Gerçekleri görebilmek
Sayın Emin Çölaşan!
12.06.2001 tarihli Hürriyet gazetesindeki köşenizi okudum. O mitinge katılanlardan birisi de benim. 30 küsur derece sıcaklığın altında hanımım ve beş yaşındaki oğlum da yanımdaydı. Bize o sıcağın altında durduğumuz için kimse para falan da vermedi. Aşağıda söyleyeceğim şeylerden dolayı da her ne demekse onu da bilmiyorum ama sizin ifadenizle Başiyye tarikatına da mensup değilim. Rahmetli büyükannem emekli öğretmendi, yine rahmetli büyükbabam da Gazi Eğitim Enstitüsü'nden emekli öğretim üyesiydi. Ve ben Atatürkçü bir aileden gelmekte olup aynı düşüncelere sahip bir insanım. Rahmetli Atatürk'e ve şanlı ordumuza kötü söz söylenen bir toplulukta da bulunmam. O eleştirdiğiniz mitingde beş yaşındaki oğlum elinde Türk bayrağı "Bu vatan bizimdir, bizim kalacak" "Ermeni şaşırma, sabrımızı taşırma" diye slogan atıyordu. Belki de küçücük yüreğiyle "bayrak sallamayla vatan kurtulmaz" diyenlere nazire yapıyordu. Ama ben inanıyorum ki bu millet bugün bayrak sallar, gerektiğinde atalarından miras kalan Kuvayı Milliye ruhuyla bu vatan uğrunda canını verir.
Sayın Çölaşan, benim o mitingden, tenkit ettiğiniz belediye otobüslerine asılan afişlerden dolayı haberim oldu. Gönül isterdi ki birlik ve beraberliğe bu kadar muhtaç olduğumuz şu dönemde sizin gibi medya mensuplarımız da böyle bir mitinge sahip çıksın. Ama tabii ki sizin de gündeminiz daha yoğun. Belediyenin araçlarına miting duyuruları nasıl asılır, Tandoğan Meydanı trafiğe nasıl kapatılır, çam ağaçları nasıl kesilir de yerine cami yapılır, cami yapımı için vatandaşlardan niçin para toplanır, İ. Melih Gökçek bilmem neredeki kavşak veya üst geçidi neye dayanarak yapar vs gibi.
O mitinge katılanlar ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar, Ermeni soykırım iddiaları, IMF ajanları, Kıbrıs meselesi, ekonomik kriz, tarımımız üzerindeki hesaplar vs. gibi kara bulutların dolaştığı bir dönemde böyle bir mitinge katılmayı bir vatandaşlık borcu bildiler. Çeşitli nedenlerle katılmayanların ise gönüllerinin oradaki insanlarla beraber olduğuna bütün samimiyetimle inanıyorum. Allah razı olsun Prof. Dr. Haydar Baş Bey gibi mümtaz bir ilim adamının ağzından ülke gerçeklerinden haberimiz oldu. Ayrıca o mitingde bir kişi değil, yedi tane de değerli konuşmacı konuştu. Bunlar değerli ordumuzdan emekli bir albay, bir tıp doktoru, emekli bir hakim, yine emekli bir emniyet müdürü, iki tane de araştırmacı-yazardı. Ve hepsi de birbirinden güzel ve aydınlatıcı konuşmalar yaptılar. Bu mitinglerin başka şehirlerde de yapılacağını duydum. Oralara da zamanımın ve bütçemin elverdiği ölçüde katılacağım. Tabii ki beş yaşındaki oğlum da yanımda olacak. Birlik ve beraberliğe bu kadar muhtaç olduğumuz şu hassas dönemde bütün akl-ı selim insanların da bu mitinglere katılacaklarına inanıyorum. Sayın Çölaşan, ben Ankara'lı bir esnafım. Sizden ricam, ülkemiz gerçekleri ve çıkış yolları hakkında bizleri uyaran ve aydınlatan Prof. Dr. Haydar Baş Bey ve O'nun gibileri yereceğinize onlara destek olun. Hatta aynı içerikli bir miting de siz yapın, ona da katılalım. Yoksa gölge etmeyin. O insanları bazı takkıyyecilerle (isim vermiyorum, arif olan anlar) karıştırmayın. Ayrıca şunu da söyleyeyim Tandoğan'da beş bin kişi değil yüz binler vardı.
En içten dileklerimle...
Erdoğan KARABACAK
Sayın Emin Çölaşan!
12.06.2001 tarihli Hürriyet gazetesindeki köşenizi okudum. O mitinge katılanlardan birisi de benim. 30 küsur derece sıcaklığın altında hanımım ve beş yaşındaki oğlum da yanımdaydı. Bize o sıcağın altında durduğumuz için kimse para falan da vermedi. Aşağıda söyleyeceğim şeylerden dolayı da her ne demekse onu da bilmiyorum ama sizin ifadenizle Başiyye tarikatına da mensup değilim. Rahmetli büyükannem emekli öğretmendi, yine rahmetli büyükbabam da Gazi Eğitim Enstitüsü'nden emekli öğretim üyesiydi. Ve ben Atatürkçü bir aileden gelmekte olup aynı düşüncelere sahip bir insanım. Rahmetli Atatürk'e ve şanlı ordumuza kötü söz söylenen bir toplulukta da bulunmam. O eleştirdiğiniz mitingde beş yaşındaki oğlum elinde Türk bayrağı "Bu vatan bizimdir, bizim kalacak" "Ermeni şaşırma, sabrımızı taşırma" diye slogan atıyordu. Belki de küçücük yüreğiyle "bayrak sallamayla vatan kurtulmaz" diyenlere nazire yapıyordu. Ama ben inanıyorum ki bu millet bugün bayrak sallar, gerektiğinde atalarından miras kalan Kuvayı Milliye ruhuyla bu vatan uğrunda canını verir.
Sayın Çölaşan, benim o mitingden, tenkit ettiğiniz belediye otobüslerine asılan afişlerden dolayı haberim oldu. Gönül isterdi ki birlik ve beraberliğe bu kadar muhtaç olduğumuz şu dönemde sizin gibi medya mensuplarımız da böyle bir mitinge sahip çıksın. Ama tabii ki sizin de gündeminiz daha yoğun. Belediyenin araçlarına miting duyuruları nasıl asılır, Tandoğan Meydanı trafiğe nasıl kapatılır, çam ağaçları nasıl kesilir de yerine cami yapılır, cami yapımı için vatandaşlardan niçin para toplanır, İ. Melih Gökçek bilmem neredeki kavşak veya üst geçidi neye dayanarak yapar vs gibi.
O mitinge katılanlar ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar, Ermeni soykırım iddiaları, IMF ajanları, Kıbrıs meselesi, ekonomik kriz, tarımımız üzerindeki hesaplar vs. gibi kara bulutların dolaştığı bir dönemde böyle bir mitinge katılmayı bir vatandaşlık borcu bildiler. Çeşitli nedenlerle katılmayanların ise gönüllerinin oradaki insanlarla beraber olduğuna bütün samimiyetimle inanıyorum. Allah razı olsun Prof. Dr. Haydar Baş Bey gibi mümtaz bir ilim adamının ağzından ülke gerçeklerinden haberimiz oldu. Ayrıca o mitingde bir kişi değil, yedi tane de değerli konuşmacı konuştu. Bunlar değerli ordumuzdan emekli bir albay, bir tıp doktoru, emekli bir hakim, yine emekli bir emniyet müdürü, iki tane de araştırmacı-yazardı. Ve hepsi de birbirinden güzel ve aydınlatıcı konuşmalar yaptılar. Bu mitinglerin başka şehirlerde de yapılacağını duydum. Oralara da zamanımın ve bütçemin elverdiği ölçüde katılacağım. Tabii ki beş yaşındaki oğlum da yanımda olacak. Birlik ve beraberliğe bu kadar muhtaç olduğumuz şu hassas dönemde bütün akl-ı selim insanların da bu mitinglere katılacaklarına inanıyorum. Sayın Çölaşan, ben Ankara'lı bir esnafım. Sizden ricam, ülkemiz gerçekleri ve çıkış yolları hakkında bizleri uyaran ve aydınlatan Prof. Dr. Haydar Baş Bey ve O'nun gibileri yereceğinize onlara destek olun. Hatta aynı içerikli bir miting de siz yapın, ona da katılalım. Yoksa gölge etmeyin. O insanları bazı takkıyyecilerle (isim vermiyorum, arif olan anlar) karıştırmayın. Ayrıca şunu da söyleyeyim Tandoğan'da beş bin kişi değil yüz binler vardı.
En içten dileklerimle...
Erdoğan KARABACAK
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.