Bir günlüğün yırtılmış kağıtlarından derleme
- İnkırazına az kaldı. Ölmeye yeminler etmiştin sen. Şimdi yıldızsız gecelerde ağla ağlayabildiğin kadar. Sonsuz gezgende bağır bağırabildiğin kadar. Ne de olsa bütün kulaklar sağır, seni işitmez hiçbir nesne...
aNefeslerimin sıklığına hayretle bakmaktayım. Heceler silikleşiyor dudaklarımda. Kalbimin içinden, ta derinden gelen bir ses diyor ki: "Sen nefsini eğitmeye ve ölmeye karar verdiğin gün tüm bunları göze almamış mıydın." Dağları delercesine bir sesle "evet" diyorum. Ve lakin, sabır ya Rabbi! Sabır ismine sığındım!
- Teker teker limandan el etek çekiyor gemiler. Uzun yolculuk için kısa bir serüven... Peki ya, yalnızlığın ipine teker teker atılanlar var mı, benim gibileri var mı? Hey sarp kayalıklara dalgalarını hırçınca vuran deniz söyle, var mı?
- Şimdi de merdivenlerini yavaş yavaş iniyorum sonun. Belki de "sonun" acısı bu ba'de de gizli. Ağlamaya çalışıyorum, ağlayamıyorum. Korkunç bir zehir acılığı yakmakta yüreğimi. Sanki yüreğimi eritir gibi...
- Hayat geçiyor mısra mısra kağıtlarımdan ve şerit gibi gözlerimin önünden. "Hani ya..." denilip susmaya terk ediliyor insanlar. Hani ya?.. Ve hani?.. Gidenler siliniyormuş demek. Şimdi silgisiz bir silinmeyim ben!
- Nehre atmışlardı beni, yüzemediğim halde. Bir yandan itenlere bağırırken, bir yandan da yaşama mücadelesi veriyordum. Nefeslerimin sıklaştığı anda, tekrar başa döndüğümü fark ettim. Ölüm pazarına gelenin, ölümden başka olacağı ne olabilirdi ki...
Fatıma Leyla
- İnkırazına az kaldı. Ölmeye yeminler etmiştin sen. Şimdi yıldızsız gecelerde ağla ağlayabildiğin kadar. Sonsuz gezgende bağır bağırabildiğin kadar. Ne de olsa bütün kulaklar sağır, seni işitmez hiçbir nesne...
aNefeslerimin sıklığına hayretle bakmaktayım. Heceler silikleşiyor dudaklarımda. Kalbimin içinden, ta derinden gelen bir ses diyor ki: "Sen nefsini eğitmeye ve ölmeye karar verdiğin gün tüm bunları göze almamış mıydın." Dağları delercesine bir sesle "evet" diyorum. Ve lakin, sabır ya Rabbi! Sabır ismine sığındım!
- Teker teker limandan el etek çekiyor gemiler. Uzun yolculuk için kısa bir serüven... Peki ya, yalnızlığın ipine teker teker atılanlar var mı, benim gibileri var mı? Hey sarp kayalıklara dalgalarını hırçınca vuran deniz söyle, var mı?
- Şimdi de merdivenlerini yavaş yavaş iniyorum sonun. Belki de "sonun" acısı bu ba'de de gizli. Ağlamaya çalışıyorum, ağlayamıyorum. Korkunç bir zehir acılığı yakmakta yüreğimi. Sanki yüreğimi eritir gibi...
- Hayat geçiyor mısra mısra kağıtlarımdan ve şerit gibi gözlerimin önünden. "Hani ya..." denilip susmaya terk ediliyor insanlar. Hani ya?.. Ve hani?.. Gidenler siliniyormuş demek. Şimdi silgisiz bir silinmeyim ben!
- Nehre atmışlardı beni, yüzemediğim halde. Bir yandan itenlere bağırırken, bir yandan da yaşama mücadelesi veriyordum. Nefeslerimin sıklaştığı anda, tekrar başa döndüğümü fark ettim. Ölüm pazarına gelenin, ölümden başka olacağı ne olabilirdi ki...
Fatıma Leyla
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.