Kulislerde erken seçim konuşuluyor, baskın seçimden söz ediliyor ve elbette seçimlerin zamanından önce yapılmayacağını söyleyenler de hayli fazla.
Yaz mevsiminin harareti geçtikten sonra siyasetin harareti artacak gibi görünüyor.
Erken, baskın ya da normal zamanında, her ne zaman olursa olsun sandığa giderken seçmenin mutlaka yanında götüreceği 'arşivi' oldukça kabarık.
Yaşadığı andan, yaşamaya çalıştığı günden başlayarak geriye doğru geçen yılları ve o yıllar içinde olup-bitenleri seçmen zihninde ve gönlünde taşıyarak sandık başına gidecektir elbette.
Seçim gününe kadar daha hangi gelişmeler yaşanacaktır bilemeyiz, bekleyip göreceğiz ama bugünden geriye doğru filmi sararsak…
Asgari ücret rakamı ortada, emekliye yapılan mini-minnacık zam da belli-beyan iken, çarşının-pazarın hal-i pürmelali de gözler önünde iken, iktidarın ve gizli-açık ortaklarının yakın çevrelerine bol keseden dağıtılan ulufeler, ulufe makamında ek görevler ve katmerli maaşlar zihinlerdeki tablonun ilk sıralarında yer alacaktır.
Hukuktan, adaletten, hak arayışlarından ekonomik paylaşımlara, ihale dağıtımlarına, tayin, terfi ve atamalara kadar hemen hemen hayatın her alanında 'bizden olanlara' muslukların sonuna kadar açılması ama az da olsa muhalif takılanlara, alçak sesle de olsa 'bu hal neyin nesi' diyenlere zırnık koklatılmaması, kazandıkları haklarından bile mahrum edilmeleri durumu, yine söz konusu listenin üst sıralarında olacaktır.
Basın-yayın alanında, eğitim-öğretim dünyasında 'bizden olanların' önlerine bütün imkanlar serilirken, yaptıkları hatalar görmezlikten gelinirken birazcık muhalif olanların adeta nefes borularının sıkılması, yok etmek için, susturmak için iktidar gücünün sonuna kadar kullanılması, seçmenle beraber sandığa gidecek önemli konular arasında yer alacaktır.
Erken ya da zamanında yapılacak bir seçimde seçmenin sandığa giderken yanında taşıyacağı, zihninde ve gönlünde listeleyeceği arşiv o kadar uzun ki yazılsa ortalama bir kitap olacak çapta.
Biz hatırlayıp yazamasak bile, vatandaş bizzat yaşayarak, bizzat şahit olarak, bizzat yaşayanlardan dinleyerek arşivlediği için unutması mümkün değil.
Mesela, 15 Temmuz şehit aileleri ve yakınları adına toplanan paranın akıbetini sorgulayan, sorgularken de hırpalan, itilip-kakılan kitlelerin yaşadıklarını unutmaları mümkün mü?
Mesela, Mavi Marmara şehitleri davasının bir oldu-bitti ile hasır altı edilmesi ve İsrail'in bu kadar aleni suçuna rağmen aklanmış olması, zihinlerden silinebilir mi ve yüreklerde açtığı onulmaz yaralar iyileşebilir mi?
Mesela, meşhur İstanbul Sözleşmesini gözü kapalı imzalayarak, ona istinaden yasa çıkararak mağdur ettiği yüz binler, çevreleri ile milyonlar, iktidarın bu tuzağını, bu kumpasını unutabilirler mi?
Hatırlattıklarımız elbette devede kulak bile değil.
Sandığa giderken aklı başında ve eli vicdanında seçmenin yanında götüreceği o kadar çok şey var ki…
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025