.
Bu coğrafyanın yer altı ve yer üstü kaynakları üzerinden vurgunlar vurmuşlar ve köşeyi dönmüşlerdir. Bir maşa olarak kullandıkları terör adına ciddi tavizler koparmışlar, terörü kullanarak milletimizin canını yakmışlar ve kaynaklarını heba etmeyi başarmışlardır.
Devlet ve millet lehine, kültürümüz ve medeniyetimiz lehine kararlı bir duruş, istikrarlı bir gidişat sergileyemediği için, tavizlerin ardı arkası kesilmemiştir.
Milletimizi umutlandıran, coğrafyamızı umutlandıran nice çıkışlar, nice haykırışlar hatırlıyoruz ki en uzun ömürlü olanı on beş gün sürmüştür.
Nice çıkışlar, nice meydan okuyuşlar hatırlıyoruz ki günün sonunda çark edilmiştir.
Halk deyiminde ifade edildiği gibi “bugün başka yarın başka” ifadesi bazen "sabah başka akşam başka” vaziyetine dönüşmüştür.
Ne yazık ki on yıldan beri koskoca devlet “sabah başka akşam başka” çark edişleri ile yönetilmektedir.
Devletimiz ve milletimiz adına, kültürümüz ve medeniyetimiz adına, eğitim ve irfanımız adına bu kararsızlıktan, bu istikrarsızlıktan ve bu vefasızlıktan ciddi manada şikayetçiyiz.
Türkiye’nin çatısından, iki bin metre yükseklikten haykırıyoruz:
“Bugün başka yarın başka
Zıkkım olsun böyle aşka.”
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025