Kur'an ayı Ramazanın sonlarına yaklaşırken, Kur'an ile en çok haşir-neşir olduğumuz bu mübarek ayda tüm kardeşlerimize bir teklifim var; Furkan suresinin otuzuncu ayetini defalarca okuyalım titreyelim, okuyalım ürperelim.
Âlemleri yoktan var edenin insanlığa son mesajını tebliğ eden son elçi, son peygamber aleyhisselamın bu şikâyetinin kapsamına biz de girersek ya da girmişsek halimiz nice olur diye derin derin düşünelim ve henüz hayatta iken çaresine bakalım.
Gerçekten Kur'an'dan hicret; büyük bir felaket ve elbette Kur'an'a hicret büyük bir isabet ve engin bir rahmet.
Furkan suresinin otuzuncu ayetinde ürpermemizi ve tir tir titrememizi gerektiren ne var?
Otuzuncu ayetten önceki üç ayet mealen şöyle:
"O gün, zalim kimse ellerini ısırıp: "Keşke Peygamberle beraber bir yol tutsaydım, vay başıma gelene; keşke falancayı dost edinmeseydim. And olsun ki beni, bana gelen Kuran'dan o saptırdı. Şeytan insanı yalnız ve yardımcısız bırakıyor" der."
Sırat-ı Müstakim üzre olmayan dostlukların ve arkadaşlıkların öte dünyada yaman düşmanlıklara dönüşeceğini ve derin pişmanlıklara sebep olacağını bu ve benzeri ayetlerden öğreniyoruz.
Ve otuzuncu ayet:
"O gün Peygamber: "Ya Rabbî, halkım bu Kur'ân'ı terk edip ondan uzaklaştılar!" der."
"Allah'ın Rasulü:
"Ey Rabbim, benim kavmim, benim ümmetim, yakışıksız sözler söyleyerek bu Kur'ân'ı gözden çıkarılmış, terkedilmiş hale getirdi" dedi."
"Resul de şöyle der: "Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur'an'ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular."
"Peygamber de 'ya Rab, kavmim bu Kur'an'ı mehcur tuttular' demekte."
Dört ayrı mealden söz konusu ayetin anlamını okumuş olduk, sondaki meal, anlaşıldığı üzre Elmalılı Hamdi Yazır'ın orijinal ifadeleri.
Bu ayetin tefsiri sadedinde Elmalılı tefsirinden şu satırları okuyoruz:
"Peygamber de, Ya Rab! demekte, yani bir taraftan da Peygamber Allah'a şöyle şikayet etmektedir: Kavmim bu Kur'ân'ı mehcur tuttular. Mehcur tutmak iki anlama gelir birisi terk edip uzak durmak, onunla amel etmemektir. Zira bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur: "Her kim de Kur'ân'ı öğrenir de Mushaf'ını asar, ilgilenmez ve bakmazsa; kıyamet günü gelir, yakasına sarılır 'ya Rab! Bu kulun beni mehcûr tuttu (beni terk edip uzak kaldı, benimle amel etmedi), benimle arasında hüküm ver' der." Diğer anlamı ise; hakkında saçma sapan konuştular, evvelkilerin uydurma masalları dediler, demektir. Peygamberin bu şekilde şikayetini söylemek büyük bir tehdittir. Çünkü peygamberler kavmini Allah'a şikayet ettikleri zaman haklarında azab çabuklaştırılmış olur."
Peygamberimizin; "Ya Rab! Benim kavmim Kur'an'dan hicret etti" şikayeti kapsamına girme ihtimali her devirde yaşayan Müslümanları elbette korkutmuş, kesinlikle titretmiştir ama özellikle bu çağda yaşayan bizleri daha fazla korkutmalı ve titretmelidir.
Genelde İslam alemi olarak özelde ise Türkiye'de yaşayan Müslümanlar olarak içinden geçtiğimiz perişan durum, siyaseten, ekonomik açıdan ayaklar altında sürünür vaziyetimiz zaten Kur'an ile irtibatımızın ne kadar sağlıksız ve yetersiz olduğunu ortaya koymaktadır.
Onun için diyoruz ki; Furkan suresinin otuzuncu ayeti bizi derin derin düşündürmeli ve uykularımızı kaçırmalıdır.
Âlemleri yoktan var edenin insanlığa son mesajını tebliğ eden son elçi, son peygamber aleyhisselamın bu şikâyetinin kapsamına biz de girersek ya da girmişsek halimiz nice olur diye derin derin düşünelim ve henüz hayatta iken çaresine bakalım.
Gerçekten Kur'an'dan hicret; büyük bir felaket ve elbette Kur'an'a hicret büyük bir isabet ve engin bir rahmet.
Furkan suresinin otuzuncu ayetinde ürpermemizi ve tir tir titrememizi gerektiren ne var?
Otuzuncu ayetten önceki üç ayet mealen şöyle:
"O gün, zalim kimse ellerini ısırıp: "Keşke Peygamberle beraber bir yol tutsaydım, vay başıma gelene; keşke falancayı dost edinmeseydim. And olsun ki beni, bana gelen Kuran'dan o saptırdı. Şeytan insanı yalnız ve yardımcısız bırakıyor" der."
Sırat-ı Müstakim üzre olmayan dostlukların ve arkadaşlıkların öte dünyada yaman düşmanlıklara dönüşeceğini ve derin pişmanlıklara sebep olacağını bu ve benzeri ayetlerden öğreniyoruz.
Ve otuzuncu ayet:
"O gün Peygamber: "Ya Rabbî, halkım bu Kur'ân'ı terk edip ondan uzaklaştılar!" der."
"Allah'ın Rasulü:
"Ey Rabbim, benim kavmim, benim ümmetim, yakışıksız sözler söyleyerek bu Kur'ân'ı gözden çıkarılmış, terkedilmiş hale getirdi" dedi."
"Resul de şöyle der: "Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur'an'ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular."
"Peygamber de 'ya Rab, kavmim bu Kur'an'ı mehcur tuttular' demekte."
Dört ayrı mealden söz konusu ayetin anlamını okumuş olduk, sondaki meal, anlaşıldığı üzre Elmalılı Hamdi Yazır'ın orijinal ifadeleri.
Bu ayetin tefsiri sadedinde Elmalılı tefsirinden şu satırları okuyoruz:
"Peygamber de, Ya Rab! demekte, yani bir taraftan da Peygamber Allah'a şöyle şikayet etmektedir: Kavmim bu Kur'ân'ı mehcur tuttular. Mehcur tutmak iki anlama gelir birisi terk edip uzak durmak, onunla amel etmemektir. Zira bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur: "Her kim de Kur'ân'ı öğrenir de Mushaf'ını asar, ilgilenmez ve bakmazsa; kıyamet günü gelir, yakasına sarılır 'ya Rab! Bu kulun beni mehcûr tuttu (beni terk edip uzak kaldı, benimle amel etmedi), benimle arasında hüküm ver' der." Diğer anlamı ise; hakkında saçma sapan konuştular, evvelkilerin uydurma masalları dediler, demektir. Peygamberin bu şekilde şikayetini söylemek büyük bir tehdittir. Çünkü peygamberler kavmini Allah'a şikayet ettikleri zaman haklarında azab çabuklaştırılmış olur."
Peygamberimizin; "Ya Rab! Benim kavmim Kur'an'dan hicret etti" şikayeti kapsamına girme ihtimali her devirde yaşayan Müslümanları elbette korkutmuş, kesinlikle titretmiştir ama özellikle bu çağda yaşayan bizleri daha fazla korkutmalı ve titretmelidir.
Genelde İslam alemi olarak özelde ise Türkiye'de yaşayan Müslümanlar olarak içinden geçtiğimiz perişan durum, siyaseten, ekonomik açıdan ayaklar altında sürünür vaziyetimiz zaten Kur'an ile irtibatımızın ne kadar sağlıksız ve yetersiz olduğunu ortaya koymaktadır.
Onun için diyoruz ki; Furkan suresinin otuzuncu ayeti bizi derin derin düşündürmeli ve uykularımızı kaçırmalıdır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025