İki bin sekizin son ayına girerken Başbakandan başlayarak aşağıya doğru bütün yetkililerin özellikle mali krizle ilgili açıklamalarını bir cümle ile özetlemek isterseniz başlıktaki ifadeyi kullanabilirsiniz.Merhum Akif, nice on yıllar evvel Safahat'ında şöyle bir fıkra anlatmış:"Bocalarken bakar üstündeki kaptan acemi,Sarılır bir kayanın boynuna biçare gemi.'Bu nedir, Beybaba, bittik mi, ne olduk?' derler;Kimi evrad okur üfler, kimi la-havle çeker.'Yok canım' der, Hacı Kaptan, biriken yolculara;'Su tükenmiş, haberim yok, buyurun işte kara!"Safahat'ın Asım bölümünde yer alan bu fıkra, altı yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarının geldiği ve ülkeyi getirdiği noktayı çok veciz bir şekilde ifade ediyor:"Su tükenmiş, haberim yok, buyurun işte kara!"Gemi karaya oturdu, kayalara çarpmak üzereyiz, kaptanlar hala oyunda eğlencede diyenlere hükümet çevreleri akıllarınca cevap yetiştiriyorlar:"Kayalara çarpma, karaya oturma falan yok da su tükenmiş, deniz bitmiş, kusura bakmayın".Suyun tükendiği, denizin bittiği tarafa doğru rotayı çeviren sanki kendileri değilmiş gibi, pişkin pişkin açıklamalar yapıyorlar.Fabrikalar kapanıyor, çarşı-pazar esnafı kepenk indiriyor, dün fabrikatör olan bir çok insan kendi fabrikasında iş arar hale gelmiş?Cevap:"Kusura bakmayın IMF programlarının böyle bir sonuç doğuracağını bilmiyorduk".Peki, ülkeyi felaketin eşiğine getiren IMF ile tekrar masaya oturdunuz, tekrar borç almak için yalvarıyorsunuz."Ne yapalım başak çaremiz yok".Seni batıran, ülkeyi iflasın eşiğine getiren çevrelerin eşiğinde dolaşmak bir çare, bir çıkar yol mudur?"Başka çıkar yol bilmiyoruz".Çıkar yol bilenlerin, çare sunanların, mesela; sayın Haydar Baş'ın kapısını neden çalmıyor, reçetesini neden almıyorsunuz?"Hık?mık?"Yani sarhoş kaptanlar yüzünden gemi vurdu karaya fakat kaptanlar hala, gemiyi kayalara çarptıklarını kabul etmeyip, suyun tükendiğini, denizin bittiğini iddia edecek kadar da gülünç durumlarını sergiliyorlar.Yaklaşan yerel seçimlerde Türk insanı bu ciddiyetsizliğin hesabını sandık başında elbette soracaktır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025