Millet olarak en başarılı olduğumuz hususlardan biri bu; gaflet deryasına boylu boyunca dalıp gidiyoruz.
Gaflete dalmak, özünü gaflete salmak, derin uykulara yatmak, var olan dertlere derman olmuyor, içinde kıvrandığımız problemlere çözüm getirmiyor ki.
Gaflete dalarak sorumluluklarımızı ertelemek, yapmamız gerekenleri halının altına süpürmek dertleri daha da derinleştiriyor, acıları daha da artırıyor ve gafletten uyandığımızda hepsi birden toplanıp dağlar gibi karşımıza dikiliyorlar.
Bir bakıyoruz ki, bir de anlıyoruz ki; sorumluluktan kaçmak, problemlerden uzaklaşmaya çalışmak hiçbir işe yaramamış.
Erzurum'un Pasinler ilçesine bağlı Alvar mahallesinde medfun bulunan ve 'Alvarlı Efe' adı ile maruf Muhammed Lütfi Hazretleri bir şiirinde bu gaflet meselesine dikkatlerimizi çekiyor:
"Bu dert meyhanesinde kimi gördün şaduman olmuş?
Bu gam hane-i mihnette beladan kim eman bulmuş?
Bu bir devvar-ı gaddardır gözü gördüğünü hep yer,
Ne şad u ne geda bunda ne bir fert payidar olmuş,
Hüner Hakka kul olmaktır hüner irfanı bulmaktır,
Hüner bir ibret almaktır bu gaflet alemi almış
Muhammed Lütfi'ye lutfet aman ey Halık-ı alem,
Belayı ekber oldur ki özünü gaflete salmış."
Yazılarımızı takip edenler hemen hatırlayacaklardır, sıkça hatırlatırız; Erzurum Lalapaşa Camii'nin kıble tarafında, mihrabın hemen sol tarafında güzel bir hatla yazılmış Arapça bir cümle yer almaktadır ki, altında da tercümesi şöyle yer almaktadır:
"Gafleti çok olanın devleti yok olur."
Hemen hemen tüm camilerimizde meşhur yazı çeşitleriyle yazılmış ayet-i kerimeler, hadis-i şerifler ve güzel beyitler yer almaktadır fakat bu cümlenin özellikle mihrabın yanına ve kıble tarafına yerleştirilmiş olması çok manidardır. Ecdadımız özellikle kıble duvarına asmış ki, sonradan gelecek olan torunlar gaflete düşüp te devletlerini kaybetmesinler.
Camilerdeki yazılardan söz açılmışken, İstanbul'da Eyüp Sultan Camii'ne ne zaman uğrasam, yanımdakilere, mihraba doğru ilerlerken sol taraftaki o beyiti gösteririm:
"Yetmez mi bu şehrin halkına bu nimet-i Bari
Habib-i Ekremin yari Eba Eyyub El Ensari."
Yaklaşık üç aydan beri seçimle yattık seçimle kalktık ve kesinlikle asıl gündemimizden uzaklaştık, hatta diyebiliriz ki bu seçim vaveylası ile derin gafletlere daldık gittik.
Bu gaflet gömleği başımızda iken nelerimiz gitti, hangi değerlerimiz ayağımızın altından kaydırıldı bilemedik.
Millet olarak gaflete düşmüş, gaflete düşürülmüş isek, belanın en büyüğüne düşmüşüz demektir.
Çıkmak için elbette bir seferberlik şarttır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025