Rum ile Türk'ün bir arada yaşaması imkânsız
Irkçı ELAM örgütünün geçtiğimiz Pazartesi günü Lefkoşa'nın Rum kesiminde KKTC vatandaşlarına ve araçlarına yaptıkları saldırı, müzakerelerin devam ettiği Ada'da Türklerle Rumların aynı ortamda yaşamasının imkânsız olduğunu ortaya koydu
24.11.2015 00:00:00
YENİ MESAJ / LEFKOŞAGüney Kıbrıs'ta aşırı sağ eğilimli Rum Ulusal Halk Cephesi (ELAM) üyelerinin 16 Kasım'da Lefkoşa'nın Rum kesiminde Kıbrıslı Türklere ve araçlarına saldırması, müzakerelerin devam ettiği Ada'da iki halkın asla bir arada barış içinde yaşayamayacağını bir kez daha gözler önüne serdi. Geçtiğimiz Pazartesi günü KKTC'nin kuruluş yıl dönümünü kınamak amacıyla ara bölgede bulunan Ledra Palas Geçiş Kapısı'nda eylem yapan, aralarında öğrencilerin de bulunduğu ELAM üyeleri, geçiş kapısından KKTC'ye doğru taş ve çatapat atmış, Kıbrıs Türk plakalı araçlara zarar vermişti. KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, olaydan sonra yaptığı açıklamada, "Lefkoşa'da sınır kapılarına yakın bölgelerde bazı Kıbrıslı Rum öğrencilerle ELAM üyelerinin Kıbrıslı Türklere yönelik saldırısı müzakere sürecine hiçbir katkısı olmaz. Rum yönetimi, suçluları derhal yakalayarak yargı önüne çıkarmalı" ifadesini kullanmıştı. Rumlar hep saldırıyorAradan bir haftadan fazla süre geçmesine rağmen, Rum adli makamlarının eylemcilere karşı harekete geçmemesi dikkat çekiyor. Konuya değinen Rum Alithia gazetesi, 'Kıbrıslı Türklere Saldırılar Cezasız' başlığıyla aktardığı haberinde, 2004-2012 yılları arasında Rum Polis Basın Bülteni'de Kıbrıslı Türkler aleyhinde onlarca saldırı ve maddi hasar haberi bulunduğunu ve büyük tepkilere yol açan tek bir vaka dışında hiçbirinin cezalandırılmadığını yazdı.Gazete, soruşturmaya konu edilen tek olayda da Trodos'a gezmek için gelen bir baba-oğlun, ailenin diğer üyeleri önünde saldırıya uğradığını; Rum polisinin olaydan haberdar edildiğini ancak başta soruşturma açılmadığını ve BM'nin daha sonradan yaptığı müdahaleyle eski bir Rum polisi olan saldırganın mahkemeye çıkarıldığını yazdı. Haberde, mahkemenin olayla ilgili beraat kararı verdiği hatırlatıldı. Kıbrıslı Türklerin güneye geçişlerinde birçok kez saldırıya uğradıkları, araçlarının zarar gördüğü ve bazı kafeteryalarda da darp edildikleri vakalar yaşandığını belirten gazete, bir Kıbrıslı Türk müzisyenin 2010 yılında, ELAM ve KEA (Yunan Direniş Hareketi) sempatizanları tarafından, Güney Kıbrıs'ta her yıl düzenlenen 'Rainbow-Gökkuşağı' festivalinde bıçaklandığı olayı da hatırlattı. KKTC'nin 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da, geçen yıl Limasol'da düzenlenen bir konferansta saldırıya uğramıştı. Rum Alithia gazetesi ayrıca Kıbrıslı Türklerin sınır kapıların açılmasından bu yana, münferit bir olay dışında Rumlara hiç saldırmadığını kaydetti. Müzakereleri etkilemedi!Kıbrıs'ta Türklere yönelik Rum saldırıları devam eden müzakereleri hiç ama hiç etkilemedi! KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiadis, ara bölgede BM tarafından müzakereler için tahsis edilen binada bir görüşme daha gerçekleştirdi. Kasım ayında en az 6 görüşme yapmayı kararlaştıran liderler, dünkü görüşme öncesinde 4 kez bir araya gelmişti. Ayın son görüşmesi ise 25 Kasım Çarşamba günü yapılacak. Irkçılık Rum'un resmi politikası Rumların Türklere saldırısını değerlendiren Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün, saldırıların Rum milli politikasının planlı ürünü olduğunun bir kez daha Rum resmi belgeleriyle kanıtlandığını belirtti. Özgürgün, "Kıbrıs Türküne, Türkiye'ye karşı kin, nefret duyguları ile yetiştirilen, devlet desteği ile eylemlere teşvik edilen nesillerden adanın barışına katkı beklemek saflıktan çok ötedir" dedi. Özgürgün, gerçek suçlular olan Kıbrıs Rum yönetimi ve terör örgütü ELAM'ın gözden kaçırılmaya çalışıldığını kaydetti. Özgürgün, şunları dile getirdi: "Kıbrıs Türküne, Türkiye'ye karşı kin, nefret duyguları ile yetiştirilen, devlet desteği ile eylemlere teşvik edilen bu nesillerden adanın barışına katkı beklemek saflıktan çok ötedir." Özgürgün, Rum Eğitim ve Kültür Bakanlığınca orta öğretim ve mesleki teknik okulları müdürlerine gönderilen 5 Kasım 2015 tarihli genelgeden de anlaşılacağı üzere 16 Kasım Pazartesi günü gerçekleştirilen saldırının tamamen yönetimin onay ve talimatları çerçevesinde planlandığına işaret ederek, genelgede yer alan "öğrencilerin istilayı, süregelen işgali ve sahte devletin yasadışı ilanını yargılama ve hatta birlik ve uyum ruhu ile adayı birleştirme ile ilgili mesajlar verebilmek için her türlü çaba gösterilmelidir" şeklindeki ifadeye dikkat çekti.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.