AB dönem başkanı Almanya'nın Başbakanı Merkel in Türkiye ve AB üyeliği konusundaki görüşleri herkesçe biliniyor. Son olarak bir dergiye verdiği röportajda Türkiye için yine "imtiyazlı ortaklık"tan bahseden Merkel, bu ortaklığın ne anlama geldiğini ayrıntılarıyla izah etti.AB'nin yakın gelecekte 3 bölüme ayrılacağına vurgu yapan Alman Başbakan, 1. grupta Euro'yu ve Şengen anlaşmasını kabul eden ve uygulayan ülkelerin yer alacağını; 2. grupta İngiltere gibi Euro'yu benimsememiş üye ülkelerin bulunacağını vurguladı. Türkiye'nin ise "imtiyazlı ortak" olarak yer bulabileceği son grup, geri kalmış 3. dünya ülkelerinin yanıdır. Bu son grup karar mekanizmalarında yer almayacak, sadece AB'nin savunma, güvenlik ve işbirliği gibi sahalarında hizmet edecektir. Yakın zamanda AB rotamız değişmemiştir, çıkışlarını yineleyen Başbakan Erdoğan, karar mekanizmasında yer alamayacağımız bir birliktelik için niye bu kadar ısrarcı davranıyor? Üyelik müzakerelerini askıya alan AB verilen tüm tavizlere rağmen - Müslüman bir Türkiye'yi- kabul edemez, bir manada sindiremezken, Erdoğan'ın Hıristiyan Batıya karşı "bir olma hayali" peşinden gitmesi düşündürücüdür. Gelinen noktada Türk halkı AB üyeliğini % 70'lere varan bir netlikle reddetmektedir. Bu reddin altında Türkiye'nin özellikle AKP iktidarı döneminde bir hayal uğruna kaybettikleri yatmaktadır.İmtiyazlı ortaklık, karar mekanizmalarında yer almayacak ama emirleri yerine getirmek zorunda olan bir Türkiye. Bu mana Türk halkına anlatılsa emin olun ki, red oranı % 100'lere ulaşacaktır.Türk milleti 5 bin yıllık tarihinin hiçbir döneminde emir almamış, buyruk altında olmamıştır. Asırlardır çeşitli yollarla ve son dönemde de misyonerlik çalışmaları ile yapılmak istenen esir etme projeleri Türkün yaradılışına terstir. AB'ye üye olacağız gerekçesiyle yapılanların tamamı gerek ekonomik, gerek kültürel, gerek siyasi sahalarda bir esir alma mantığının hayata geçirilmesidir. Milletimiz bunu görmüş ve tavrını almıştır. Erdoğan'ın tavrı da ortadadır. Öyleyse, AB yi istemeyen halkımız AB'yi isteyen ve her ne pahasına olursa olsun üyeliğe uğraşanlarla bağını artık kesmelidir. Bugün AB'ci ve AB karşıtı olarak ikiye ayrılan Türk siyasetinde sadece tek bir parti , Bağımsız Türkiye Partisi AB karşıtı cephededir. Bu gerçeği bütün Türk Milletinin artık görmesi ve oyunu atarken buna göre hareket etmesi gerekir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (A) / diğer yazıları
- RESUL BALCI: Karlar düşerken / 22.02.2025
- Niçin organik cilt ürünlerini tercih etmeliyiz? / 01.06.2014
- Ali Ekber ARAS / 17.12.2013
- İbretlik ve dramatik bir olay: Yassıçemen Savaşı / 15.10.2012
- Savaşsız işgal ya da kaldırım taşlarını yemek / 12.10.2012
- Gavur Kadı / 21.09.2012
- Doğru söze ne denir? / 14.09.2012
- Süslü cümleler.... / 14.09.2012
- Çözümün önünden çekil! / 07.09.2012
- 2011'de neler olmadı' (Hüsamettin Çalışkan) / 04.01.2012
- Niçin organik cilt ürünlerini tercih etmeliyiz? / 01.06.2014
- Ali Ekber ARAS / 17.12.2013
- İbretlik ve dramatik bir olay: Yassıçemen Savaşı / 15.10.2012
- Savaşsız işgal ya da kaldırım taşlarını yemek / 12.10.2012
- Gavur Kadı / 21.09.2012
- Doğru söze ne denir? / 14.09.2012
- Süslü cümleler.... / 14.09.2012
- Çözümün önünden çekil! / 07.09.2012
- 2011'de neler olmadı' (Hüsamettin Çalışkan) / 04.01.2012