Bizim sıkça üzerinde durduğumuz, insanımızın dikkatlerini çekmeye çalıştığımız bu malum 'diyalog' modasına ve tehlikelerine karşı, medyanın çoğu 'görmedim, duymadım, bilmiyorum' rollerini oynamaya devam ediyor. Milletimizi bilgilendirmek, yaklaşmakta olan tehlikeler karşısında insanımızı uyarmak gibi asli görevini yapmıyor. Hatta tehlikeleri gizlemek için yoğun bir gayret sarfediyor. Bu hengamade oluşturulan sis perdesini aralamak için kalem oynatan meslektaşlarımıza rastladıkça geleceğimiz adına umutlanıyoruz. Demek ki, sesimize ses veren duyarlı kalemlerimiz var ve sayıları günden güne çoğalıyor.Bu cümleden olarak, Yeni Çağ'dan Arslan Bulut'un 25 Ekim tarihli yazısının büyük bir kısmını, siz değerli okurlarımızla paylaşmak isteriz.Bir kez daha göreceğiz ki, diyalog ile yatıp kalkanlar, bir yandan gizli ve açık Haçlı saldırılarına karşı milletimizin direncini törpülerken, diğer yandan da "vatan, bayrak, bağımsızlık" diyen kitleleri yıpratma ve yıldırma gayreti içindeler:"Edelman gibi tecrübeli bir istihbarat uzmanı bile Türkiye'nin 'sivil direnç'ini çözemeyince ihale kime verildi dersiniz?Aşağıdaki sözlerin sahibine:'Şimdi önümüzde daha geniş kapsamlı ve kompleks bir süreç var. Dolayısıyla direnç noktaları daha fazla sancı oluşturabilir. AB sürecinde son günlerde yaşanan kavga ve tartışmalara bir bakıverin. Ölseler biraraya gelmeyecek kimseler ulusal cephe adı altında suni bir kitlesel dalga oluşturmaya çalışıyor. Kimlikleri, söylemleri, hassasiyet ve dünya görüşleri bu derece farklı, üstelik birbirleriyle hiçbir diyalog geliştirme niyet ve isteği olmayan insanlar muvakkaten bir araya geliyor. Gerçekten her söz ve hareketleri suni ve iğreti duruyor. Ulusal cephe altında oluşturulmaya çalışılan dalganın sınırları belli değil. Hedefi, niyeti ve çağrı yaptığı hassasiyetleri farklıdır. Kimliksiz, kemiksiz ve hedefsiz bir dalga. Her açıdan manipülatif bir organizasyon olduğu belli. Ama sancılar olacaktır. Bunlar aşılacaktır.Diyeceksiniz ki Sait Molla'nın Kuvva-yı Milliye'ye karşı çıkması gibi. Bugünkü ulusalcılara karşı çıkan kim? Bu karşı çıkışın sahibi, neredeyse dünyanın bütün papazları, hahamları, patrikleri, zangoçları ili İstanbul'da, Vatikan'da ve halen ikamet ettiği ABD'de bir araya gelip sözde dinlerarası diyalog kuran Fethullah Gülen'dir.(...) Peki Fethullah Gülen! Sen bu dinlerarası diyalog teslimiyetçiliğini kendi ihtiyatınla mı başlattın? Daha 20 yaşlarında bir vaizken İzmir'de evinde yıllarca kaldığın adam kimdi? O adamın evinde ne işin vardı ve Erzurum'a seni hangi görevle gönderdi?Manipülatifmiş! Seni kim manipüle ediyor da Türkiye'yi parçalamak için ne gerekiyorsa yapan AB'ye karşı ulusal cephenin büyümesinden rahatsızlık duyuyorsun! Asıl bu rahatsızlık senin kimliğinde bir sorun olduğunu gösterir. Erzurum'da olsan sana "Bir sınıkçıya git derim." Ne yapayım ki Amerika'da sınıkçı yok! Senin dinlerarası diyaloğun kemikli oluyor öyle mi? Peki Papa 1991 yılında, kendisine bağlı bütün kiliselere gönderdiği "Kurtarıcı Misyon" başlıklı yazıda ne diyor:Dinlerarası diyalog kilisenin bütün insanları kiliseye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır. Bu misyon aslında Mesih'i ve İncil'i bilmeyenlere ve diğer dinlere mensup olanlara yöneliktir. Bu durumda sen de o misyonun bir görevlisi, misyoneri olmuyor musun Fethullah Gülen?Papa'ya ziyarete gittiğinde 'Papa cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan dinlerarası diyalog için Papalık Konseyi misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz' hitabında bulunan sen değil misin?Bu mu senin etin, kemiğin, Türklüğün, Müslümanlığın?Sen Abant Konsilini toplarken elbette biz de ulusal cepheyi kuracaktık Fethullah Gülen?Sen Hıristiyanlarla, Yahudilerle Amentü birliği yaparken biz de alevilerimizle amentü birliği yaptık, kucaklaştık. Bunda ne kötülük görüyorsun Fethullah Gülen?"
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025