"Susuşumuz merminin namluda duruşu gibidir. Benim ödediğim vergilerle, lüks arabalarla gezip benim ölmeme göz kapatıp öldürmeme izin vermeyen zevatlar artık uyanın. Sen rahat uyuyasın diye sırtımda 40 kg yük, aklımda vatanım, dağlarda geziyorum."
Bu cümlelerin sahibi şehit uzman çavuş Gaziantepli Deniz Özdemir…
Şehit olmadan evvel sosyal paylaşım sitesinde yazdığı sitemler…
Ramazan iklimi, iftar ve sahur bereketi, seher vakti uyanık olma hasletleri biraz aklımızı başımıza almamızı sağlamış olması lazım.
Bari şehitlerin sesine kulak verelim.
Ezan susmasın bayrak inmesin diye genç yaşında toprağa düşen delikanlılara kulak verelim.
Lütfen kendimize gelelim biraz.
"… ölmeme göz yumup öldürmeme izin vermeyen zevat…"
Bu kurşundan da ağır cümle sizlere bir şeyler hatırlatıyor mu?
Bu şehidimizin işaret ettiği "zevatın" içinde sen de olabilir misin, ben de olabilir miyim?
Bu milletin çocuklarının ölmesine göz yumup öldürmesine izin vermeyen tarzda düzenleme yapılırken bu doğrultuda parmak kaldıranlar kimlerdi acaba?
Mehmetçiğin ölmesine göz yuman ama öldürmesinin önünü tıkayan düzenlemeler yapılırken, yasalar çıkarken hala bu iktidarın arkasında duranlar kimlerdi?
Şehit uzman çavuş Deniz Özdemir'in yerden göğe kadar haklı o cümleleri ile şunları peş peşe okuyun ve hangi uçurumun başına geldiğinizi ve ülkeyi de getirdiğinizi lütfen düşünün.
Sayın Muharrem Bayraktar'ın 23 Temmuz 12 tarihli yazısından okuyalım:
""Kürt halkının mücadelesiyle, Sayın Öcalan'ı da bu devlete kabul ettirdik. 'Muhatap almayız' diyenler İmralı'da, muhatap aldılar. Diyalog ve müzakere sürdürdüler. İşlerine gelmedi diyalog ve müzakereyi kestiler. Ama kabul ettiler. Kürt halkının özgürlük mücadelesinde bir Öcalan gerçekliği var. Yani sonuç olarak şunu ifade etmek isterim ki; Kürt halkı 21 yıl içerisinde yürüttüğü mücadeleyle aslında kazanan bir halktır. Kaybeden kim olmuştur? Kaybeden Kürt halkını tanımayan, kimliğini tanımayan, anadilini tanımayan, kültürünü tanımayan bu devlet olmuştur, bu sistem olmuştur. Onlar kaybetmiştir ve kaybetmeye de mahkûmdurlar." (Emine Ayna, BDP Millet vekili)
"Oslo görüşmeleri sırasında hem Öcalan'dan bize gelen mektuplar oldu, hem bizim kendisine yazdığımız mektuplar oldu. Bu tamamen Oslo görüşmeleri sırasında işleyen mekanizmanın bir parçasıydı. Biz görüşmelerde hep Öcalan'la doğrudan görüşmeyi teklif ettik ve dayattık. Bizimle devlet adına görüşen söz konusu heyet de aslında çok reddetmedi, "sonra görüşme olabilir ama siz şimdi yazarsanız götürürüz, kendisinin yazdığını da size getiririz" dedi ve sağ olsunlar bunu 3 yıl boyunca yaptı. Onun üzerinden sanırım Öcalan'ın 20'ye yakın el yazması mektubunu bu heyet bize ulaştırmıştır. Aynı şekilde bizim yazdığımız mektuplar da aynı heyet tarafından Öcalan'a ulaştırılmıştır. İşin gerçeği budur." (Murat Karayılan)
Şimdi Şehit Özdemir'in cümlelerini bir daha okuyalım:
"Susuşumuz merminin namluda duruşu gibidir. Benim ödediğim vergilerle, lüks arabalarla gezip benim ölmeme göz kapatıp öldürmeme izin vermeyen zevatlar artık uyanın. Sen rahat uyuyasın diye sırtımda 40kg yük, aklımda vatanım, dağlarda geziyorum." Hacım sakalını mı sıvazlar düşünür, hocam sarığını mı önüne koyup düşünür bilemem ama, işte vaziyet, işte manzara…
Bu cümlelerin sahibi şehit uzman çavuş Gaziantepli Deniz Özdemir…
Şehit olmadan evvel sosyal paylaşım sitesinde yazdığı sitemler…
Ramazan iklimi, iftar ve sahur bereketi, seher vakti uyanık olma hasletleri biraz aklımızı başımıza almamızı sağlamış olması lazım.
Bari şehitlerin sesine kulak verelim.
Ezan susmasın bayrak inmesin diye genç yaşında toprağa düşen delikanlılara kulak verelim.
Lütfen kendimize gelelim biraz.
"… ölmeme göz yumup öldürmeme izin vermeyen zevat…"
Bu kurşundan da ağır cümle sizlere bir şeyler hatırlatıyor mu?
Bu şehidimizin işaret ettiği "zevatın" içinde sen de olabilir misin, ben de olabilir miyim?
Bu milletin çocuklarının ölmesine göz yumup öldürmesine izin vermeyen tarzda düzenleme yapılırken bu doğrultuda parmak kaldıranlar kimlerdi acaba?
Mehmetçiğin ölmesine göz yuman ama öldürmesinin önünü tıkayan düzenlemeler yapılırken, yasalar çıkarken hala bu iktidarın arkasında duranlar kimlerdi?
Şehit uzman çavuş Deniz Özdemir'in yerden göğe kadar haklı o cümleleri ile şunları peş peşe okuyun ve hangi uçurumun başına geldiğinizi ve ülkeyi de getirdiğinizi lütfen düşünün.
Sayın Muharrem Bayraktar'ın 23 Temmuz 12 tarihli yazısından okuyalım:
""Kürt halkının mücadelesiyle, Sayın Öcalan'ı da bu devlete kabul ettirdik. 'Muhatap almayız' diyenler İmralı'da, muhatap aldılar. Diyalog ve müzakere sürdürdüler. İşlerine gelmedi diyalog ve müzakereyi kestiler. Ama kabul ettiler. Kürt halkının özgürlük mücadelesinde bir Öcalan gerçekliği var. Yani sonuç olarak şunu ifade etmek isterim ki; Kürt halkı 21 yıl içerisinde yürüttüğü mücadeleyle aslında kazanan bir halktır. Kaybeden kim olmuştur? Kaybeden Kürt halkını tanımayan, kimliğini tanımayan, anadilini tanımayan, kültürünü tanımayan bu devlet olmuştur, bu sistem olmuştur. Onlar kaybetmiştir ve kaybetmeye de mahkûmdurlar." (Emine Ayna, BDP Millet vekili)
"Oslo görüşmeleri sırasında hem Öcalan'dan bize gelen mektuplar oldu, hem bizim kendisine yazdığımız mektuplar oldu. Bu tamamen Oslo görüşmeleri sırasında işleyen mekanizmanın bir parçasıydı. Biz görüşmelerde hep Öcalan'la doğrudan görüşmeyi teklif ettik ve dayattık. Bizimle devlet adına görüşen söz konusu heyet de aslında çok reddetmedi, "sonra görüşme olabilir ama siz şimdi yazarsanız götürürüz, kendisinin yazdığını da size getiririz" dedi ve sağ olsunlar bunu 3 yıl boyunca yaptı. Onun üzerinden sanırım Öcalan'ın 20'ye yakın el yazması mektubunu bu heyet bize ulaştırmıştır. Aynı şekilde bizim yazdığımız mektuplar da aynı heyet tarafından Öcalan'a ulaştırılmıştır. İşin gerçeği budur." (Murat Karayılan)
Şimdi Şehit Özdemir'in cümlelerini bir daha okuyalım:
"Susuşumuz merminin namluda duruşu gibidir. Benim ödediğim vergilerle, lüks arabalarla gezip benim ölmeme göz kapatıp öldürmeme izin vermeyen zevatlar artık uyanın. Sen rahat uyuyasın diye sırtımda 40kg yük, aklımda vatanım, dağlarda geziyorum." Hacım sakalını mı sıvazlar düşünür, hocam sarığını mı önüne koyup düşünür bilemem ama, işte vaziyet, işte manzara…
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025