Tüm dünyada kaynakların kullanımı ve gelir dağılımı tablosunu bir cümle ile özetlemek istediğimizde, merhum Necip Fazıl'ın; "Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul" mısraını rahatlıkla kullanabiliriz:
"Allah'ın on pulunu bekleye dursun on kul
Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul."
Bu, yıllar evvel yapılmış bir tespittir, konulmuş doğru bir teşhistir ama bu çok çok olumsuz ve haksız tablonun değişmesi için neler yapılması gerektiğine yönelik bir çare sunulmamıştır.
Belki bu tespitin üzerinden yarım asırdan fazla bir zaman geçti ama ne dünyada ne de ülkemizde iyiye doğru bir değişme olmadı, aksine, dokuz kişinin hakkından biraz daha çalıp o bir kişiye aktarmaya yönelik düzenlemeler tam gaz devam etti ve ediyor.
İşte Sayın Haydar Baş'ın "tam otuz yılımı verdim" dediği Milli Ekonomi Modeli, "bir kişiye tam dokuz dokuz kişiye bir pul" tablosunun, sömürülenler lehine nasıl değişeceğine dair çok hayati formüller içermektedir.
Müslüman bir bilim adamı, sorumluluğunun bilincinde bir mütefekkir olarak Sayın Haydar Baş, adeta dünya mazlumlarının, hakları gasp edilenlerinin önüne düşerek; "böyle geldi ama böyle gitmeyecek" meşalesini yakmış ve umutlarını yeşertmiştir.
Şimdilerde o dokuz kişinin hakkına çöreklenen o bir kişi, doksan kişinin alın terini hortumlayan o on kişi, dokuz yüz kişinin emeğini sömüren o yüz kişi, öteden beri çevirdikleri o zulüm çarklarına çomak sokan Milli Ekonomi Modeli'ni ve müellifini insanlık âleminden saklamak için her türlü fırıldağı çeviriyorlar.
Daha şimdiden MEM, şu veya bu vesile yaklaşık dört milyar insana ulaşmış olduğuna göre, bu gidişle inşaallah fırıldakçıların fırıldakları pek işe yaramayacak, bu hayati ilaç hastalarla buluşacaktır.
Yedi milyarlık insanlık âleminde büyük çoğunluğu oluşturan yoksulların, emek ve alın terleri gasp edilenlerin, yani sömürülenlerin dört gözle bekledikleri ve dört elle sarılmaları gerektiği bir çare paketidir ve bir çıkış yoludur MEM.
Milli Ekonomi Modeli tüm dünyada sömürülenlerin ortak sesi olmuştur ve olmaya da devam edecektir.
İçimizden çıkan bir ilim adamı tarafından geliştirilen bu tarihi tez, bu ülke insanından ısrarla ve de büyük bir ustalıkla saklanmasına karşılık tüm dünyada büyük bir hızla yayılmaktadır.
Tarih elbette, tek başına kapitalizme, her türlü sömürüye formüllerle meydan okuyan Sayın Baş'ı da yazacak, bu teze karşı üç maymunu oynayan sözde ilim adamlarını da yazacaktır.
"Allah'ın on pulunu bekleye dursun on kul
Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul."
Bu, yıllar evvel yapılmış bir tespittir, konulmuş doğru bir teşhistir ama bu çok çok olumsuz ve haksız tablonun değişmesi için neler yapılması gerektiğine yönelik bir çare sunulmamıştır.
Belki bu tespitin üzerinden yarım asırdan fazla bir zaman geçti ama ne dünyada ne de ülkemizde iyiye doğru bir değişme olmadı, aksine, dokuz kişinin hakkından biraz daha çalıp o bir kişiye aktarmaya yönelik düzenlemeler tam gaz devam etti ve ediyor.
İşte Sayın Haydar Baş'ın "tam otuz yılımı verdim" dediği Milli Ekonomi Modeli, "bir kişiye tam dokuz dokuz kişiye bir pul" tablosunun, sömürülenler lehine nasıl değişeceğine dair çok hayati formüller içermektedir.
Müslüman bir bilim adamı, sorumluluğunun bilincinde bir mütefekkir olarak Sayın Haydar Baş, adeta dünya mazlumlarının, hakları gasp edilenlerinin önüne düşerek; "böyle geldi ama böyle gitmeyecek" meşalesini yakmış ve umutlarını yeşertmiştir.
Şimdilerde o dokuz kişinin hakkına çöreklenen o bir kişi, doksan kişinin alın terini hortumlayan o on kişi, dokuz yüz kişinin emeğini sömüren o yüz kişi, öteden beri çevirdikleri o zulüm çarklarına çomak sokan Milli Ekonomi Modeli'ni ve müellifini insanlık âleminden saklamak için her türlü fırıldağı çeviriyorlar.
Daha şimdiden MEM, şu veya bu vesile yaklaşık dört milyar insana ulaşmış olduğuna göre, bu gidişle inşaallah fırıldakçıların fırıldakları pek işe yaramayacak, bu hayati ilaç hastalarla buluşacaktır.
Yedi milyarlık insanlık âleminde büyük çoğunluğu oluşturan yoksulların, emek ve alın terleri gasp edilenlerin, yani sömürülenlerin dört gözle bekledikleri ve dört elle sarılmaları gerektiği bir çare paketidir ve bir çıkış yoludur MEM.
Milli Ekonomi Modeli tüm dünyada sömürülenlerin ortak sesi olmuştur ve olmaya da devam edecektir.
İçimizden çıkan bir ilim adamı tarafından geliştirilen bu tarihi tez, bu ülke insanından ısrarla ve de büyük bir ustalıkla saklanmasına karşılık tüm dünyada büyük bir hızla yayılmaktadır.
Tarih elbette, tek başına kapitalizme, her türlü sömürüye formüllerle meydan okuyan Sayın Baş'ı da yazacak, bu teze karşı üç maymunu oynayan sözde ilim adamlarını da yazacaktır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025