Dünkü yazımızda ABD'nin Türkiye'ye yönelik örtülü ve açık tehditlerini irdelemiştik.
Tam yazımızı noktalarken ajanstan bir haber geçti:
Washington, Rusya'yı operasyona ikna edebilmek, en azından BM'den ABD lehine karar çıkmasına göz yumması karşılığında tam 50 Milyar Dolar rüşvet teklif ediyor.
Yanlış duymadınız. Rusya Devlet Başkanı Putin'e, ABD, Irak petrollerinden 50 Milyar Dolarlık gelir vaad ediyor.
Birinci Körfez Savaşı'nın en büyük yükünü çeken Türkiye'ye ise, kayıtsız şartsız desteği karşılığında 3-4 Milyar Dolarlık yardımdan dem vuran ABD'nin, Rusya'ya bu cömertliği neden?
Bu sorunun cevabını iyi verebilirsek, son yıllardaki hükümetlerimizin siyasi ve diplomatik başarısızlığının faturasını iyi görmüş oluruz.
Dikkat edin; Rusya, bütün ekonomik ve siyasi sıkıntılarına rağmen IMF boyunduruğundan çabuk kurtulduğu için ABD karşısında dik durabiliyor.
Ve bütün sorunlarını içine gömerek dış politikada hâlâ büyük oyuncu olduğunu gösterebiliyor.
Türkiye ise, IMF'ye teslim olduğu ve ABD'ye mahkûm hissettiği için hükümetler iç kamuoyunu aldatmaya dönük bir iki atraksiyonun ötesinde bir varlık gösteremiyorlar.
Oysa, ABD, BM'de ne kadar Rusya'ya muhtaçsa ondan daha fazla, bir harekât kararında Türkiye'ye muhtaçtır.
Türkiye, bu stratejik mecburiyeti iyi okuyacak yerde, ABD'nin tehdit ve şantajlarına kolay boyun eğdiği için de onurlu bir duruş sergileyemiyor.
Bunlara bir de iktidarın birbiriyle çelişen açıklamaları, kurumlar arası farklı duruşlar eklenince, artık, ne ABD ne de Irak'ın ciddiye alınmadığı, ama buna rağmen savaşın faturasının kesildiği ülke durumuna düşüyor.
Oysa, Türkiye'nin elindeki kartlar Rusya'dan fazla.
Bir kere, ABD askerleri Türkiye'nin izni olmadan Kuzey Irak'a giremez.
İkincisi, Irak eğer işgal edilecek ve statüko bozulacaksa, statüko öncesinde Türkiye'nin hakları var.
Rusya'ya cömertçe 50 Milyar Ddolar sunan ABD'ye, Türkiye, kimin haklarını kime veriyorsunuz, diye, sesini yükseltebilmeli.
Yine, Türkiye; İran, Irak, Suriye üzerinde etkin olabilecek bir bölgesel güç olarak yabancı bir gücün müdahalesinin önünü kesebilirdi.
Genelkurmay Başkanı'mız, "Türkiye'nin Anadolu'ya hapsedilmesinden" şikayetçi.
Bu hapsoluş, AB'nin Kıbrıs'tan, ABD'nin Güneydoğu'dan bizi püskürtmeye çalışmasından önce başladı.
Önce zihin dünyamızda: bölgeden, coğrafyamız ve tarihimizden koparılarak Anadolu coğrafyasına çekildik.
Türkiye, büyük düşünmek zorunda. Türkiye'yi korumak için iç hatlara hapsolunarak değil; düşmanı dış hatlardan püskürterek olmalı. Bir düşmandan kurtulalım, diye daha büyük düşmanla koyun koyuna girerek olmaz bu.
Tam yazımızı noktalarken ajanstan bir haber geçti:
Washington, Rusya'yı operasyona ikna edebilmek, en azından BM'den ABD lehine karar çıkmasına göz yumması karşılığında tam 50 Milyar Dolar rüşvet teklif ediyor.
Yanlış duymadınız. Rusya Devlet Başkanı Putin'e, ABD, Irak petrollerinden 50 Milyar Dolarlık gelir vaad ediyor.
Birinci Körfez Savaşı'nın en büyük yükünü çeken Türkiye'ye ise, kayıtsız şartsız desteği karşılığında 3-4 Milyar Dolarlık yardımdan dem vuran ABD'nin, Rusya'ya bu cömertliği neden?
Bu sorunun cevabını iyi verebilirsek, son yıllardaki hükümetlerimizin siyasi ve diplomatik başarısızlığının faturasını iyi görmüş oluruz.
Dikkat edin; Rusya, bütün ekonomik ve siyasi sıkıntılarına rağmen IMF boyunduruğundan çabuk kurtulduğu için ABD karşısında dik durabiliyor.
Ve bütün sorunlarını içine gömerek dış politikada hâlâ büyük oyuncu olduğunu gösterebiliyor.
Türkiye ise, IMF'ye teslim olduğu ve ABD'ye mahkûm hissettiği için hükümetler iç kamuoyunu aldatmaya dönük bir iki atraksiyonun ötesinde bir varlık gösteremiyorlar.
Oysa, ABD, BM'de ne kadar Rusya'ya muhtaçsa ondan daha fazla, bir harekât kararında Türkiye'ye muhtaçtır.
Türkiye, bu stratejik mecburiyeti iyi okuyacak yerde, ABD'nin tehdit ve şantajlarına kolay boyun eğdiği için de onurlu bir duruş sergileyemiyor.
Bunlara bir de iktidarın birbiriyle çelişen açıklamaları, kurumlar arası farklı duruşlar eklenince, artık, ne ABD ne de Irak'ın ciddiye alınmadığı, ama buna rağmen savaşın faturasının kesildiği ülke durumuna düşüyor.
Oysa, Türkiye'nin elindeki kartlar Rusya'dan fazla.
Bir kere, ABD askerleri Türkiye'nin izni olmadan Kuzey Irak'a giremez.
İkincisi, Irak eğer işgal edilecek ve statüko bozulacaksa, statüko öncesinde Türkiye'nin hakları var.
Rusya'ya cömertçe 50 Milyar Ddolar sunan ABD'ye, Türkiye, kimin haklarını kime veriyorsunuz, diye, sesini yükseltebilmeli.
Yine, Türkiye; İran, Irak, Suriye üzerinde etkin olabilecek bir bölgesel güç olarak yabancı bir gücün müdahalesinin önünü kesebilirdi.
Genelkurmay Başkanı'mız, "Türkiye'nin Anadolu'ya hapsedilmesinden" şikayetçi.
Bu hapsoluş, AB'nin Kıbrıs'tan, ABD'nin Güneydoğu'dan bizi püskürtmeye çalışmasından önce başladı.
Önce zihin dünyamızda: bölgeden, coğrafyamız ve tarihimizden koparılarak Anadolu coğrafyasına çekildik.
Türkiye, büyük düşünmek zorunda. Türkiye'yi korumak için iç hatlara hapsolunarak değil; düşmanı dış hatlardan püskürterek olmalı. Bir düşmandan kurtulalım, diye daha büyük düşmanla koyun koyuna girerek olmaz bu.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
İbrahim Berk / diğer yazıları
- Cübbe düştü haç göründü / 07.01.2020
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014






























































































