Soma'da 301 işçinin hayatını kaybettiği maden faciasına ilişkin görülen davada tutuklu sanıklardan ikisi hakkında geçtiğimiz gün tahliye kararı verildi. Tahliye kararını duyan ailelerin dünyaları başlarına yıkıldı. Kimileri dizlerini döverken, kimisi de mahkeme üzerine yürüdü.
Faciada eşini kaybeden Naciye Kaya elleriyle yerlere vurarak, "Yazıklar olsun. Böyle dünya olmaz olsun. Hepsi de satılık. 301 kişi öldü. Bu kadar mı paraya taptınız. Ben çocuğuma ne diyeceğim? 'Babanın katillerini çıkardılar' diyeceğim. Böyle adalete yazıklar olsun" diyerek tepki gösterdi.
Gözyaşları içinde seslenen bir madenci yakını da "Benim çocuğum karnımda kaldı, ben babasız çocuk dünyaya getirdim. 8 aylık evli kaldım" diyerek gözyaşı döktü.
Bir madenci yakını da baklava çalan çocuklara verilen cezayı hatırlatarak karara tepki gösterdi. Gaziantep'te 10 Ağustos 1997 gecesi ünlü bir baklavacı dükkanına kapıyı kırarak giren 4 çocuk, baklavayla antepfıstığı çaldıkları iddiasıyla yargılandıkları davada 9 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Ancak çocuklardan üçü olay tarihinde 18 yaşından küçük oldukları için cezaları 6 yıla indirilmişti.
Soma faciası nedeniyle yargılanan 8 kişiden 2'si tahliye edilince cezaevinde tutuklu bulunan 6 kişi kaldı. 301 madencinin ölümünden sorumlu tutulan bu 6 kişi yani!
13 Mayıs 2014 tarihinde yaşanan bu facianın asıl sorumluları ülkeyi yönetenlerdir. Somalılar çiftçilikle geçinen insanlardı. Toprağı sürerek ekmeklerini çıkarırlardı. AKP'nin tarım politikaları yüzünden para kazanamayan köylüler mecburiyetten madenlerde çalışmaya başladılar. Mecburiyetten çünkü yerin altında ve son derece kötü şartlarda 1400-1500 TL için hiç kimse isteyerek çalışmaz. Çiftçileri madenlere inmeye mecbur bırakan AKP'nin, faciadan sorumlu tutulması gerekmez mi?!
Facia olmadan önce maden yasasını çıkarmayan hükümet, suçlu değil mi? Şimdi bütün gözler o 6 kişinin üzerinde. Para kazanma hırsıyla iş tedbirlerini es geçip işçileri köle gibi çalıştıranlar ve bu köle sistemini yaratanlar asıl hesap vermesi gereken kişilerdi.
İngiliz Ulusal Maden Sendikası Başkanı Nicky Wilson, Soma faciası konusunda yapılan bir röportaj sırasında kendisine yöneltilen bir soruyu "Sizinki gibi bir faciayı 100 senedir görmüyoruz. Ve sebebi şanslı olmamız değil. İş güvenliğini sağlama alacak yasalar yaptık. Ölüm ve kaza madenciliğin normal bir parçası değildir" şeklinde yanıtlamıştı.
Oysa bizim yöneticilerimiz meseleye "madenciliğin fıtratında ölüm ve kazalar var" diye yaklaşmıştı. "Mademki, madenciliğin fıtratında ölüm var o zaman neden ölen hep bizim madencimiz oluyor" diye sormak gerekiyordu?
Alman madenlerinde 40 yıllık zaman zarfı içerisinde hiç kimse ölmedi. Bunun sebebi iş güvenliğini ciddiye almalarıdır. Eğer onlar da bizim idarecilerimiz gibi 'işin fıtratında ölüm ve kazalar var' şeklinde olaya yaklaşsalardı onlarda da facialar eksik olmazdı.
Sonuç olarak insanların üç kuruş para için madenlerde köle gibi çalışmaya mecbur kalması bir hükümet sorunu olması gerekirdi. Medeni ülkelerde olsa istifalar yaşanır hatta belki de hükümet düşerdi. Bizde ise istifa eden bir tek kişi dahi olmadı. Çünkü hiç kimse sorumluluğu üzerine almadı. Hâlbuki hükümet olmanın fıtratında böyle facialar karşısında istifa etmek var!
Bütün bu yaşananlardan sonra seçmenin karşısına çıkıp oy isteyen aynı siyasiler vatandaş tarafından cezalandırılmak yerine tekrar iktidar edilerek ödüllendirildiler.
Nihayetinde 301 madencinin ölümünden 8 kişi sorumlu tutuldu. İkisi tahliye edildi geriye kaldı 6 sorumlu?
Somalı kardeşim! Sen kendi derdine yan, acını içinde yaşa zira hükümetin seninle ilgilenecek zamanı yok. Malum, kendileri PKK'nın belini kırmakla meşgul şu aralar?
Faciada eşini kaybeden Naciye Kaya elleriyle yerlere vurarak, "Yazıklar olsun. Böyle dünya olmaz olsun. Hepsi de satılık. 301 kişi öldü. Bu kadar mı paraya taptınız. Ben çocuğuma ne diyeceğim? 'Babanın katillerini çıkardılar' diyeceğim. Böyle adalete yazıklar olsun" diyerek tepki gösterdi.
Gözyaşları içinde seslenen bir madenci yakını da "Benim çocuğum karnımda kaldı, ben babasız çocuk dünyaya getirdim. 8 aylık evli kaldım" diyerek gözyaşı döktü.
Bir madenci yakını da baklava çalan çocuklara verilen cezayı hatırlatarak karara tepki gösterdi. Gaziantep'te 10 Ağustos 1997 gecesi ünlü bir baklavacı dükkanına kapıyı kırarak giren 4 çocuk, baklavayla antepfıstığı çaldıkları iddiasıyla yargılandıkları davada 9 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Ancak çocuklardan üçü olay tarihinde 18 yaşından küçük oldukları için cezaları 6 yıla indirilmişti.
Soma faciası nedeniyle yargılanan 8 kişiden 2'si tahliye edilince cezaevinde tutuklu bulunan 6 kişi kaldı. 301 madencinin ölümünden sorumlu tutulan bu 6 kişi yani!
13 Mayıs 2014 tarihinde yaşanan bu facianın asıl sorumluları ülkeyi yönetenlerdir. Somalılar çiftçilikle geçinen insanlardı. Toprağı sürerek ekmeklerini çıkarırlardı. AKP'nin tarım politikaları yüzünden para kazanamayan köylüler mecburiyetten madenlerde çalışmaya başladılar. Mecburiyetten çünkü yerin altında ve son derece kötü şartlarda 1400-1500 TL için hiç kimse isteyerek çalışmaz. Çiftçileri madenlere inmeye mecbur bırakan AKP'nin, faciadan sorumlu tutulması gerekmez mi?!
Facia olmadan önce maden yasasını çıkarmayan hükümet, suçlu değil mi? Şimdi bütün gözler o 6 kişinin üzerinde. Para kazanma hırsıyla iş tedbirlerini es geçip işçileri köle gibi çalıştıranlar ve bu köle sistemini yaratanlar asıl hesap vermesi gereken kişilerdi.
İngiliz Ulusal Maden Sendikası Başkanı Nicky Wilson, Soma faciası konusunda yapılan bir röportaj sırasında kendisine yöneltilen bir soruyu "Sizinki gibi bir faciayı 100 senedir görmüyoruz. Ve sebebi şanslı olmamız değil. İş güvenliğini sağlama alacak yasalar yaptık. Ölüm ve kaza madenciliğin normal bir parçası değildir" şeklinde yanıtlamıştı.
Oysa bizim yöneticilerimiz meseleye "madenciliğin fıtratında ölüm ve kazalar var" diye yaklaşmıştı. "Mademki, madenciliğin fıtratında ölüm var o zaman neden ölen hep bizim madencimiz oluyor" diye sormak gerekiyordu?
Alman madenlerinde 40 yıllık zaman zarfı içerisinde hiç kimse ölmedi. Bunun sebebi iş güvenliğini ciddiye almalarıdır. Eğer onlar da bizim idarecilerimiz gibi 'işin fıtratında ölüm ve kazalar var' şeklinde olaya yaklaşsalardı onlarda da facialar eksik olmazdı.
Sonuç olarak insanların üç kuruş para için madenlerde köle gibi çalışmaya mecbur kalması bir hükümet sorunu olması gerekirdi. Medeni ülkelerde olsa istifalar yaşanır hatta belki de hükümet düşerdi. Bizde ise istifa eden bir tek kişi dahi olmadı. Çünkü hiç kimse sorumluluğu üzerine almadı. Hâlbuki hükümet olmanın fıtratında böyle facialar karşısında istifa etmek var!
Bütün bu yaşananlardan sonra seçmenin karşısına çıkıp oy isteyen aynı siyasiler vatandaş tarafından cezalandırılmak yerine tekrar iktidar edilerek ödüllendirildiler.
Nihayetinde 301 madencinin ölümünden 8 kişi sorumlu tutuldu. İkisi tahliye edildi geriye kaldı 6 sorumlu?
Somalı kardeşim! Sen kendi derdine yan, acını içinde yaşa zira hükümetin seninle ilgilenecek zamanı yok. Malum, kendileri PKK'nın belini kırmakla meşgul şu aralar?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Eyüp Kabil / diğer yazıları
- Kötü kopya / 06.07.2023
- Asrın ahlaksızlığı / 18.02.2023
- İmar affını ‘kader’ çıkarmadı / 11.02.2023
- EYT’liler ilk maaşı ne zaman alır? / 04.02.2023
- Altılı Masa artık yok! / 28.01.2023
- Avantajları kaybeden seçimi kaybeder / 21.01.2023
- Basit bir ekonomi dersi! / 15.07.2022
- Hz. Ali'yi sevmek / 12.07.2022
- Teşekkürler… / 10.07.2022
- “Sarı bürokratlar”a sesleniş! / 26.05.2022
- Asrın ahlaksızlığı / 18.02.2023
- İmar affını ‘kader’ çıkarmadı / 11.02.2023
- EYT’liler ilk maaşı ne zaman alır? / 04.02.2023
- Altılı Masa artık yok! / 28.01.2023
- Avantajları kaybeden seçimi kaybeder / 21.01.2023
- Basit bir ekonomi dersi! / 15.07.2022
- Hz. Ali'yi sevmek / 12.07.2022
- Teşekkürler… / 10.07.2022
- “Sarı bürokratlar”a sesleniş! / 26.05.2022