Uludağ Üniversitesi (UÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Yusuf Oğuzoğlu, 1326'da sadece Bursa Hisarı'nın düştüğünü, aslında Türkmenlerin çok önceleri bölgeye yerleştiklerini söyledi.
Önce alperenler fethediyor
Oğuzoğlu, Bursa'nın merkez Osmangazi İlçe Belediyesi'nce "Osman Gazi'yi Anma ve Bursa Fetih Şenlikleri" kapsamında düzenlenen "Osman Gazi ve Bursa" konulu sempozyumda, rahatsızlığı nedeniyle sempozyuma katılamayan Tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık'ın "Payitaht Bursa'nın Kültürel ve Ekonomik İlişkileri" başlıklı bildirisini okudu.
Osman Gazi'nin küçük bir beylik olarak kurduğu Osmanlı'nın zamanla dünyada eşi görülmemiş bir imparatorluğa dönüştüğünü ifade eden Oğuzoğlu, tımar sistemi, çarşı pazar faaliyetlerinin kurulması gibi bir devlette olması gereken kurumların Osmanlı İmparatorluğu'nda Osman Gazi tarafından kurulduğunu belirtti.
Oğuzoğlu, Osman Gazi ve kardeşlerinin "Alp" adıyla anıldıklarını dile getirerek, "Alp"lerde de cesaret, fiziksel güç, enerjik ve hakkaniyetli olma ile yay ve kılıç kullanımında ustalık gibi özellikler olduğunu anlattı.
Osmanlı'nın beylik dönemlerinde dahi güçlü bir ahi teşkilatının bulunduğunu kaydeden Oğuzoğlu, bu teşkilatın işleyiş esasını, "güçlü iken güçsüze kucak açmak" anlayışının oluşturduğunu vurguladı.
Müslüman Türkün
adalet anlayışı
Oğuzoğlu, Osman Gazi yönetiminin huzur, barış, yardımlaşma konularındaki yaklaşımına karşı Bizans tekfurlarının halka zulüm yapmasının Osmanlı'nın hakimiyet kurmasını kolaylaştırdığını ifade ederek, şöyle konuştu:
"Osmanlı, Bizans topraklarını adaletle hakimiyeti altına aldı, Bizans halkının gönlünü fethetti. Çünkü Bizans halkı tekfurunun zulmünden bunalmıştı. Bizans halkı ürettiği malı tekfura veriyordu. Osmanlı ise topraklarındaki yabancılardan yüzde 15 vergi alırken, 85'ini malın sahibine veriyordu. Osmanlı, Bizans sınırında henüz küçük beylik iken Bizans tekfurları arasında bile Osman Bey'in idaresindeki halkın ne kadar rahat bir hayat sürmekte olduğu konuşuluyordu. Yani, 1326'da sadece Bursa Hisarı düşmüştür. Aslında Türkmenler çok önceleri bölgeye yerleşmişti."
UÜ Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Cemiloğlu da Bursa ve çevresinin 7 asır içinde Oğuz Boyu'na mensup kişilere mesken olduğunu belirtti.
Osmanlı'lın evlatları bu bölgede
Bursa'nın genel olarak "göçmen kenti" olarak bilindiğini belirten Cemiloğlu, Bursa'da, "Uludağ'ın arkası" olarak nitelendirilen bölgede yaşayan insanların, kendilerini 700 yıl önce bu topraklara gelip yerleşen Türkmenler'in evlatları olarak algıladıklarını ifade etti. Cemiloğlu, Uludağ'ın arkasındaki bölgenin Bursa'nın zaman içinde aldığı göçlerden etkilenmediğini kaydederek, bu bölgenin kültür havzası özelliğini günümüze kadar koruduğunu anlattı.
Önce alperenler fethediyor
Oğuzoğlu, Bursa'nın merkez Osmangazi İlçe Belediyesi'nce "Osman Gazi'yi Anma ve Bursa Fetih Şenlikleri" kapsamında düzenlenen "Osman Gazi ve Bursa" konulu sempozyumda, rahatsızlığı nedeniyle sempozyuma katılamayan Tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık'ın "Payitaht Bursa'nın Kültürel ve Ekonomik İlişkileri" başlıklı bildirisini okudu.
Osman Gazi'nin küçük bir beylik olarak kurduğu Osmanlı'nın zamanla dünyada eşi görülmemiş bir imparatorluğa dönüştüğünü ifade eden Oğuzoğlu, tımar sistemi, çarşı pazar faaliyetlerinin kurulması gibi bir devlette olması gereken kurumların Osmanlı İmparatorluğu'nda Osman Gazi tarafından kurulduğunu belirtti.
Oğuzoğlu, Osman Gazi ve kardeşlerinin "Alp" adıyla anıldıklarını dile getirerek, "Alp"lerde de cesaret, fiziksel güç, enerjik ve hakkaniyetli olma ile yay ve kılıç kullanımında ustalık gibi özellikler olduğunu anlattı.
Osmanlı'nın beylik dönemlerinde dahi güçlü bir ahi teşkilatının bulunduğunu kaydeden Oğuzoğlu, bu teşkilatın işleyiş esasını, "güçlü iken güçsüze kucak açmak" anlayışının oluşturduğunu vurguladı.
Müslüman Türkün
adalet anlayışı
Oğuzoğlu, Osman Gazi yönetiminin huzur, barış, yardımlaşma konularındaki yaklaşımına karşı Bizans tekfurlarının halka zulüm yapmasının Osmanlı'nın hakimiyet kurmasını kolaylaştırdığını ifade ederek, şöyle konuştu:
"Osmanlı, Bizans topraklarını adaletle hakimiyeti altına aldı, Bizans halkının gönlünü fethetti. Çünkü Bizans halkı tekfurunun zulmünden bunalmıştı. Bizans halkı ürettiği malı tekfura veriyordu. Osmanlı ise topraklarındaki yabancılardan yüzde 15 vergi alırken, 85'ini malın sahibine veriyordu. Osmanlı, Bizans sınırında henüz küçük beylik iken Bizans tekfurları arasında bile Osman Bey'in idaresindeki halkın ne kadar rahat bir hayat sürmekte olduğu konuşuluyordu. Yani, 1326'da sadece Bursa Hisarı düşmüştür. Aslında Türkmenler çok önceleri bölgeye yerleşmişti."
UÜ Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Cemiloğlu da Bursa ve çevresinin 7 asır içinde Oğuz Boyu'na mensup kişilere mesken olduğunu belirtti.
Osmanlı'lın evlatları bu bölgede
Bursa'nın genel olarak "göçmen kenti" olarak bilindiğini belirten Cemiloğlu, Bursa'da, "Uludağ'ın arkası" olarak nitelendirilen bölgede yaşayan insanların, kendilerini 700 yıl önce bu topraklara gelip yerleşen Türkmenler'in evlatları olarak algıladıklarını ifade etti. Cemiloğlu, Uludağ'ın arkasındaki bölgenin Bursa'nın zaman içinde aldığı göçlerden etkilenmediğini kaydederek, bu bölgenin kültür havzası özelliğini günümüze kadar koruduğunu anlattı.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.