‘Mü’min dünyaya ibret gözüyle bakar’
Hz. Ali (a.s.) buyurdu ki: “Mü’min dünyaya ibret gözüyle bakar, karnının ihtiyacı miktarınca ondan azık alır; dünya sözünü düşman ve gazap kulağıyla işitir. Malı çok oldu derlerse kısa bir müddet sonra fakir oldu derler; varlığına sevinirlerse, yokluğuna üzülürler. Dünyanın hali budur ve dünya ehline, ümitlerini kesecekleri gün daha gelmedi”
09.07.2023 10:30:00
Hakan Akkuş
Hakan Akkuş





İmam Ali'nin (a.s.) hikmetli sözlerinden bazıları şöyledir:
"Ey insanlar, dünya malı vebalı çer-çöptür. O halde odağından sakının. Ondan gönül koparmak, ona güvenmekten daha faydalıdır. Yaşatacak kadarı, servetinden (biriktirmesinden) daha temizdir. Ondan fazlasıyla mal toplayanların (ahirette) mahrumiyetine hükmedilmiş, müstağni olana ise rahatlıkla yardım edilmiştir.
Dünya süsü gözlerini kamaştıranın, (kalp) gözleri kör olur. Dünyaya âşık olmayı gömlek gibi giyinen, içini hüzünle doldurur, bu hüzünler onun kalbinin içinde oynar. Öyle bir hüzün ki, onu meşgul eder; öyle bir gam ki, onu kederlendirir. Durumu böylece devam eder, nihayet boğazı düğümlenir (ölür), sonra bir köşeye atılır, hayat damarları kesilir. Allah'ın onu yok etmesi, kardeşlerinin de onu mezara gömmesi oldukça kolaydır.
Mü'min dünyaya ibret gözüyle bakar, karnın ihtiyacı miktarınca ondan azık alır; dünya sözünü düşman ve gazap kulağıyla işitir. Malı çok oldu derlerse kısa bir müddet sonra, fakir oldu derler; varlı- ğına sevinirlerse, yokluğuna üzülürler. Dünyanın hali bu- dur ve dünya ehline, ümitlerini kesecekleri gün (kıyamet günü) daha gelmedi."
"Allah, kullarını azabından alıkoymak ve onları cennete sevk etmek için sevabı itaate, cezayı ise günaha karar kılmıştır."
"İnsanlara öyle bir zaman gelir ki, Kur'an'dan ancak resim (bir nişane, bir yazı), İslam'dan ise ancak ismi baki kalır. Mescitleri o zamanda bina bakımından mamur, hidayet bakımından haraptır. Halkı, yeryüzünün en şerli kişileridir, fitne onlardan çıkar, hata ve günah onlara sığınır, fitnelerden ayrılmak isteyeni geri çevirirler, arkada kalanı sürükleyip ona doğru götürürler. Allah şöyle buyuruyor: 'Zatıma and olsun ki, onlara sabırlı insanı şaşkınlığa düşürecek bir fitne göndereceğim.' Böyle de yapmıştır. Allah'tan gaflet sürçmelerinden geçmesini dileriz."
"İslam'dan daha yüce bir şeref, takvadan daha izzetli bir izzet, veradan (haram ve şüpheli şeylerden kaçınmaktan) daha güzel bir sığınak, tövbeden daha çok kurtarıcı bir şefaatçi, kanaatten daha zengin bir hazine ve rızka razı olmak kadar da fakirliği gideren bir mal yoktur.
Kifayet edecek kadarıyla yetinen sürekli rahatlığa erer, esenliğe kavuşur. Dünyaya rağbet ise meşakkatin (veya bitkinliğin) anahtarı ve sıkıntının bineğidir. Hırs, kibir ve hased insanı günaha düşmeye çağıran şeylerdir; şer (kötülük) ise tüm çirkinlikleri toplayandır."
İmam Ali (a.s) minbere oturduğunda genellikle her hutbeden önce şöyle buyuruyordu:
"Ey insanlar, Allah'tan korkun; hiç kimse oynasın diye boşuna yaratılmamış, boş işler yapsın diye kendi haline terk edilmemiştir. Kendini insan için güzel gösteren dünya, kötü bakışın çirkin gördüğü ahiretin yerini alamaz. Bütün gayretiyle dünyada yüce makamlara erişen mağrur kimse, ahi- retten en küçük bir nasip elde eden kimse gibi değildir."
(Nehcü'l-Belağa'dan...)
"Ey insanlar, dünya malı vebalı çer-çöptür. O halde odağından sakının. Ondan gönül koparmak, ona güvenmekten daha faydalıdır. Yaşatacak kadarı, servetinden (biriktirmesinden) daha temizdir. Ondan fazlasıyla mal toplayanların (ahirette) mahrumiyetine hükmedilmiş, müstağni olana ise rahatlıkla yardım edilmiştir.
Dünya süsü gözlerini kamaştıranın, (kalp) gözleri kör olur. Dünyaya âşık olmayı gömlek gibi giyinen, içini hüzünle doldurur, bu hüzünler onun kalbinin içinde oynar. Öyle bir hüzün ki, onu meşgul eder; öyle bir gam ki, onu kederlendirir. Durumu böylece devam eder, nihayet boğazı düğümlenir (ölür), sonra bir köşeye atılır, hayat damarları kesilir. Allah'ın onu yok etmesi, kardeşlerinin de onu mezara gömmesi oldukça kolaydır.
Mü'min dünyaya ibret gözüyle bakar, karnın ihtiyacı miktarınca ondan azık alır; dünya sözünü düşman ve gazap kulağıyla işitir. Malı çok oldu derlerse kısa bir müddet sonra, fakir oldu derler; varlı- ğına sevinirlerse, yokluğuna üzülürler. Dünyanın hali bu- dur ve dünya ehline, ümitlerini kesecekleri gün (kıyamet günü) daha gelmedi."
"Allah, kullarını azabından alıkoymak ve onları cennete sevk etmek için sevabı itaate, cezayı ise günaha karar kılmıştır."
"İnsanlara öyle bir zaman gelir ki, Kur'an'dan ancak resim (bir nişane, bir yazı), İslam'dan ise ancak ismi baki kalır. Mescitleri o zamanda bina bakımından mamur, hidayet bakımından haraptır. Halkı, yeryüzünün en şerli kişileridir, fitne onlardan çıkar, hata ve günah onlara sığınır, fitnelerden ayrılmak isteyeni geri çevirirler, arkada kalanı sürükleyip ona doğru götürürler. Allah şöyle buyuruyor: 'Zatıma and olsun ki, onlara sabırlı insanı şaşkınlığa düşürecek bir fitne göndereceğim.' Böyle de yapmıştır. Allah'tan gaflet sürçmelerinden geçmesini dileriz."
"İslam'dan daha yüce bir şeref, takvadan daha izzetli bir izzet, veradan (haram ve şüpheli şeylerden kaçınmaktan) daha güzel bir sığınak, tövbeden daha çok kurtarıcı bir şefaatçi, kanaatten daha zengin bir hazine ve rızka razı olmak kadar da fakirliği gideren bir mal yoktur.
Kifayet edecek kadarıyla yetinen sürekli rahatlığa erer, esenliğe kavuşur. Dünyaya rağbet ise meşakkatin (veya bitkinliğin) anahtarı ve sıkıntının bineğidir. Hırs, kibir ve hased insanı günaha düşmeye çağıran şeylerdir; şer (kötülük) ise tüm çirkinlikleri toplayandır."
İmam Ali (a.s) minbere oturduğunda genellikle her hutbeden önce şöyle buyuruyordu:
"Ey insanlar, Allah'tan korkun; hiç kimse oynasın diye boşuna yaratılmamış, boş işler yapsın diye kendi haline terk edilmemiştir. Kendini insan için güzel gösteren dünya, kötü bakışın çirkin gördüğü ahiretin yerini alamaz. Bütün gayretiyle dünyada yüce makamlara erişen mağrur kimse, ahi- retten en küçük bir nasip elde eden kimse gibi değildir."
(Nehcü'l-Belağa'dan...)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.