Büyük bir afet yaşadık, yaşıyoruz. Depremzede kardeşlerimize bakıyorum 'Allah' diyor. Enkaz altında saatler, günler sonra çıkarılan kardeşlerimize bakıyorum, 'Allah' (c.c) diyor, Muhammed (s.a.a.v) diyor, Kelime-i Şahadet getiriyor.
İnsanımız tek yürek oldu. Maddi-manevi her şeyini ortaya koydu, koyuyor. Kardeş olmanın millet olmanın hakikatini doya doya yaşıyoruz.
Bu afet ile içimize saçılan fitne tohumlarını kuruttuk. Birilerinin planlarını bozduk. Evet, sendeledik ama yıkılmadık.
İmam Ali'ye (a.s) "Başımıza gelen sıkıntılar, imtihan mıdır yoksa ceza (bela) mıdır" diye sorarlar.
"Eğer (o musibet, afet, hastalık vs.) bizi, Allah'a yaklaştırıyorsa imtihandır. Uzaklaştırıyorsa cezadır (beladır)" der İmam Ali.
Bu afet, bizleri Rabbimize yaklaştırdı. Bu yakınlığı fırsat bilerek kendimizdeki eksiklileri bir an önce düzeltme gayretine girmek zorundayız.
Bu afet aynı zamanda iman iddiamız ispat etmek için de bir fırsat olmalıdır. Çünkü alan o, veren O. Yok O'ndan başka kapı. İşte bize yaratanın bizden istediği ve Habibini ve de Ehl-i Beyt'i ve de Hak İmamlar şahsında hayata geçirdiği mükemmel insan profilini şahsımızda hayata geçirmemiz lazımdır.
O mükemmel insan profilinden bazı yansımaları İmam Cafer'in (a.s) dilinden hatırlayalım.
İmam Cafer (a.s) buyurdu ki; "Bir müminde şu sekiz haslet bulunmalıdır; Sarsıcı olaylar karşısında vakur olmalı, belalara karşı sabırlı olmalı, bolluk zamanında şükreden olmalı, Allah'ın verdiği rızka kanaat getiren kimse olmalı, düşmanlarına haksızlık etmemeli, dostlarına yük olmamalı, bedenini yormamalı, insanlar ondan yana rahat etmeli.
Şüphesiz ilim müminin dostu, hilm (yumuşak huyluluk) veziridir. Akıl, askerlerin komutanıdır. Nezaket kardeşidir. İyilik babasıdır."
Yine İmam Cafer (a.s) buyurdu ki;
"Mümin dağdan daha izzetlidir. Bir dağdan, onu kazarak parçalar koparabilirsiniz ama müminin dininden hiçbir şeyi söküp alamazsınız."
"Bir Müslüman kardeşi bir iş için müracaat ettiğinde, onun işi için uğraşan kimse Allah (c.c) yolunda cihat etmiş gibidir."
"Bizi tanıyan her Müslüman'ın her gece ve gündüz amellerine bakması ve kendini hesaba çekmesi gerekir. Eğer yaptığı işlerin iyi olduğunu görürse, o işi daha da çoğaltmalıdır. Ama eğer kötü olduğunu görürse, kıyamet günü rezil olmamak için yaptığı kötü işlerden tövbe etmelidir."
Müslümanın Müslüman üzerindeki hakları
Muallah b. Huneys rivayet ediyor; Ebu Abdullah'a (Cafer-i Sadık a.s) dedim ki; Müslüman'ın Müslüman üzerindeki hakkı nedir?
Buyurdu ki; "Müslüman'ın Müslüman üzerinde, yerine getirilmesi zorunlu olan yedi hakkı vardır. Bu hakların her birinin yerine getirilmesi vaciptir. Eğer bu haklardan birini yerine getirmezse, Allah'ın (c.c) velayetinden ve itaatinden çıkar. Onda Allah'ın (c.c) hoşnut olacağı bir şey olmaz."
Dedim ki; Canım sana feda olsun. Bunlar (haklar) nelerdir?
Buyurdu ki; "Ey Mualla! Sana şefkat duyuyor, bunları zayi etmenden, gereği gibi korumamandan, öğrendikten sonra uygulamamandan korkuyorum"
Dedim ki; "Güç ancak Allah'tandır."
Dedi ki; "Hakların en basiti, kendin için istediğin şeyi onun için de istemen, kendin için hoşlanmadığın şeyi onun için de hoşlanmamandır."
İkinci hak; Müslüman kardeşini kızdırmaktan sakınman, onun rızasına uygun ve emrine itaat etmendir.
Üçüncü hak; Canınla, malınla, dilinle, elinle ve ayağınla ona yardım etmendir.
Dördüncü hak; Onun gözü, rehberi, aynası olmandır.
Beşinci hak; O açken doymaman, o susuzken suya kanmaman ve o çıplakken giyinmemendir.
Altıncı hak; Eğer senin hizmetçin varsa ve Müslüman kardeşinin hizmetçisi yoksa hizmetçini ona göndermen, onun elbiselerini yıkaması, yemeğini yapması ve yatağını hazırlamasıdır.
Yedinci hak; Ona ettiğin yemine bağlı kalman, davetine icabet etmen, hastasını ziyaret etmen, cenazesine katılman, bir ihtiyacı olduğunu duyduğun zaman derhal bu ihtiyacını gidermeye çalışman, onu senden istemek zorunda bırakmaman, bilakis ondan önce davranıp ihtiyacını gidermendir.
Bunları yaptığın zaman kendi velayetini, onun velayetine, onun velayetini, kendi velayetine bağlamış olursun." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Cafer eserinden)
Bu vesile ile millet olarak dünden daha güçlü bir şekilde ayağı kalkmayı, millet olarak hem madde hem de mana aleminde ayıkmayı, bu milletin akıbeti ile oynayanları görmeyi ve Tevhidin merkezi Ehl-i Beyt paydasında buluşmayı Rabbimden niyaz ediyorumi
- BURHAN BORAN: Deprem / 27.02.2025
- FATİH HAYDAR GÜNER - Maarif yüzyılı mı, masallar yüzyılı mı? / 20.02.2025
- FATİH HAYDAR GÜNER - Parayı kim basarsa düzeni o kurar / 19.02.2025
- FATİH HAYDAR GÜNER - Petro-Dolar Tuzağından Kurtuluş: Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Vizyonu / 18.02.2025
- AYŞE ZIVALI: Hoca Atatürk / 08.02.2025
- OZANCAN DERNEK /Efendi kim, köle kim? / 17.01.2025
- MELEK KERESTECİ: Birlik ve beraberlik üzerine / 23.12.2024
- AV. AHMET HAYDAR İLİK: Türk gençliğine verilen büyük vazife / 26.11.2024
- HAYDAR NECMEDDİN KAZANCI / Çözümsüz vaatler / 24.11.2024