İnsanlar mı olayları, olaylar mı insanları değiştiriyor?
Galiba hem insanlar hem de olaylar içiçe geçmiş bir fenomen olarak birbirlerini etkiliyorlar.
Olaylar insanları, insanlar olayları değiştiriyor.
Dünkü tavrınız bugünkü düşüncelerinize tezat teşkil edebilmekte.
Yaşanan olaylar ileriki süreçte farklı boyutta cereyan ederek diğer olayların silsilesini etkileyebilmekte.
Değişen ve gelişen dünya, kaosla huzurun arasında hızla dönüyor.
Bir taraf sıcağı yaşamaya başlarken diğer taraf titremeye başlıyor.
Bir taraf karanlığa boğulurken diğer taraf aydınlığa kucak açıyor.
Kimileri ölüyor kimileri doğuyor
Devran böyle sürüp gidiyor.
Olaylar aktıkça insanlar da sonu belli bir belirsizliğe kayıp gidiyor.
Sıradan insanlar değil sadece.
Krallar, karaliçeler, prensler, prensesler, şeyhler, diktatörler, başbakanlar, devlet başkanları....
herkes bundan nasibini alıyor.
Teksas'ın arka barlarındaki taburelerden Beyaz Saray koltuğuna oturan Bush, hala bir sarhoş mu yoksa evanjelik bir evliya mı?
Yaptıklarına bakılırsa aklı başında bir adam olmadığı kesin.
Yapacaklarına/yapmak istediklerine bakarsanız dünyayı kötülüklerden kurtarmak için gelen bir Mesih.
Bush mu değişti, aynı da biz mi onu değişmiş görüyoruz?
Bir anda bir değişim ve başkalaşım.
Kendi halkını kimyasal silahlarla toplu öldüren Saddam şimdi bir gariban.
Dünün diktatörü şimdi yardıma muhtaç.
Dünyanın en özgürlükçü(!)ülkesinin başında eski bir sarhoş var.
En tehlikeli ülke olarak takdim edilen Irak'ın başında ise Saddam bulunuyordu.
Şimdiki Başbakan Allavi'nin de katil olduğu iddiaları ortada dolaşıyor.
Arabistan'da sabıkalı şeyhler işbaşında, Arap ülkelerinin geri kalanında ise dikta uygulayan Krallar.
Avrupa'da ikiyüzlü liderler, Afrika'da insanlarını sömüren devlet başkanları, Uzakdoğu ve Asya'da aç kitleleri yöneten hanedanlar...
Bazı olaylar değiştikçe insanlar da değişiyor.
Bu varsayıma ayak direyen liderler ise hala bildiklerini okuyorlar.
Kaddafi eski Kaddafi değil,
Beşir Esad babası gibi değil,
Ne İran eski İran
Ne Afganistan, Ne Pakistan
Ne Rusya....
İnsanlar ve olaylar değişse de
O olay ve İnsanları o şartlara zorlayan içsel ve dışsal dinamikler pek değişmiyor.
Öyle olmasaydı
Dünden bugüne miras kalan dünya coğrafyasındaki şiddet, kan ve gözyaşı hala sürüp gider miydi?
Olaylar ve insanlar nasıl bir değişim yaşıyor?
Olumlu mu olumsuz mu?
Daha mı kapalı daha mı açık?
Ya da
Kanlı mı kansız mı..?
Nasıl bir değişim?
Galiba hem insanlar hem de olaylar içiçe geçmiş bir fenomen olarak birbirlerini etkiliyorlar.
Olaylar insanları, insanlar olayları değiştiriyor.
Dünkü tavrınız bugünkü düşüncelerinize tezat teşkil edebilmekte.
Yaşanan olaylar ileriki süreçte farklı boyutta cereyan ederek diğer olayların silsilesini etkileyebilmekte.
Değişen ve gelişen dünya, kaosla huzurun arasında hızla dönüyor.
Bir taraf sıcağı yaşamaya başlarken diğer taraf titremeye başlıyor.
Bir taraf karanlığa boğulurken diğer taraf aydınlığa kucak açıyor.
Kimileri ölüyor kimileri doğuyor
Devran böyle sürüp gidiyor.
Olaylar aktıkça insanlar da sonu belli bir belirsizliğe kayıp gidiyor.
Sıradan insanlar değil sadece.
Krallar, karaliçeler, prensler, prensesler, şeyhler, diktatörler, başbakanlar, devlet başkanları....
herkes bundan nasibini alıyor.
Teksas'ın arka barlarındaki taburelerden Beyaz Saray koltuğuna oturan Bush, hala bir sarhoş mu yoksa evanjelik bir evliya mı?
Yaptıklarına bakılırsa aklı başında bir adam olmadığı kesin.
Yapacaklarına/yapmak istediklerine bakarsanız dünyayı kötülüklerden kurtarmak için gelen bir Mesih.
Bush mu değişti, aynı da biz mi onu değişmiş görüyoruz?
Bir anda bir değişim ve başkalaşım.
Kendi halkını kimyasal silahlarla toplu öldüren Saddam şimdi bir gariban.
Dünün diktatörü şimdi yardıma muhtaç.
Dünyanın en özgürlükçü(!)ülkesinin başında eski bir sarhoş var.
En tehlikeli ülke olarak takdim edilen Irak'ın başında ise Saddam bulunuyordu.
Şimdiki Başbakan Allavi'nin de katil olduğu iddiaları ortada dolaşıyor.
Arabistan'da sabıkalı şeyhler işbaşında, Arap ülkelerinin geri kalanında ise dikta uygulayan Krallar.
Avrupa'da ikiyüzlü liderler, Afrika'da insanlarını sömüren devlet başkanları, Uzakdoğu ve Asya'da aç kitleleri yöneten hanedanlar...
Bazı olaylar değiştikçe insanlar da değişiyor.
Bu varsayıma ayak direyen liderler ise hala bildiklerini okuyorlar.
Kaddafi eski Kaddafi değil,
Beşir Esad babası gibi değil,
Ne İran eski İran
Ne Afganistan, Ne Pakistan
Ne Rusya....
İnsanlar ve olaylar değişse de
O olay ve İnsanları o şartlara zorlayan içsel ve dışsal dinamikler pek değişmiyor.
Öyle olmasaydı
Dünden bugüne miras kalan dünya coğrafyasındaki şiddet, kan ve gözyaşı hala sürüp gider miydi?
Olaylar ve insanlar nasıl bir değişim yaşıyor?
Olumlu mu olumsuz mu?
Daha mı kapalı daha mı açık?
Ya da
Kanlı mı kansız mı..?
Nasıl bir değişim?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Cevat Kışlalı / diğer yazıları
- Suikastın geri planı / 09.05.2006
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005