Son günlerde kamuoyunu meşgul eden konulardan bir tanesi de Pontus Meselesi'dir. Ülkemizin içinde bulunduğu durumdan istifade ederek toprak bütünlüğümüze kastedilmek isteniyor. Tarihi ve kültürel hiçbir dayanağı olmayan bu mesele ile ilgili Türk tarihçileri gereken ilmi açıklamaları yapmışlarsa da bu açıklamalara sadece Meltem ve Yeni Mesaj grubu yer vermiş bu noktada basın yaşın kuruluşlarına örnek olmuştur. Pontus Meselesinin asılsız olduğunu ortaya koyan en önemli faaliyet 1999 tarihinde yapılan Trabzon Tarih Sempozyumu'dur. Bu sempozyumda en çok ilgimi çeken hadise Prof. Dr. Rüstem Şükürov'un tebliğiydi. Prof. Dr. Şükürov incelediği kilise defterlerinde Hıristiyanlığı kabul etmiş Türk isimlerine rastladığını söyleyerek bu toprakların Türk toprakları olduğunu ispatlamıştır.
Belki de ilgi çeken eserlerden biri de Anadolu'dan Timur'u tebrik etmeye giden İspanyol elçisi Klavşo'nun yazdığı anılardır. İspanyol elçi Klavşo, Karadeniz Bölgesinden geçerken uğradığı yerlerin etnik yapısından bahsetmekte ve bölgelerin Türk yurdu olduğunu ispatlamaktadır. Daha da ilginç olanı Klavşo'nun Hıristiyanlarla ilgili açıklamalarıdır. Klavşo, Gümüşhane bölgesinden geçerken Kabaziten denilen bir Hıristiyan beylik tarafından durdurulduğunu ve kendisinden zorla vergi alındığını ama Kelkit'te Türklerin kendisine çok iyi davrandığını bu farktan dolayı da hayretler içinde kaldığını belirtiyor. Hatta geri dönerken aynı beylik tarafından tekrar soyulduğunu belirtirken kendi dininden olanlara ateş püskürmektedir. Hem şunu da belirteyim. Trabzon Rum İmparatorluğu diye bir imparatorluk da yoktur. Çünkü Türk beyliklerinin kendisine saldırmasından korkan Kommen ailesi bu beylerle akrabalık tesis ederek kendi varlığını devam ettirmek istemiştir. Böyle imparatorluk mu vardır?
Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon'u fethetmesiyle birlikte bölgede yaşayan Rum halkı iskan siyaseti çerçevesinde bölgeden uzaklaştırmış yerlerine Türk nüfusunu yerleştirmiştir. Bütün bu tarihi gerçekler varken Pontus Meselesini ortaya atmak tamamen bir aldatmacadır, yanıltmadır, toprak bütünlüğümüze kastetmektir.
Karadeniz bölgesinde üzerinde hesap yapılan başka toprak parçası da Artvin'dir. Bu bölgede çoğunlukta olanların Ermeniler olduğu yönünde iddialar olduğu gibi Gürcistan da bu topraklar üzerinde hak iddia etmektedir. Bu bölgede Türk hakimiyetini ispatlayacak eser ararken Artvin'in bağrından çıkan bir tarihçi gönüllerimize serin sular serpti. Ardanuç'ta tarih öğretmenliği yapan Halit Özdemir Artvin Tarihi adında enfes bir eser hazırladı. Bu eserin zamanlaması ortaya çıkması son derece önemlidir. Çünkü Artvin ile ilgili olarak Gürcistan'da çıkan bazı dergilerde Artvin'in ilçesi Ardanuç için "Ardanuç bizim vatanımızdır" şeklinde yayınlar yapılıyor. Buna karşı Halit Özdemir eserinde Osmanlı Salnamelerinden (Yıllıklar) elde ettiği bilgileri değerlendirerek Türk nüfusunun daha baskın olduğunu gayri müslim nüfusun % 5'i geçmediğini ifade etmektedir. (Artvin Tarihi, s. 114-121). Ayrıca Artvin halkının Kıpçak Türklerinden geldiğini belirten tarihçimiz Artvin halkının konuşma tarzının Ahıska Türkleriyle benzerlikler gösterdiğini ifade ediyor. Ayrıca Artvin'de Türk İslam eserlerinin daha fazla olduğunu söyleyen Halit Özdemir maalesef bölgenin kiliselerle gündeme gelmesinden haklı olarak rahatsızlık duyuyor.
Sonuç olarak ülkemiz üzerinde ciddi hesapların yapıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Bu bahsettiğimiz iddialar daha önce de yapıldı. 15 Mayıs 1915'te Yunanlılar İzmir'i işgal ederken İzmir'de Rum nüfusun fazla olduğunu bunların katledildiğini bahane ederek işgallerine haklı gerekçeler arıyorlardı. Aynı durum Karadeniz bölgesi, Doğu Anadolu için de yapıldı ve bunlar işgal için gerekçe olarak gösterildi. AB sürecinde aynı oyun tekrar oynanmak isteniyor. Çünkü AB'ye üyelik olduğu takdirde bu meseleler, Avrupa meselesi haline gelecek ve alınan kararlar Türkiye'yi bağlayıcı nitelikte olacaktır. AB'nin lehimize verdiği karar olmadığına göre ciddi bir sorun ile karşı karşıya kalabiliriz. Millet olarak çok uyanık olmak bu vatana sahip çıkmak zorundayız.
Serdar CİNEL
Belki de ilgi çeken eserlerden biri de Anadolu'dan Timur'u tebrik etmeye giden İspanyol elçisi Klavşo'nun yazdığı anılardır. İspanyol elçi Klavşo, Karadeniz Bölgesinden geçerken uğradığı yerlerin etnik yapısından bahsetmekte ve bölgelerin Türk yurdu olduğunu ispatlamaktadır. Daha da ilginç olanı Klavşo'nun Hıristiyanlarla ilgili açıklamalarıdır. Klavşo, Gümüşhane bölgesinden geçerken Kabaziten denilen bir Hıristiyan beylik tarafından durdurulduğunu ve kendisinden zorla vergi alındığını ama Kelkit'te Türklerin kendisine çok iyi davrandığını bu farktan dolayı da hayretler içinde kaldığını belirtiyor. Hatta geri dönerken aynı beylik tarafından tekrar soyulduğunu belirtirken kendi dininden olanlara ateş püskürmektedir. Hem şunu da belirteyim. Trabzon Rum İmparatorluğu diye bir imparatorluk da yoktur. Çünkü Türk beyliklerinin kendisine saldırmasından korkan Kommen ailesi bu beylerle akrabalık tesis ederek kendi varlığını devam ettirmek istemiştir. Böyle imparatorluk mu vardır?
Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon'u fethetmesiyle birlikte bölgede yaşayan Rum halkı iskan siyaseti çerçevesinde bölgeden uzaklaştırmış yerlerine Türk nüfusunu yerleştirmiştir. Bütün bu tarihi gerçekler varken Pontus Meselesini ortaya atmak tamamen bir aldatmacadır, yanıltmadır, toprak bütünlüğümüze kastetmektir.
Karadeniz bölgesinde üzerinde hesap yapılan başka toprak parçası da Artvin'dir. Bu bölgede çoğunlukta olanların Ermeniler olduğu yönünde iddialar olduğu gibi Gürcistan da bu topraklar üzerinde hak iddia etmektedir. Bu bölgede Türk hakimiyetini ispatlayacak eser ararken Artvin'in bağrından çıkan bir tarihçi gönüllerimize serin sular serpti. Ardanuç'ta tarih öğretmenliği yapan Halit Özdemir Artvin Tarihi adında enfes bir eser hazırladı. Bu eserin zamanlaması ortaya çıkması son derece önemlidir. Çünkü Artvin ile ilgili olarak Gürcistan'da çıkan bazı dergilerde Artvin'in ilçesi Ardanuç için "Ardanuç bizim vatanımızdır" şeklinde yayınlar yapılıyor. Buna karşı Halit Özdemir eserinde Osmanlı Salnamelerinden (Yıllıklar) elde ettiği bilgileri değerlendirerek Türk nüfusunun daha baskın olduğunu gayri müslim nüfusun % 5'i geçmediğini ifade etmektedir. (Artvin Tarihi, s. 114-121). Ayrıca Artvin halkının Kıpçak Türklerinden geldiğini belirten tarihçimiz Artvin halkının konuşma tarzının Ahıska Türkleriyle benzerlikler gösterdiğini ifade ediyor. Ayrıca Artvin'de Türk İslam eserlerinin daha fazla olduğunu söyleyen Halit Özdemir maalesef bölgenin kiliselerle gündeme gelmesinden haklı olarak rahatsızlık duyuyor.
Sonuç olarak ülkemiz üzerinde ciddi hesapların yapıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Bu bahsettiğimiz iddialar daha önce de yapıldı. 15 Mayıs 1915'te Yunanlılar İzmir'i işgal ederken İzmir'de Rum nüfusun fazla olduğunu bunların katledildiğini bahane ederek işgallerine haklı gerekçeler arıyorlardı. Aynı durum Karadeniz bölgesi, Doğu Anadolu için de yapıldı ve bunlar işgal için gerekçe olarak gösterildi. AB sürecinde aynı oyun tekrar oynanmak isteniyor. Çünkü AB'ye üyelik olduğu takdirde bu meseleler, Avrupa meselesi haline gelecek ve alınan kararlar Türkiye'yi bağlayıcı nitelikte olacaktır. AB'nin lehimize verdiği karar olmadığına göre ciddi bir sorun ile karşı karşıya kalabiliriz. Millet olarak çok uyanık olmak bu vatana sahip çıkmak zorundayız.
Serdar CİNEL
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.