İnsanoğlunu yaratan Cenab-ı Hak, insanın tüm ihtiyaçlarını karşılayacak rızkı göndermiştir ve kıyamete kadar da bu şekilde devam edecektir. Fakat tarih boyunca insanoğlu Rabbinin kendisine göndermiş olduğu rızıkları, gerek müsriflikten, gerekse sahip çıkamamaktan dolayı elinden kaybetmiştir.Tarih boyunca zalim yöneticiler arasında ezilen halklar, haklarını aramayarak müflis bir hayat yaşamak zorunda kalmıştır. Allah-u Teâlâ o insanların İslam dairesine girebilmeleri için onları imana davet eden peygamberler göndermiş, o peygamberler insanları İslam'a davet ettikleri gibi, sosyal yaşamda da hakları olan can, mal, namus gibi değerlerini korumuşlardır.Ne yazık ki günümüzde olduğu gibi, her dönemde kendilerini koruyup kollamak için gönderilen insanlara inanmamışlar, inansalar da mücadele etmekten geri durmuşlardır. Haksızlık ve bâtıl karşısında duran imanlı, milli ve manevi değerlerine sahip çıkan, zulme rıza göstermeyen kişi ve toplumlar da olmuştur.Örneğin; halkını karın tokluğuna çalıştıran, onlara köle muamelesi yapan hatta rablik iddia eden Firavun karşısında Musa (a.s) hem insanları imana davet etmiş, hem de haklarını arama yolunda mücadelede bulunmuştur. Musa (a.s)'a inanıp yanında olanlar olduğu gibi, inanıp da, "Ya Musa, biz sana inanıyoruz ama Firavun bizim karnımızı doyuruyor" deyip birçoğu helak olmuşlardır.Bu, Resûlullah Efendimiz (s.a.a)döneminde de böyledir. Bedir harbinde ana tema Müslümanların malını gasp eden müşriklerden mallarını geri alma mücadelesidir. "Malı için öldürülen şehittir" hadis-i şerifine binaen Müslümanın canını, namusunu, dinini koruması gibi, malını koruması da mukaddestir.Günümüzde ise, peygamber olmayacağı için, peygamber vârisi olan Hak dostları onların görevlerini yapmaktadır. Onlara da inananlar ve inanmayanlar olduğu gibi, inanıp da bâtıldan korktuğu için yanlarında olmayanlar vardır. Bu ise imani bir durumdur. İslam coğrafyasında olduğu gibi, ülkemizde yaşayan bizler de Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in söylediği gibi; hazine üzerine oturmuş dilencilerden farkımız yok. Bize kıyamete kadar yetecek kendi kaynaklarımız olduğu halde, milli bir siyaset üretemediğimizden dolayı ya bunlar yabancıya devredilmekte, ya yok kabul edilmekte, ya da bu imkânlardan insanımız mahrum edilmektedir. Maalesef halkımız bilerek ya da bilmeyerek yöneticilerin bu oyunlarına gelmektedir. Artık bu oyunlara son veren Milli Ekonomi Modeli ile, başta Rusya olmak üzere, birçok ülkede uygulanan, insanların refah düzeylerini, yaşam standartlarını en üst düzeye çıkaran, kapitalizmin kirli oyunlarını bozan, her ülkenin kendi kaynaklarının kendi halkı tarafından kullanılmasını sağlayan, tüm dünyanın tek ve son kurtuluşu olan bu modelin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş Bey'e kesinlikle kulak verme zamanı gelmiştir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Hasgül Talay / diğer yazıları
- Tıkıldık kaldık / 26.01.2021
- Yüzleşme zamanı / 05.06.2020
- Ramazan-ı Şerif’in bereketi / 21.05.2020
- Gönül dünyası / 03.05.2020
- Yeni yıl ve beklentiler / 02.01.2020
- Emine Bulut / 27.08.2019
- Milli servetimiz ve ormanlarımız / 24.08.2019
- Bayram izlenimlerim / 19.06.2018
- Şekerim çıkıyor / 28.02.2018
- Dost-düşman kavramı / 15.02.2018
- Yüzleşme zamanı / 05.06.2020
- Ramazan-ı Şerif’in bereketi / 21.05.2020
- Gönül dünyası / 03.05.2020
- Yeni yıl ve beklentiler / 02.01.2020
- Emine Bulut / 27.08.2019
- Milli servetimiz ve ormanlarımız / 24.08.2019
- Bayram izlenimlerim / 19.06.2018
- Şekerim çıkıyor / 28.02.2018
- Dost-düşman kavramı / 15.02.2018