Sakife toplantısının ardından
Sakife toplantısından sonra sahabe arasında farklı gruplaşmalar meydana gelmiştir
17.07.2023 18:12:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Sakife toplantısından sonra sahabe arasında farklı gruplaşmalar meydana gelmiştir.
Hâşimoğulları, Ammar, Selman, Ebuzer ve Mikdad gibi Resûlullah (s.a.v.)'e ve Kur'an ayetlerine gönülden bağlı olan sahabeler, Hz. Ali (a.s.)'a göre hareket etmişlerdir. Yeni hilafet ile devlet ile bir çatışmaya girmekten özellikle kaçınmışlardır.
Bu kaçınma korkma veya başka bir nefsani sebeple değil, tamamen İslam dini ve yeni kurulan devletin fitnelere mâruz kalarak zarar görmesini önlemek içindir.
Ensar; Sakife toplantısını düzenleyen taraf olmalarına rağmen kendi aralarında bir birlik sağlayamamışlardır. Halifenin Muhacirler'den seçilmesi Ensar'a karşı bir üstünlük sağlamıştır.
Hz. Ebu Bekir ve yandaşları: Hz. Ebu Bekir halifeliği ele geçirerek, bundan sonra Hz. Ali'nin (a.s.) yanında yer almak isteyen Ensar'ı, biat ile kendine bağlamış oldu.
Aynı zamanda Muhacir nazarında da yerini sağlamlaştırmıştır. Çünkü yaptığı konuşmada Muhacir'in Ensar'a üstünlüğünü vurgulayarak, onu savunmuştur.
Emeviler ve Ebu Süfyan cephesi: Hz. Ebu Bekir'in Medine'de halife seçilmesi, Mekke'de ilk anda duyulmadı. Bunda Mekke'nin komutanı Attab İbn-i Useyd ibnü'l-As'ın Ben-i Ümeyye reisi olan Ebu Süfyan'ın tavrını öğrenmek istemesi gösterilmektedir.
Ebu Süfyan ise, başta Hz. Ebu Bekir'in halifeliğine karşı çıkmış, hatta, Hz. Ali (a.s.) ve Hz. Abbas'a, "Ben Medine'yi süvari ve piyadelerle dolduracağım. Siz kalkıp kıyam edin ve idareyi ele geçirin" demiştir.
Sünni yazarlardan Belazuri şunları yazmaktadır:
"Hz. Ebu Bekir, Ebu Süfyan'ı yanına almak için yanında getirdiği malları ona bağışlamış ve Ebu Süfyan'ın oğlu Yezid'i Şam Valisi olarak atamıştır. O zamana kadar Hz. Ebu Bekir'i halife olarak istemeyen Ebu Süfyan bu valilik işinden sonra, 'Hz. Ebu Bekir akraba bağlılığını sürdürdü' diyerek tavrını değiştirmiştir."
Aynı zamanda önemli bazı mevkilere Emeviler'den atayarak, iktidarda onlara pay vermiştir.
Kendisi de bir Muhacir olan Hz. Ebu Bekir, Hazrecliler'in kendisine biatı için de bazı yardımlarda bulunması gereğini anlamıştı.
Sünni İbn Ebi'l Hadid'in şerhinde Hz. Ebu Bekir'in tavrı ile ilgili olarak şunlar yazmaktadır:
"Hz. Ebu Bekir, kadınlar konusunda da çeşitli hediyelerle biat almaya çalıştı. Zeyd ibn-i Sabit, Beni Adiyy kabilesinden olan bir hanıma Hz. Ebu Bekir'den bir bağış getirdiğini söyledi. Kadın bunun ne olduğunu sordu.
Zeyd şöyle cevap verdi: 'Bu halifenin kadınlar arasında taksim ettiği bir bağıştır.' Bu kadın kendisine verilen bu bağışın bir tür dinî rüşvet olduğunu fark edince Zeyd'e şöyle dedi: Dinimi satın almak için mi bana rüşvet veriyorsunuz? Allah'a and olsun ki, ben onlardan bir şey kabul etmiyorum."
Hz. Ebu Bekir, Emeviler'i ve Ensar kadınlarını maddi menfaatler ile kendine karşı pasif bir hâle getirdi. Ama Haşimiler, Hz. Ali (a.s.)'a karşı bu yolun işe yaramayacağını biliyorlardı.
Seyyid Muhammed Musevi'nin Peşaver Geceleri eserinden:
"Hz. Ali (a.s.)'ın halifeye karşı izlediği yolu işlemeden önce, Müslümanların ordu komutanı olan Usame b. Zeyd'in yeni hilafet makamına karşı tavrını ortaya koyalım. Hatırlanacağı gibi Usame Resûlullah (s.a.v.) zamanında ordu komutanı yapılmış ve hatta Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer de bu genç komutanın emrine verilmişti.
Usame, fitnenin koptuğunu ve kendilerinin haberi olmadan, onlarla istişare edilmeden üç kişinin kendi istekleri doğrultusunda halife seçtiklerini duyduğunda, atına binip mescide gelerek şöyle feryat etti:
'Ortalığı katıp karıştıran bu velvele ve kargaşa nedir? Sizler kimin izniyle halife tayin ettiniz? Siz birkaç kişi neciydiniz ki, Müslümanların ve sahabelerin büyüklerinin istişare ve icması olmaksızın halife tayin ettiniz?'
Usame'nin bu feryatlarını tüm tarihçiler kaydetmektedir. Hz. Ömer, Usame'yi yanına çekmek için öne çıkarak şöyle dedi: 'Ey Usame! İş bitti, biat gerçekleşti; tefrika çıkarma, sen de biat et.'
Usame bu sözlerden rahatsız oldu ve şöyle dedi: Peygamber (s.a.v.) Beni sizlere komutan etti, komutanlıktan da azledilmedim; Peygamberin (s.a.v.) sizlere amir kıldığı bir şahıs, nasıl olur da gelip emri altında olan memurlara biat eder?"
Müslüman orduların komutanı Usame'nin halife seçimiyle ilgili tavrı da böyledir.
Hz. Ali (a.s.) şu üç tavırdan birini sergileyecekti:
- Hz. Ebu Bekir'e biat edecekti,
- Etrafına topladığı kişilerle beraber, Hz. Ebu Bekir'in halifeliğine karşı silahlı taarruza geçecekti,
- Yeni gelişen İslam devletini ve itikadını korumak için sessizce bir muhalefet sürdürecekti.
O, eşi ve yanındaki sahabeler ile beraber sessiz bir muhalefete girişti. Bu sessiz muhalefetini halife seçimi için olduğu kadar Fedek hurmalığı meselesinde de sürdürdü.
Haşimoğulları Sakife toplantısına çağrılmamıştı. Ve bundan sonra yaptıkları muhalefette, Hz. Ebu Bekir'in konuşmasında halkı etkilemek için kullandığı "kabilecilik" üstünlüğünü bu sefer Hz. Ebu Bekir'e karşı ileri sürdüler.
Sünni İbn Ebi'l-Hadid şunları yazıyor: "Hz. Abbas Hz. Ebu Bekir'le yaptığı konuşmada bunu açıkça söylemiştir:
'Sen diyorsun ki biz Resûlullah (s.a.v.)'in şeceresiyiz (ağacıyız). Siz O'nun komşularısınız ama biz O'nun yapraklarıyız."
Sünni eserlerden Muhammed Havend Şah'ın, Ravzatu's-Sefa'sında ve İbn Abddulbirr'in İstiab adlı eserinde Hz. Ali (a.s.) ile beraber, biat etmeyen sahabeler hakkında şöyle demektedirler:
"Sa'd b.Ubade, Hazrec kabilesi, Kureyş'ten bir taife ve sahabenin büyüklerinden 18 kişi Hz. Ebu Bekir'e biat etmeyerek Rafızi oldular; onlar Ali b. Ebi Tâlib'in sevenlerindendir.
O 18 kişinin ismi şunlardan ibarettir: 1- Selman-ı Farisî, 2- Ebu- zer-i Gıfarî, 3- Mikdad b. Esved-i Kendî, 4- Ammar b. Yâsir, 5- Ha- lid b. Said b. As, 6- Bureyde Eslemî, 7- Ubey b. Ka'b, 8- Huzeyme b. Sabit, 9- Ebu Heysem b. Teyhan, 10- Sehl b. Huneyf, 11- Osman b. Huneyf, 12-Ebu Eyyubi Ensarî, 13- Câbir b. Abdullah Ensarî, 14- Huzeyfe b. Yeman, 15- Sa'd b. Ubade, 16- Kay's b. Sa'd, 17- Abdullah b. Abbas, 18- Zeyd b. Erkam.
Hz. Ali de Nehcü'l-Belağa'da, kendisini hiçe sayan halife ve diğerleri için şunu demişti:
"Ağacı kanıt olarak gösterdiler ama meyvesini görmezlikten geldiler."
Hz. Ali ve Hâşimoğulları'nın bu muhalefeti, sahabeleri en can alıcı noktadan vurmakta idi. Haklıydılar ve haklarını savunuyorlardı.
Ayrıca Hz. Ali (a.s.)'ın elinde Cenab-ı Hakk'ın Ehl-i Beyt'e sunduğu humus gelirleri, Resûlullah (s.a.v.)'in hayatta iken Hz. Fâtıma (a.s.)'a bağışladığı Fedek hurmalığının gelirleri vardı.
Bu gelirlerle Hz. Ebu Bekir'e maddi menfaatler karşılığında destek veren Emevileri ve Ensar'ın büyük kısmını tekrar Kendi yanına alabilirdi.
Muhammed Bâkır Sadr'ın eseri Fedek fi't-Tarih'de şunları yazmaktadır:
"Hâşimoğulları'nın Kureyş'in en hatırı sayılır kabilesi idi ve dağıtacağı gelirler, Hz. Ali'yi halifeliğe taşıyabilirdi.
Hz. Ebu Bekir ve taraftarları, başlarına gelecek akıbeti önlemek için, Hz. Ali'nin (a.s.) ve Haşimoğulları'nın üstünlük iddialarını -doğru olduğu halde- reddetmiş ve halifeye biat edildikten sonra muhalefet etmenin, İslam'da haram olan fitne çıkarmadan başka bir anlama gelmediğini söylemeye başlamışlardır." (Prof. Dr. Haydar Baş Hz. Fatıma eserinden)
Hâşimoğulları, Ammar, Selman, Ebuzer ve Mikdad gibi Resûlullah (s.a.v.)'e ve Kur'an ayetlerine gönülden bağlı olan sahabeler, Hz. Ali (a.s.)'a göre hareket etmişlerdir. Yeni hilafet ile devlet ile bir çatışmaya girmekten özellikle kaçınmışlardır.
Bu kaçınma korkma veya başka bir nefsani sebeple değil, tamamen İslam dini ve yeni kurulan devletin fitnelere mâruz kalarak zarar görmesini önlemek içindir.
Ensar; Sakife toplantısını düzenleyen taraf olmalarına rağmen kendi aralarında bir birlik sağlayamamışlardır. Halifenin Muhacirler'den seçilmesi Ensar'a karşı bir üstünlük sağlamıştır.
Hz. Ebu Bekir ve yandaşları: Hz. Ebu Bekir halifeliği ele geçirerek, bundan sonra Hz. Ali'nin (a.s.) yanında yer almak isteyen Ensar'ı, biat ile kendine bağlamış oldu.
Aynı zamanda Muhacir nazarında da yerini sağlamlaştırmıştır. Çünkü yaptığı konuşmada Muhacir'in Ensar'a üstünlüğünü vurgulayarak, onu savunmuştur.
Emeviler ve Ebu Süfyan cephesi: Hz. Ebu Bekir'in Medine'de halife seçilmesi, Mekke'de ilk anda duyulmadı. Bunda Mekke'nin komutanı Attab İbn-i Useyd ibnü'l-As'ın Ben-i Ümeyye reisi olan Ebu Süfyan'ın tavrını öğrenmek istemesi gösterilmektedir.
Ebu Süfyan ise, başta Hz. Ebu Bekir'in halifeliğine karşı çıkmış, hatta, Hz. Ali (a.s.) ve Hz. Abbas'a, "Ben Medine'yi süvari ve piyadelerle dolduracağım. Siz kalkıp kıyam edin ve idareyi ele geçirin" demiştir.
Sünni yazarlardan Belazuri şunları yazmaktadır:
"Hz. Ebu Bekir, Ebu Süfyan'ı yanına almak için yanında getirdiği malları ona bağışlamış ve Ebu Süfyan'ın oğlu Yezid'i Şam Valisi olarak atamıştır. O zamana kadar Hz. Ebu Bekir'i halife olarak istemeyen Ebu Süfyan bu valilik işinden sonra, 'Hz. Ebu Bekir akraba bağlılığını sürdürdü' diyerek tavrını değiştirmiştir."
Aynı zamanda önemli bazı mevkilere Emeviler'den atayarak, iktidarda onlara pay vermiştir.
Kendisi de bir Muhacir olan Hz. Ebu Bekir, Hazrecliler'in kendisine biatı için de bazı yardımlarda bulunması gereğini anlamıştı.
Sünni İbn Ebi'l Hadid'in şerhinde Hz. Ebu Bekir'in tavrı ile ilgili olarak şunlar yazmaktadır:
"Hz. Ebu Bekir, kadınlar konusunda da çeşitli hediyelerle biat almaya çalıştı. Zeyd ibn-i Sabit, Beni Adiyy kabilesinden olan bir hanıma Hz. Ebu Bekir'den bir bağış getirdiğini söyledi. Kadın bunun ne olduğunu sordu.
Zeyd şöyle cevap verdi: 'Bu halifenin kadınlar arasında taksim ettiği bir bağıştır.' Bu kadın kendisine verilen bu bağışın bir tür dinî rüşvet olduğunu fark edince Zeyd'e şöyle dedi: Dinimi satın almak için mi bana rüşvet veriyorsunuz? Allah'a and olsun ki, ben onlardan bir şey kabul etmiyorum."
Hz. Ebu Bekir, Emeviler'i ve Ensar kadınlarını maddi menfaatler ile kendine karşı pasif bir hâle getirdi. Ama Haşimiler, Hz. Ali (a.s.)'a karşı bu yolun işe yaramayacağını biliyorlardı.
Seyyid Muhammed Musevi'nin Peşaver Geceleri eserinden:
"Hz. Ali (a.s.)'ın halifeye karşı izlediği yolu işlemeden önce, Müslümanların ordu komutanı olan Usame b. Zeyd'in yeni hilafet makamına karşı tavrını ortaya koyalım. Hatırlanacağı gibi Usame Resûlullah (s.a.v.) zamanında ordu komutanı yapılmış ve hatta Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer de bu genç komutanın emrine verilmişti.
Usame, fitnenin koptuğunu ve kendilerinin haberi olmadan, onlarla istişare edilmeden üç kişinin kendi istekleri doğrultusunda halife seçtiklerini duyduğunda, atına binip mescide gelerek şöyle feryat etti:
'Ortalığı katıp karıştıran bu velvele ve kargaşa nedir? Sizler kimin izniyle halife tayin ettiniz? Siz birkaç kişi neciydiniz ki, Müslümanların ve sahabelerin büyüklerinin istişare ve icması olmaksızın halife tayin ettiniz?'
Usame'nin bu feryatlarını tüm tarihçiler kaydetmektedir. Hz. Ömer, Usame'yi yanına çekmek için öne çıkarak şöyle dedi: 'Ey Usame! İş bitti, biat gerçekleşti; tefrika çıkarma, sen de biat et.'
Usame bu sözlerden rahatsız oldu ve şöyle dedi: Peygamber (s.a.v.) Beni sizlere komutan etti, komutanlıktan da azledilmedim; Peygamberin (s.a.v.) sizlere amir kıldığı bir şahıs, nasıl olur da gelip emri altında olan memurlara biat eder?"
Müslüman orduların komutanı Usame'nin halife seçimiyle ilgili tavrı da böyledir.
Hz. Ali (a.s.) şu üç tavırdan birini sergileyecekti:
- Hz. Ebu Bekir'e biat edecekti,
- Etrafına topladığı kişilerle beraber, Hz. Ebu Bekir'in halifeliğine karşı silahlı taarruza geçecekti,
- Yeni gelişen İslam devletini ve itikadını korumak için sessizce bir muhalefet sürdürecekti.
O, eşi ve yanındaki sahabeler ile beraber sessiz bir muhalefete girişti. Bu sessiz muhalefetini halife seçimi için olduğu kadar Fedek hurmalığı meselesinde de sürdürdü.
Haşimoğulları Sakife toplantısına çağrılmamıştı. Ve bundan sonra yaptıkları muhalefette, Hz. Ebu Bekir'in konuşmasında halkı etkilemek için kullandığı "kabilecilik" üstünlüğünü bu sefer Hz. Ebu Bekir'e karşı ileri sürdüler.
Sünni İbn Ebi'l-Hadid şunları yazıyor: "Hz. Abbas Hz. Ebu Bekir'le yaptığı konuşmada bunu açıkça söylemiştir:
'Sen diyorsun ki biz Resûlullah (s.a.v.)'in şeceresiyiz (ağacıyız). Siz O'nun komşularısınız ama biz O'nun yapraklarıyız."
Sünni eserlerden Muhammed Havend Şah'ın, Ravzatu's-Sefa'sında ve İbn Abddulbirr'in İstiab adlı eserinde Hz. Ali (a.s.) ile beraber, biat etmeyen sahabeler hakkında şöyle demektedirler:
"Sa'd b.Ubade, Hazrec kabilesi, Kureyş'ten bir taife ve sahabenin büyüklerinden 18 kişi Hz. Ebu Bekir'e biat etmeyerek Rafızi oldular; onlar Ali b. Ebi Tâlib'in sevenlerindendir.
O 18 kişinin ismi şunlardan ibarettir: 1- Selman-ı Farisî, 2- Ebu- zer-i Gıfarî, 3- Mikdad b. Esved-i Kendî, 4- Ammar b. Yâsir, 5- Ha- lid b. Said b. As, 6- Bureyde Eslemî, 7- Ubey b. Ka'b, 8- Huzeyme b. Sabit, 9- Ebu Heysem b. Teyhan, 10- Sehl b. Huneyf, 11- Osman b. Huneyf, 12-Ebu Eyyubi Ensarî, 13- Câbir b. Abdullah Ensarî, 14- Huzeyfe b. Yeman, 15- Sa'd b. Ubade, 16- Kay's b. Sa'd, 17- Abdullah b. Abbas, 18- Zeyd b. Erkam.
Hz. Ali de Nehcü'l-Belağa'da, kendisini hiçe sayan halife ve diğerleri için şunu demişti:
"Ağacı kanıt olarak gösterdiler ama meyvesini görmezlikten geldiler."
Hz. Ali ve Hâşimoğulları'nın bu muhalefeti, sahabeleri en can alıcı noktadan vurmakta idi. Haklıydılar ve haklarını savunuyorlardı.
Ayrıca Hz. Ali (a.s.)'ın elinde Cenab-ı Hakk'ın Ehl-i Beyt'e sunduğu humus gelirleri, Resûlullah (s.a.v.)'in hayatta iken Hz. Fâtıma (a.s.)'a bağışladığı Fedek hurmalığının gelirleri vardı.
Bu gelirlerle Hz. Ebu Bekir'e maddi menfaatler karşılığında destek veren Emevileri ve Ensar'ın büyük kısmını tekrar Kendi yanına alabilirdi.
Muhammed Bâkır Sadr'ın eseri Fedek fi't-Tarih'de şunları yazmaktadır:
"Hâşimoğulları'nın Kureyş'in en hatırı sayılır kabilesi idi ve dağıtacağı gelirler, Hz. Ali'yi halifeliğe taşıyabilirdi.
Hz. Ebu Bekir ve taraftarları, başlarına gelecek akıbeti önlemek için, Hz. Ali'nin (a.s.) ve Haşimoğulları'nın üstünlük iddialarını -doğru olduğu halde- reddetmiş ve halifeye biat edildikten sonra muhalefet etmenin, İslam'da haram olan fitne çıkarmadan başka bir anlama gelmediğini söylemeye başlamışlardır." (Prof. Dr. Haydar Baş Hz. Fatıma eserinden)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.