Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırmaları Enstitüsü Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erdik, 17 Ağustos depreminde İstanbul'da hasar gören tarihi yapıların takviye edildiğinden emin olmadığını söyledi.
Müzelerin geleceği şüpheli
Prof. Dr. Erdik, BÜ Rektörlük Konferans Salonu'nda, Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Oya Başak'ın yöneticiliğini yaptığı "Müzelerimizin Geleceği" panelinde, "Deprem tehlikesine karşı müzelerimizin korunması" konulu konuşma yaptı.
17 Ağustos depreminden İstanbul'un da etkilendiğini ve bazı tarihi binaların hasar gördüğünü belirten Prof. Dr. Erdik, "'Mihrimah Sultan Camii, Fatih Camii, Millet Kütüphanesi ciddi zarar gördü. Topkapı ve Dolmabahçe sarayları, İslam Eserleri Müzesi gibi yapılarda da çatlaklar meydana geldi. 17 Ağustos depreminde İstanbul'da hasar gören tarihi yapıların takviye edildiğinden emin değilim" diye konuştu.
Tarihi binaların güçlendirilmesi gerek
Bu hasarlarla ilgili olarak Arkeoloji Müzesi ve Topkapı Sarayı ileilgilendiğini dile getiren Prof. Dr. Erdik, "Topkapı Sarayı'nda meydana gelen çatlakların büyük kısmı hala duruyor. Bu çatlaklar bundan sonraki olası İstanbul depreminde müzenin hasar görmesine yol açabilir" dedi. Olası depremde İstanbul'da tarihi yapıların yoğunlukta olduğu bölgelerin en çok zararı göreceğinin bilindiğini, bu nedenle müzelerle ilgili bir çalışma yürüttüklerini belirten Prof. Dr. Erdik, müze binalarının güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Müzelerdeki eserlerin korunması konusuna da değinen Prof. Dr. Erdik, bir kısmı basit yöntemlere dayanan önlemlerle eserlerin çoğunun depremlere karşı korunmasının mümkün olacağını vurguladı. Prof. Dr. Erdik, vazoların içlerine yarısına kadar kurşun dökülmesi, eserlerin misina ile bağlanması, daha büyük eserlerin temel ile ilişkisini kesecek şekilde izolasyonunun yapılmasının önemli oranda koruma sağlayacağını söyledi.
"Yeterli değil belki ama..."
Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Filiz Çağman da 17 Ağustos depreminde müzenin ve eserlerinin bir zarar görmediğini belirterek, bu olaydan sonra müzede kırılacak bütün eserleri ambalajladıklarını bildirdi. Bu konuda personel eğitimine önem verdiklerini ve çeşitli seminerler düzenlediklerini anlatan Çağman, yurtdışından gelen konunun uzmanlarıyla da eserlerin korunması konusunda uygulamalar yaptıklarını kaydetti. Çağman, deprem sırasında bina, camekan ve sergilenen objelerin aynı salınım hareketi yapması gerektiğini öğrendiklerini ve bunu uyguladıklarını söyledi. Ortadaki camekanları kaldırdıklarını ve duvarların içine monte ettiklerini, ahşap dolapları çelik dolaplarla değiştirdiklerini, aydınlatma elemanlarının eserlere zarar vermemesi için fiber optik aydınlatma kullandıklarını ve eserleri de misina ile bağlayarak sabitlediklerini anlatan Çağman, "17 Ağustos'tan sonra yeterli değil belki ama basit ve etkili önlemler aldık" diye konuştu.
Irak'taki hadiselerden ders alınmalı
İstanbul Arkeoloji Müzesi Çivi Yazıları Arşivi Şefi Sümerolog Veysel Donbaz da Irak'taki eserlerinin yağmalanması konusunda alınacak tedbirlerle ilgili Türkiye'yi temsilen UNESCO toplantısına katıldığını belirtti. Irak'taki yağmanın sadece eski eserlerle sınırlı kalmadığını, halkın klozetleri bile alıp götürecek hale geldiğini dile getiren Donbaz, "Kendi kültürüne bu kadar düşmanca davranan bir başka halk tahayyül edemiyorum" dedi.
Donbaz, Irak'taki eserlerin yağmalanmasının yanı sıra çalınanlarında tahrip olduğu fikrini aşılaması için büyük kısmının tahrip edildiğini belirterek, yağmalanan eserlerden büyük çoğunluğunun geri dönmeyeceğine inandığını sözlerine ekledi.
Müzelerin geleceği şüpheli
Prof. Dr. Erdik, BÜ Rektörlük Konferans Salonu'nda, Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Oya Başak'ın yöneticiliğini yaptığı "Müzelerimizin Geleceği" panelinde, "Deprem tehlikesine karşı müzelerimizin korunması" konulu konuşma yaptı.
17 Ağustos depreminden İstanbul'un da etkilendiğini ve bazı tarihi binaların hasar gördüğünü belirten Prof. Dr. Erdik, "'Mihrimah Sultan Camii, Fatih Camii, Millet Kütüphanesi ciddi zarar gördü. Topkapı ve Dolmabahçe sarayları, İslam Eserleri Müzesi gibi yapılarda da çatlaklar meydana geldi. 17 Ağustos depreminde İstanbul'da hasar gören tarihi yapıların takviye edildiğinden emin değilim" diye konuştu.
Tarihi binaların güçlendirilmesi gerek
Bu hasarlarla ilgili olarak Arkeoloji Müzesi ve Topkapı Sarayı ileilgilendiğini dile getiren Prof. Dr. Erdik, "Topkapı Sarayı'nda meydana gelen çatlakların büyük kısmı hala duruyor. Bu çatlaklar bundan sonraki olası İstanbul depreminde müzenin hasar görmesine yol açabilir" dedi. Olası depremde İstanbul'da tarihi yapıların yoğunlukta olduğu bölgelerin en çok zararı göreceğinin bilindiğini, bu nedenle müzelerle ilgili bir çalışma yürüttüklerini belirten Prof. Dr. Erdik, müze binalarının güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Müzelerdeki eserlerin korunması konusuna da değinen Prof. Dr. Erdik, bir kısmı basit yöntemlere dayanan önlemlerle eserlerin çoğunun depremlere karşı korunmasının mümkün olacağını vurguladı. Prof. Dr. Erdik, vazoların içlerine yarısına kadar kurşun dökülmesi, eserlerin misina ile bağlanması, daha büyük eserlerin temel ile ilişkisini kesecek şekilde izolasyonunun yapılmasının önemli oranda koruma sağlayacağını söyledi.
"Yeterli değil belki ama..."
Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Filiz Çağman da 17 Ağustos depreminde müzenin ve eserlerinin bir zarar görmediğini belirterek, bu olaydan sonra müzede kırılacak bütün eserleri ambalajladıklarını bildirdi. Bu konuda personel eğitimine önem verdiklerini ve çeşitli seminerler düzenlediklerini anlatan Çağman, yurtdışından gelen konunun uzmanlarıyla da eserlerin korunması konusunda uygulamalar yaptıklarını kaydetti. Çağman, deprem sırasında bina, camekan ve sergilenen objelerin aynı salınım hareketi yapması gerektiğini öğrendiklerini ve bunu uyguladıklarını söyledi. Ortadaki camekanları kaldırdıklarını ve duvarların içine monte ettiklerini, ahşap dolapları çelik dolaplarla değiştirdiklerini, aydınlatma elemanlarının eserlere zarar vermemesi için fiber optik aydınlatma kullandıklarını ve eserleri de misina ile bağlayarak sabitlediklerini anlatan Çağman, "17 Ağustos'tan sonra yeterli değil belki ama basit ve etkili önlemler aldık" diye konuştu.
Irak'taki hadiselerden ders alınmalı
İstanbul Arkeoloji Müzesi Çivi Yazıları Arşivi Şefi Sümerolog Veysel Donbaz da Irak'taki eserlerinin yağmalanması konusunda alınacak tedbirlerle ilgili Türkiye'yi temsilen UNESCO toplantısına katıldığını belirtti. Irak'taki yağmanın sadece eski eserlerle sınırlı kalmadığını, halkın klozetleri bile alıp götürecek hale geldiğini dile getiren Donbaz, "Kendi kültürüne bu kadar düşmanca davranan bir başka halk tahayyül edemiyorum" dedi.
Donbaz, Irak'taki eserlerin yağmalanmasının yanı sıra çalınanlarında tahrip olduğu fikrini aşılaması için büyük kısmının tahrip edildiğini belirterek, yağmalanan eserlerden büyük çoğunluğunun geri dönmeyeceğine inandığını sözlerine ekledi.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.