Bir televizyonun Avrupa kanalında röportajcı ellinin üzerinde gence "19 Mayıs denince neyi hatırlıyorsunuz" sorusuna sadece 5 genç doğru cevap verebildi.
Almanya'da yaşayan Türk gençlerine sorulan 19 Mayıs ile ilgili sorulara verilen cevaplar ibretlikti. Çoğunluk, "bir yarışma adı", "bir TV programı" olabileceğini söylüyordu.
Soruları soran muhabir, gençlerin cehalet düzeyini görünce daha rahat bilebilecekleri bir soru yöneltti: "Peki Atatürk kimdir?"
İnanır mısınız bu soruya da bir iki genç cevap veremedi.
Bunun üzerine, röportajcı, "Atatürk'ü tanımayan" gencin annesine dönerek anneler siz Almanya'da çocukları böyle mi yetiştiriyorsunuz diye serzenişte bulundu.
Kadın son derece laubali, kahkahalar atarak ekrana el salladı.
Bütün bunları niye mi yazdım? Avrupa Birliği ile bütünleşmeyi "Çağdaş Uygarlığa Katılmak" olarak gören mandacı siyasi zümrenin Türk gençliğini getireceği yeri gözler önüne sermek için.
Almanya'da yaşayan ve hızla milli ve manevi değerlerinden koparılan gençlik aslında ilginç bir prototip.
Mastirch, Kopenhag Kriterleri ile tek yanlı dayatmalarla AB'nin kıskacına alınan Türkiye'nin gençliği bu kıvama getirilmediği müddetçe, AB hayal.
Bu kıvama getirildiğinde ise ülkesi-milleti ve devleti ile bir bütün olan Türkiye hayal.
Öyleyse 19 Mayıs'ları unutturmak isteyenlere inat bu günleri yeniden yeniden hatırlayın; unutmayın gençler.
Unutmayın, Tanzimat'la hızlanan "Avrupalı gibi olmak" anlayışına karşı, Avrupa'nın çizmeleri, savaş gemileri, Boğazlarımıza gelip yerleşmişti. Yani Avrupalı gibi olmak Avrupa'nın Müslüman Türk'e olan hışmını yok edemedi.
Avrupa artık "içimizde idi", hem de işgal orduları ile birlikte.
Biz Avrupa'ya yaklaşalım derken, onlar bize gelmişti işgal orduları ile birlikte.
Ancak Anadolu'da Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde başlayan bağımsızlık savaşı bütün hesapları altüst etti. Ne Yunanlılar, ne de Avrupalılar işgal ettikleri Türk topraklarında kalabildiler.
19 Mayıs bu bağımsızlık mücadelesine giden yolun ilk adımıdır. Bağımsız ve çağdaş uygarlığı yakalamış bir Türkiye'ye giden ilk adım...
Atatürk'ün çağdaş uygarlık düzeyini aşma hedefi, Avrupalılaşma değil, hele Tanzimat taklitçiliği ve teslimiyetçiliği hiç değildir. Tanzimat dönemi, Avrupa karşısında ezik ve Avrupa'nın egemen devletlerinin isteklerini yerine getiren anlayıştır.
Tanzimat'ın teslimiyet sembolü Mustafa Reşit Paşa'nın çizgisi bu gün güçlü bir damar olarak siyasette varlığını devam ettirmektedir.
İngiliz elçisi Lort Palmerston'un yerini de ABD elçisi Mark Grosman almıştır.
Öyleyse Atatürkçülükten dem vuran siyasilere Atatürk'ün şu cümlelerini hatırlatalım:
"Esas olan Türk Milleti'nin onurlu ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas, ancak, tam bağımsız olmakla sağlanabilir.
Ne kadar zengin ve refah içinde olursa olsun, bağımsızlıktan mahrum bir millet uygar insanlık içinde, uşak olmak derecesinden yüksek bir muameleye layık olamaz".
Bağımsız şerefli bir millet olarak yaşama kararlılığımızı tüm insanlığa haykırmak için 20 Mayıs Pazar günü, Türk bayraklarımızı dalgalandırarak İstanbul Çağlayan Meydanı'na koşalım.
Almanya'da yaşayan Türk gençlerine sorulan 19 Mayıs ile ilgili sorulara verilen cevaplar ibretlikti. Çoğunluk, "bir yarışma adı", "bir TV programı" olabileceğini söylüyordu.
Soruları soran muhabir, gençlerin cehalet düzeyini görünce daha rahat bilebilecekleri bir soru yöneltti: "Peki Atatürk kimdir?"
İnanır mısınız bu soruya da bir iki genç cevap veremedi.
Bunun üzerine, röportajcı, "Atatürk'ü tanımayan" gencin annesine dönerek anneler siz Almanya'da çocukları böyle mi yetiştiriyorsunuz diye serzenişte bulundu.
Kadın son derece laubali, kahkahalar atarak ekrana el salladı.
Bütün bunları niye mi yazdım? Avrupa Birliği ile bütünleşmeyi "Çağdaş Uygarlığa Katılmak" olarak gören mandacı siyasi zümrenin Türk gençliğini getireceği yeri gözler önüne sermek için.
Almanya'da yaşayan ve hızla milli ve manevi değerlerinden koparılan gençlik aslında ilginç bir prototip.
Mastirch, Kopenhag Kriterleri ile tek yanlı dayatmalarla AB'nin kıskacına alınan Türkiye'nin gençliği bu kıvama getirilmediği müddetçe, AB hayal.
Bu kıvama getirildiğinde ise ülkesi-milleti ve devleti ile bir bütün olan Türkiye hayal.
Öyleyse 19 Mayıs'ları unutturmak isteyenlere inat bu günleri yeniden yeniden hatırlayın; unutmayın gençler.
Unutmayın, Tanzimat'la hızlanan "Avrupalı gibi olmak" anlayışına karşı, Avrupa'nın çizmeleri, savaş gemileri, Boğazlarımıza gelip yerleşmişti. Yani Avrupalı gibi olmak Avrupa'nın Müslüman Türk'e olan hışmını yok edemedi.
Avrupa artık "içimizde idi", hem de işgal orduları ile birlikte.
Biz Avrupa'ya yaklaşalım derken, onlar bize gelmişti işgal orduları ile birlikte.
Ancak Anadolu'da Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde başlayan bağımsızlık savaşı bütün hesapları altüst etti. Ne Yunanlılar, ne de Avrupalılar işgal ettikleri Türk topraklarında kalabildiler.
19 Mayıs bu bağımsızlık mücadelesine giden yolun ilk adımıdır. Bağımsız ve çağdaş uygarlığı yakalamış bir Türkiye'ye giden ilk adım...
Atatürk'ün çağdaş uygarlık düzeyini aşma hedefi, Avrupalılaşma değil, hele Tanzimat taklitçiliği ve teslimiyetçiliği hiç değildir. Tanzimat dönemi, Avrupa karşısında ezik ve Avrupa'nın egemen devletlerinin isteklerini yerine getiren anlayıştır.
Tanzimat'ın teslimiyet sembolü Mustafa Reşit Paşa'nın çizgisi bu gün güçlü bir damar olarak siyasette varlığını devam ettirmektedir.
İngiliz elçisi Lort Palmerston'un yerini de ABD elçisi Mark Grosman almıştır.
Öyleyse Atatürkçülükten dem vuran siyasilere Atatürk'ün şu cümlelerini hatırlatalım:
"Esas olan Türk Milleti'nin onurlu ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas, ancak, tam bağımsız olmakla sağlanabilir.
Ne kadar zengin ve refah içinde olursa olsun, bağımsızlıktan mahrum bir millet uygar insanlık içinde, uşak olmak derecesinden yüksek bir muameleye layık olamaz".
Bağımsız şerefli bir millet olarak yaşama kararlılığımızı tüm insanlığa haykırmak için 20 Mayıs Pazar günü, Türk bayraklarımızı dalgalandırarak İstanbul Çağlayan Meydanı'na koşalım.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
İbrahim Berk / diğer yazıları
- Cübbe düştü haç göründü / 07.01.2020
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014