Önce Amerikalı senatörler Türkiye'nin sırtını sıvazladı. Ülkemizin stratejik öneminden ve ödevinden dem vurdu. Ardından ABD Kongresi'nin kulağını çekti.
Bu sayede iki yıldır öldürüp öldürüp diriltecek gibi yapan IMF kredi musluklarını açtığını açıkladı.
Evet, sadece açıkladı. Ama bu bile spekülatörlerin sinek avladığı finans piyasalarını yeniden hareketlendirdi.
Döviz-faiz-borsa üçgeninde bir bayram bir bayram ki sormayın gitsin.
Sanki ülkemizin iç ve dış borcu azalmış, büyümesi artmış, istihdam imkânları açılmış. Hayır, sadece IMF 10 milyar dolar ek kredi vereceğini açıklamış. Tabiî ki ek şartlar ileri sürerek.
Geçen yıl söz verdiği 3 milyar dolarlık kredi dilimini hâlâ vermeyen IMF'nin vaadi para piyasalarını heyecanlandırmaya yetti. Döviz düştü, faiz indi, borsa çıktı. Bu bile finans piyasasının bugüne kadar olumsuz haberleri satarak ceplerini dolduran spekülatörlerin insafına terk edildiğini göstermiyor mu?
Bütün bunlar bir yana biz ABD'li senatörlerin Türkiye'yi yeniden keşfetme sebeplerini irdeleyelim.
Birinci neden elbette ki ABD'ye asker gönderme konusunda mızmızlanan Hükümet ortaklarına havuç uzatmak. Ama asıl nedenin ne olduğu konusunda ilk sinyali Yahudi asıllı New York Times yazarı William Safire verdi.
Geçtiğimiz hafta başyazısında ABD'nin eski Başkanı Nixon ile hayali bir röportaj yapıyor ve konuyu Irak'a ayırıyordu.
Irak'ın haydut devlet olduğundan dem vuruyor ve Türkiye'nin Musul ve Kerkük'e girerek Saddam rejimini devirmesinin iyi olacağını söylüyordu.
Türkiye Musul ve Kerkük petrollerinden pay sahibi olacak bu sayede ekonomisini düze çıkaracak diyordu.
Görüyorsunuz değil mi hazret ne kadar da cömert. Irak'a Türk askeri girecek, Saddam'ı devirecek ama petrol pastasının büyük dilimi onlara kalacak. Bize de bir dilim uzatıvereceklerini lütfediyorlar.
ABD'nin Irak planına Türkiye'yi taşeron yapabilmek için petrol havucunu uzatan Yahudi Safire'nin Türkiye ile ilgili gerçek niyetini ise Körfez Savaşı'ndan hatırlıyoruz.
Körfez krizinde büyük kayıplara uğrayan Türkiye'nin ABD'den boru hatlarını kapatmakla uğradığı zararı tazmin etmesini istemesi üzerine Safire çılgına dönüyordu.
Ve Türkiye'ye satılık müttefik sıfatını layık görüyordu. Yahudi Safire'e göre Türkiye ABD'nin bedava askeri olmalıydı. ABD'den karşılık bekleme hakkı sadece İsrail'indi.
ABD'nin Irak düşünde Türkiye'nin rolü konusundaki bu yakıştırmaların Safire'in fantezisi olduğuna inananlar fena halde ofsayta düştü.
Afganistan'da Taliban'ı çökerttiğine inanan ABD, ilk dönemdeki ağzını değiştirerek en yüksek perdeden Irak'a saldırıyı dillendirmeye başladı bile...
Bununla da kalsa iyi... ABD'nin Türk Hükümetini ikna noktasında hayli yol aldığı da belli oldu.
Irak'a müdahale dendiğinde tüyleri diken diken olan Ecevit, IMF'den aldığı 10 milyar dolarlık ulufe vaadiyle iyice gevşedi.
Daha önce Irak'a saldırı konusu açılınca Tanrı esirgesin diyen Ecevit, şimdilerde Washington Büyükelçimizin ağzından ABD'nin kanıtlar göstermesi halinde göz yumacağımızı ifade ediyor.
ABD için bir kılıf bulmak hiç de güç olmayacak.
Yine kafamız karıştı. Türkiye'nin bir Irak politikası yok mu? On yıldır Irak'ın toprak bütünlüğünden başka bir şey söylemeyen Türkiye, 10 milyar doların kokusunu alınca devlet politikasını mı değiştiriyor?
10 milyar dolar veren 100 milyar doları da almasını bilir.
El kesesinden düğün bayram edenin yası da büyük olur.
Bu sayede iki yıldır öldürüp öldürüp diriltecek gibi yapan IMF kredi musluklarını açtığını açıkladı.
Evet, sadece açıkladı. Ama bu bile spekülatörlerin sinek avladığı finans piyasalarını yeniden hareketlendirdi.
Döviz-faiz-borsa üçgeninde bir bayram bir bayram ki sormayın gitsin.
Sanki ülkemizin iç ve dış borcu azalmış, büyümesi artmış, istihdam imkânları açılmış. Hayır, sadece IMF 10 milyar dolar ek kredi vereceğini açıklamış. Tabiî ki ek şartlar ileri sürerek.
Geçen yıl söz verdiği 3 milyar dolarlık kredi dilimini hâlâ vermeyen IMF'nin vaadi para piyasalarını heyecanlandırmaya yetti. Döviz düştü, faiz indi, borsa çıktı. Bu bile finans piyasasının bugüne kadar olumsuz haberleri satarak ceplerini dolduran spekülatörlerin insafına terk edildiğini göstermiyor mu?
Bütün bunlar bir yana biz ABD'li senatörlerin Türkiye'yi yeniden keşfetme sebeplerini irdeleyelim.
Birinci neden elbette ki ABD'ye asker gönderme konusunda mızmızlanan Hükümet ortaklarına havuç uzatmak. Ama asıl nedenin ne olduğu konusunda ilk sinyali Yahudi asıllı New York Times yazarı William Safire verdi.
Geçtiğimiz hafta başyazısında ABD'nin eski Başkanı Nixon ile hayali bir röportaj yapıyor ve konuyu Irak'a ayırıyordu.
Irak'ın haydut devlet olduğundan dem vuruyor ve Türkiye'nin Musul ve Kerkük'e girerek Saddam rejimini devirmesinin iyi olacağını söylüyordu.
Türkiye Musul ve Kerkük petrollerinden pay sahibi olacak bu sayede ekonomisini düze çıkaracak diyordu.
Görüyorsunuz değil mi hazret ne kadar da cömert. Irak'a Türk askeri girecek, Saddam'ı devirecek ama petrol pastasının büyük dilimi onlara kalacak. Bize de bir dilim uzatıvereceklerini lütfediyorlar.
ABD'nin Irak planına Türkiye'yi taşeron yapabilmek için petrol havucunu uzatan Yahudi Safire'nin Türkiye ile ilgili gerçek niyetini ise Körfez Savaşı'ndan hatırlıyoruz.
Körfez krizinde büyük kayıplara uğrayan Türkiye'nin ABD'den boru hatlarını kapatmakla uğradığı zararı tazmin etmesini istemesi üzerine Safire çılgına dönüyordu.
Ve Türkiye'ye satılık müttefik sıfatını layık görüyordu. Yahudi Safire'e göre Türkiye ABD'nin bedava askeri olmalıydı. ABD'den karşılık bekleme hakkı sadece İsrail'indi.
ABD'nin Irak düşünde Türkiye'nin rolü konusundaki bu yakıştırmaların Safire'in fantezisi olduğuna inananlar fena halde ofsayta düştü.
Afganistan'da Taliban'ı çökerttiğine inanan ABD, ilk dönemdeki ağzını değiştirerek en yüksek perdeden Irak'a saldırıyı dillendirmeye başladı bile...
Bununla da kalsa iyi... ABD'nin Türk Hükümetini ikna noktasında hayli yol aldığı da belli oldu.
Irak'a müdahale dendiğinde tüyleri diken diken olan Ecevit, IMF'den aldığı 10 milyar dolarlık ulufe vaadiyle iyice gevşedi.
Daha önce Irak'a saldırı konusu açılınca Tanrı esirgesin diyen Ecevit, şimdilerde Washington Büyükelçimizin ağzından ABD'nin kanıtlar göstermesi halinde göz yumacağımızı ifade ediyor.
ABD için bir kılıf bulmak hiç de güç olmayacak.
Yine kafamız karıştı. Türkiye'nin bir Irak politikası yok mu? On yıldır Irak'ın toprak bütünlüğünden başka bir şey söylemeyen Türkiye, 10 milyar doların kokusunu alınca devlet politikasını mı değiştiriyor?
10 milyar dolar veren 100 milyar doları da almasını bilir.
El kesesinden düğün bayram edenin yası da büyük olur.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
İbrahim Berk / diğer yazıları
- Cübbe düştü haç göründü / 07.01.2020
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014