İnsan olmanın bir gereği de sanırım bir derde sahip olmak. Şimdi bu dertlerin neler olduğunu ya da neler olabileceğini sayıp dökmeyi düşünmüyorum. Çünkü herkesin derdini algılama şekli farklı. Bazılarına göre dert sahibi olmak neredeyse sevinilecek bir hal. Çünkü dertlerin bizleri terbiye ettiğini hepimiz biliyoruz.
Evlerden ırak bir hastalığa sahip olsak bile bu ayrıcalığı güzelce içimize sindirerek yaşamak gerek.
İnsan, dertlerini hassas fakat gerektiğinde metanet sahibi, kendi öz sorunlarına bir şekilde çözümler üretebilmiş, içten, empati sahibi, güvenilir, olaylara mizahi bir açıdan da bakabilen insanlarla paylaşmalıdır. Hayat büyük bir sınav, işin ilginç tarafı bizler bunu bildiğimiz halde kimi zaman gerektiğinden fazla duygusal davranabiliyoruz.
Hayatımız doğumumuzla ölümümüz arasında uzun bir hikaye, bizler cüz'i irademizle bazı değişkenleri, parametreleri yönlendirebiliyoruz. Bunun yanı sıra kaderimizi dualarımızla şekillendirebiliyoruz.
Rahman ve Rahim olan, "merhametlilerin en merhametlisi" Erhamurrahimin olan bir Rabbimiz var. Sanırım bu hakikatleri kimi zaman unutuyoruz ya da ne anlama geldiklerini çok iyi müşahade edemiyoruz.
Hayatımızın akışı içinde algılamada farklılıklar yaşıyoruz. Bir kelimeyi, bir deyimi, bir cümleyi bir okuma parçasını, insanları, olguları, olayları, dünyayı, kainatı algılayışımız kimi zaman öyle değişiyor, belki öyle garipleşiyor ki… Acaba aklımı mı yitiriyorum? Şeklinde bir endişeye kapılabiliyoruz.
Aslında böyle düşünmemiz aklımızın oldukça yerinde olduğunu kanıtlıyor. Gördüğümüz acayiplerden korku ve endişeye kapılmak yerine, Rabbimizi anmaya devam etmek bir çözüm olabilir mi? Ki "Zikrullah her derde devadır" deniyor.
Radyomuz açık; "Bir his var içimde, seslenir derinlerde…" Bu kelimeler beni öyle uzaklara götürdü ki; 13-14 yaşlarında bir sarı sonbahar günü odamızdaki aynaya bakıp aklımdan sadece manasını hatırladığım cümleler geçiyordu. Tüm zorluklarına rağmen yaşamaya, çalışmaya, umut etmeye devam etmek…
O sarı sonbaharı da sarı, turuncu, koyu kırmızı yapraklarını döken ağaçların arasında yaşadık. Çok harika bir manzaraydı. O zamanlar ölümü hemen hemen hiç aklıma getirmezdim. Şimdilerde ise ölüm bir yakın arkadaş gibi. Allah ayıkmayı nasip etsin…
Evlerden ırak bir hastalığa sahip olsak bile bu ayrıcalığı güzelce içimize sindirerek yaşamak gerek.
İnsan, dertlerini hassas fakat gerektiğinde metanet sahibi, kendi öz sorunlarına bir şekilde çözümler üretebilmiş, içten, empati sahibi, güvenilir, olaylara mizahi bir açıdan da bakabilen insanlarla paylaşmalıdır. Hayat büyük bir sınav, işin ilginç tarafı bizler bunu bildiğimiz halde kimi zaman gerektiğinden fazla duygusal davranabiliyoruz.
Hayatımız doğumumuzla ölümümüz arasında uzun bir hikaye, bizler cüz'i irademizle bazı değişkenleri, parametreleri yönlendirebiliyoruz. Bunun yanı sıra kaderimizi dualarımızla şekillendirebiliyoruz.
Rahman ve Rahim olan, "merhametlilerin en merhametlisi" Erhamurrahimin olan bir Rabbimiz var. Sanırım bu hakikatleri kimi zaman unutuyoruz ya da ne anlama geldiklerini çok iyi müşahade edemiyoruz.
Hayatımızın akışı içinde algılamada farklılıklar yaşıyoruz. Bir kelimeyi, bir deyimi, bir cümleyi bir okuma parçasını, insanları, olguları, olayları, dünyayı, kainatı algılayışımız kimi zaman öyle değişiyor, belki öyle garipleşiyor ki… Acaba aklımı mı yitiriyorum? Şeklinde bir endişeye kapılabiliyoruz.
Aslında böyle düşünmemiz aklımızın oldukça yerinde olduğunu kanıtlıyor. Gördüğümüz acayiplerden korku ve endişeye kapılmak yerine, Rabbimizi anmaya devam etmek bir çözüm olabilir mi? Ki "Zikrullah her derde devadır" deniyor.
Radyomuz açık; "Bir his var içimde, seslenir derinlerde…" Bu kelimeler beni öyle uzaklara götürdü ki; 13-14 yaşlarında bir sarı sonbahar günü odamızdaki aynaya bakıp aklımdan sadece manasını hatırladığım cümleler geçiyordu. Tüm zorluklarına rağmen yaşamaya, çalışmaya, umut etmeye devam etmek…
O sarı sonbaharı da sarı, turuncu, koyu kırmızı yapraklarını döken ağaçların arasında yaşadık. Çok harika bir manzaraydı. O zamanlar ölümü hemen hemen hiç aklıma getirmezdim. Şimdilerde ise ölüm bir yakın arkadaş gibi. Allah ayıkmayı nasip etsin…
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Kevser Doyurum / diğer yazıları
- İrfan sofrası / 24.10.2023
- Tecelli / 27.07.2023
- İmam Hüseyin'in kıyamının sebepleri / 24.07.2023
- Kâmil insan, insanlar için bir aynadır / 21.07.2023
- Hayat rehberi Kur'an-ı Kerim / 01.12.2022
- Gaflet ve uyanıklık / 29.11.2022
- Bilinçli olgunlaşma / 26.11.2022
- Hayat memat / 22.11.2022
- Güzel ülkemin güzel insanları / 19.11.2022
- Bir tez olarak Milli Ekonomi Modeli / 26.09.2022
- Tecelli / 27.07.2023
- İmam Hüseyin'in kıyamının sebepleri / 24.07.2023
- Kâmil insan, insanlar için bir aynadır / 21.07.2023
- Hayat rehberi Kur'an-ı Kerim / 01.12.2022
- Gaflet ve uyanıklık / 29.11.2022
- Bilinçli olgunlaşma / 26.11.2022
- Hayat memat / 22.11.2022
- Güzel ülkemin güzel insanları / 19.11.2022
- Bir tez olarak Milli Ekonomi Modeli / 26.09.2022