Zulme meyliniz ve zalime muhabbetiniz varsa yaman bir hastalığa müptela olmuşsunuz demektir.Bu meyliniz ve muhabbetiniz bir de kara sevdaya dönüşmüşse, zalimlerin ellerindeki ölümcül silahları, modern ölüm makinalarını dalından yeni koparılmış karanfil zannediyor ve çevrenize de öyle anlatıyorsanız, dünyanın en modern onkoloji servisi de size kifayet edemez.Kanser amansız, dermansız bir hastalıktır, gelir, alır götürür ama böyle bir hastalıktan öldüğünüz için günahlarınızın bağışlanma ihtimali var. Fakat, zalimleri sevmek gibi, zulme meyletmek gibi amansız bir hastalığa yakalanmışsanız ve mesela ABD gibi, AB gibi tescilli haçlı zalimlerin sevdası içinde debelenirken ölüm meleği kapınızı çalmışsa, sevdiklerinizle beraber haşrolma gibi ebedi bir felakete düçar oldunuz demektir.Doğuracağı sonuç itibariyle zalimleri sevmek kanserden bin beter bir hastalık sayılmaz mı?Adınız Ahmet-Mehmet ama Bush gibi, Şaron gibi, ne bileyim Olmert gibi modern çağın modern firavunlarına karşı müthiş bir muhabbetiniz var. Öyle bir meyil ve muhabbet ki; söz konusu çağdaş firavunların fermanları ile kesilip doğranan insan bedenlerini, parçalanan körpecik çocukları görmediğiniz gibi, parçalanma anındaki çığlıklarını da duymuyor, duyamıyorsunuz.Allah'ın lanetini peşin peşin hak etmiş olan zalimlere karşı beslediğiniz kara sevda, gören gözlerinizi görmez kılmış, işiten kulağınızı işitmez hale getirmiş olduğu için; dünyayı ve dünyada cereyan eden olayları zalimlerin penceresinden seyreder olmuşsunuz. Zalimlerin penceresinden bakınca, mesela Bağdat caddelerinde yürürken, ekmek almaya giderken işgalci haçlı askerlerine kaşlarını çatarak bakan anne ile kızı, baba ile oğlu ölümü çoktan hak etmişlerdir, keskin nişancıların hedefi olmak durumundadırlar diye görürsünüz. Zalimlerin penceresinden baktığınız için, Felluce'de bir Kadir gecesinde mescitlerden bir mescide secde eden, rüku eden Müslümanların haçlı askerleri tarafından otomatik silahlarla taranması, kol ve bacakların mihraba, minbere ve duvarlara yapışması karşısında zerre kadar vicdanınız sızlamaz, gözünüz yaşarmaz, kalbiniz titremez, çünkü sizde bu insani hasletlerden zerrece eser kalmamıştır.Zalimlerin kucağında oturmak, ocağında beslenmek sizi öylesine hissiz, öylesine vicdansız hale getirmiştir ki; cellatların ellerinden Müslüman kanı damladığı halde, siz ısrarla bu damlaların zemzem damlası olduğunu savunursunuz da yüzünüz zerre kadar kızarmaz.Zalimlerin penceresinden dünyayı seyrettiğiniz için; Irak'taki vahşet tablolarını göremezsiniz, Gazze'deki, Lübnan'daki çığlıkları duyamazsınız. Zalimleri acımasızlığı, gaddarlığı, insan kasaplığı adeta sizin de vasıflarınız olmuştur.Eibette kanser olsaydınız, kendi acınızla sabahlara kadar baş başa kalsaydınız bundan çok daha hayırlı idi. Öbür alemde belki iyilerle beraber olma ihtimali olurdu hiç olmazsa. Ama şimdi, hali hayatınızda insan kasapları Şaron'la, çocuk cellatı Bush'la beraber olduğunuz için, öteki alemde; katledilen yüzbinlerce Iraklının bir elleri çağdaş firavunların yakasında ise diğer elleri de senin yakanda olacaktır. Suçsuz yere katledilen on binlerce Filistinlinin, Lübnanlının bir elleri tescilli kasap Şaron'un, Olmert'in yakasında olacaksa diğer elleri de senin yakanda olacaktır.Zalimi sevmeyecektin, zulmü alkışlamayacaktın, zalimlerin şakşakçılarını reddedecektin, onlara karşı hiç olmazsa kaşlarını çatacaktın. Mazlumlara yardım edemiyorsan hiç olmazsa zalimlerden desteğini çekecektin.Son söz olarak derim ki; En'am suresinin 121. ayetini dönüp dönüp okuyalım hep beraber:"Şüphesiz şeytanlar, sizinle mücadele etmeleri için kendi dostlarına telkinde bulunurlar. Eğer onlara itaat ederseniz siz de müşriklerden olursunuz."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025