Yüzyıllar önce rüşvetin yaygınlaşmasından, rüşvetlerin toplumun bütün katmalarına sirayet etmesinden sikayetçi olup: "Selam verdim rüşvet değil diye almadılar." diyen şairimiz bu gün olsaydı herhalde şöyle derdi: "Selam verdim parasızsın diye almadılar."
Yerel seçimler arefesinde yerel medyamızın durumunu anlatabilecek en uygun cümle bu: "Selam verdim parasızsın diye almadılar." Burada hiçbir abartı yok; milyonların kulağını gösterirsiniz, geçerken bir çay içmek dahi uğramış olsanız, hemen tertibat alınır, kameralar çalışır, seçimler başlar ve mutlaka o akşam ana haber saatinde demeçleriniz yayınlanır. Ucundan, kulağından parayı göstermemişseniz, selamınızdan da parasız olduğunuz anlaşılmışsa, bir kere selamınız havada kalır, rendavusuz sümenaltı edilir ve bir TV ziyaretinde misiniz, yoksa mesela Yakutiye Müzesi'ni mi geziyorsunuz pek anlayamazsınız. Projleriniz varmış, tez sahibi imişsiniz, söyleyeceğiniz çok önemli sözleriniz varmış, bütün bunlar gazeteleri, radyoları, tv kanallarını pek ilgilendirmiyor. Paranız kadar konuşabilirsiniz.
Meşhur bir fıkradır; Köylüler toplanmış koyun sürülerine çoban tutacaklar. Kiminin var yüz koyunu, kiminin elli, kiminin otuz. Saatler geçiyor, konuşanlar hep koyun sayısı fazla olanlar. Sonunda yoksul bir komşu dayanamıyor diyor ki; ağalar saatlerdir siz konuşuyorsunuz, müsade edinde dört koyunlukta ben konuşayım.
Şimdi oturduğunuz şehirde işler iyi gitmiyor, siz de falanca partiden adaysınız, söyleyecekleriniz var, projejeleriniz var, eleştirileriniz var ama paranız yok, porejelerinizle başbaşa kalırsınız. Diğer taraftan söyleyecek sözü yok, planı projesi yok ama yüz koyun sahibidir, öyleyse bütün mikrofonlar onundur.
Onlarca trilyon seçim yardımı alan partiler şehirdeki tüm iletişim araçlarını, bilbordlara varana kadar kapatmışlar. Vatandaşta haklı olarak diyor ki, gündemde şu şu partiler var başkası yok. Nasıl demokrasi ama? Seçmen bilinçlendi, artık iyiyi seçiyor tesbiti de havada kalıyor tabi. Seçmen servis yapılanlar arasından seçiyor ve kimin seçilmesi isteniyorsa onun servisi yapılıyor. Bu noktadan sonra sözü aşık Reyhani'ye bırakmak en doğru iş olacak iş olacak.
Her nere gittimse nasıl ettimse
Baktım gördüm başka gelen paradır.
Tellalın yanına şöyle sokuldum
Duydum ağzındaki ilan paradır.
Yorulmuş öküze tekme attıran
Totoda da tam onüçü tutturan
Hakimi savcıya kaş göz ettiren
Avukatta olan plan paradır.
Bir ölünün cemati az ise
Mutlak parası yok harçlığı kısa
Bir ölünün cemati çok ise
Ölen insan değil ölen paradır,
Parasız insana kız mı verdiler
Yol mu gösterirler hız mı verirler
Keloğlana saçlı kız mı verirler
Paşanın kızını alan paradır.
Gönlümün gözüne bakan geliyor
Tesbihine püskül takan geliyor
Fesini bir yana yıkan geliyor
Ramazan da hafız olan geliyor
Fakiri bilirim lafta bulunur
Korkusundan hep bilafta bulunur
Camide de arka safta bulunur
İmanın sağında kılan paradır
Aşık Reyhaniyim söz mü çalarım
Elli mi çalarım yüz mü çalarım
Perde inletirde saz mı çalarım
Unutma ki, sazı çalan paradır.
Yerel seçimler arefesinde yerel medyamızın durumunu anlatabilecek en uygun cümle bu: "Selam verdim parasızsın diye almadılar." Burada hiçbir abartı yok; milyonların kulağını gösterirsiniz, geçerken bir çay içmek dahi uğramış olsanız, hemen tertibat alınır, kameralar çalışır, seçimler başlar ve mutlaka o akşam ana haber saatinde demeçleriniz yayınlanır. Ucundan, kulağından parayı göstermemişseniz, selamınızdan da parasız olduğunuz anlaşılmışsa, bir kere selamınız havada kalır, rendavusuz sümenaltı edilir ve bir TV ziyaretinde misiniz, yoksa mesela Yakutiye Müzesi'ni mi geziyorsunuz pek anlayamazsınız. Projleriniz varmış, tez sahibi imişsiniz, söyleyeceğiniz çok önemli sözleriniz varmış, bütün bunlar gazeteleri, radyoları, tv kanallarını pek ilgilendirmiyor. Paranız kadar konuşabilirsiniz.
Meşhur bir fıkradır; Köylüler toplanmış koyun sürülerine çoban tutacaklar. Kiminin var yüz koyunu, kiminin elli, kiminin otuz. Saatler geçiyor, konuşanlar hep koyun sayısı fazla olanlar. Sonunda yoksul bir komşu dayanamıyor diyor ki; ağalar saatlerdir siz konuşuyorsunuz, müsade edinde dört koyunlukta ben konuşayım.
Şimdi oturduğunuz şehirde işler iyi gitmiyor, siz de falanca partiden adaysınız, söyleyecekleriniz var, projejeleriniz var, eleştirileriniz var ama paranız yok, porejelerinizle başbaşa kalırsınız. Diğer taraftan söyleyecek sözü yok, planı projesi yok ama yüz koyun sahibidir, öyleyse bütün mikrofonlar onundur.
Onlarca trilyon seçim yardımı alan partiler şehirdeki tüm iletişim araçlarını, bilbordlara varana kadar kapatmışlar. Vatandaşta haklı olarak diyor ki, gündemde şu şu partiler var başkası yok. Nasıl demokrasi ama? Seçmen bilinçlendi, artık iyiyi seçiyor tesbiti de havada kalıyor tabi. Seçmen servis yapılanlar arasından seçiyor ve kimin seçilmesi isteniyorsa onun servisi yapılıyor. Bu noktadan sonra sözü aşık Reyhani'ye bırakmak en doğru iş olacak iş olacak.
Her nere gittimse nasıl ettimse
Baktım gördüm başka gelen paradır.
Tellalın yanına şöyle sokuldum
Duydum ağzındaki ilan paradır.
Yorulmuş öküze tekme attıran
Totoda da tam onüçü tutturan
Hakimi savcıya kaş göz ettiren
Avukatta olan plan paradır.
Bir ölünün cemati az ise
Mutlak parası yok harçlığı kısa
Bir ölünün cemati çok ise
Ölen insan değil ölen paradır,
Parasız insana kız mı verdiler
Yol mu gösterirler hız mı verirler
Keloğlana saçlı kız mı verirler
Paşanın kızını alan paradır.
Gönlümün gözüne bakan geliyor
Tesbihine püskül takan geliyor
Fesini bir yana yıkan geliyor
Ramazan da hafız olan geliyor
Fakiri bilirim lafta bulunur
Korkusundan hep bilafta bulunur
Camide de arka safta bulunur
İmanın sağında kılan paradır
Aşık Reyhaniyim söz mü çalarım
Elli mi çalarım yüz mü çalarım
Perde inletirde saz mı çalarım
Unutma ki, sazı çalan paradır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025