Son günlerin malum gündemi Papa 2. Jean Paul'ün ölümü. Tüm dünya ile eşzamanlı olarak Türkiye ve Türk medyası da günlerdir Vatikan'la uyuyor, Vatikan'la kalkıyor.
Papa cenaplarının (!) meğer ne kadar da seveni varmış? Medya gene medyalığını yaptı; Papa'nın ölüm haberini, yeni papa seçim haberlerini en az Katolik tv'leri kadar içten (!) verdiler. Neredeyse milletçe arkasından yasını tutacaktık. Yeni papa seçimlerini de Kıbrıs seçimlerini dahi göz ardı ederek takip ettik.
Bir de verilen haberler çok ilginç; eski papa Türk dostuymuş da, yeni papa tam bir Türk düşmanıymış. Ha ha ha!... Ölen papanın Türk dostluğu olsa olsa kurdun kuzuya olan dostluğu gibi olur. Eski papanın bize dost olduğu kuyruklu yalanı da nereden çıktı? Hafızamızı birazcık zorlarsak eminim ki hatırlarız; milenyum mesajında papa cenaplarının (!) hedeflerinin 3. bin yılda Asya'yı (Türkiye'yi) hristiyanlaştırmak olduğunu söylediğini. Dünya üzerinde bir Kürt devleti olmadığı halde Kürtçe konuşup Kürtlerin de milenyumunu kutladığını. Bu nasıl Türk dostluğu? PKK elebaşının yakalandıktan sonra papaya hitaben "kendimi hristiyanlığa yakın buluyorum" diyerek medet umması, asılmaması, hatta yeniden yargılanmasının gündemde olması boşuna mı? AB'ye girmek isteyen Türkiye'ye defalarca Papa 2. Jean Paul döneminde "Avrupa'nın kökleri hristiyanlıktır, Türkiye AB'ye girerse birlik bozulur" mesajı verilmedi mi? Daha geçen yıl dünya basınında bir kısmını yayımladığımız Vatikan'ın en üst düzey teologunun şu mülakatı konuşuluyordu:
The New York Times gazetesinin 15 Ağustos 2004 tarihli sayısında yayımlanan ve internetten sağlanan makalenin çevirisi şöyledir: "... Vatikan, Türkiye'nin AB adaylığını bloke etmek istiyor. Katolik Kilisesi'nin en üst düzey teologu Kardinal Joseph Ratzinger Le Figaro Magazine'e geçen hafta verdiği mülakatında, çoğunluğu Müslüman olan laik Cumhuriyet Türkiye'nin, Avrupa ile sürekli bir tezat oluşturduğunu ve Türkiye'nin Avrupa'ya bağlanmasının bir hata olacağını söyledi. Türkiye'nin farklılığına işaret eden Kardinal, Osmanlı İmparatorluğu'nun geçmiş yüzyıllarda Avrupa'nın kalbine yaptığı akınlara atıfta bulundu"...
Papa'nın ve Vatikan'ın bir Türk düşmanı olduğunu söylemek için bilmem başka delil vermeye gerek var mı? Ayrıca papa daha sağ iken koyu Katolik Amerika'nın ve Kürtler'in Kuzey Irak'ta Türkmenlere yaptığı soykırıma seyirci kalmasına ne demeli?
Yeni papa için de Türk medyası diyor ki: "Türkiye'nin en son tercihi", "Türk Düşmanı Papa"... Olayları tersten okuyacak olursak; her akıl sahibi için şu bir ölçüdür: Düşmanın iyisi, kendisini belli edendir. Ben, şahsen düşmanlığını belli edene saygı duyarım. En azından ne olduğunu bilirim. Yeni papanın seçilmesinden sonra Başbakan Tayyip Erdoğan'dan durumu değerlendirmesini istediler. Başbakan herkesi kendisi gibi görüyor olacak ki; "Belli makama gelindiğinde, önceden söylenen sözler unutulur" diye cevap verdi.
Son olarak bir masalla bitireyim. La Fantone'nin fabllarından birinde şöyle anlatılıyor:
Artık iyice kocayan ve hasta olan kral aslan, ava dahi çıkamaz olur ve tilkiden kendisine bir eşek bulup getirmesini ister. Tilki, bir eşek bulur ve onu kandırıp aslanın yanına götürür. Yaşlı aslan bir hamlede eşeği yakalamak ister fakat çevik davranan eşek kaçmayı başarır. Aslan, tilkiden eşeği tekrar getirmesini ister. Tilki, türlü kurnazlıklarla eşeği tekrar aslana getirmeyi başarır. Aslan bu kez eşeği yakalar. Onu yemeğe başlar. Tilki de kaşla göz arası eşeğin beynini yer. Aslan, eşeğin beyninin olmadığını fark edince; "neden bu eşeğin beyni yok" diye sorunca tilki de; "Hiç beyni olsaydı tekrar gelir miydi" der.
Ahmet Kadir AKTACİR /MİSAFİR KALEM
Papa cenaplarının (!) meğer ne kadar da seveni varmış? Medya gene medyalığını yaptı; Papa'nın ölüm haberini, yeni papa seçim haberlerini en az Katolik tv'leri kadar içten (!) verdiler. Neredeyse milletçe arkasından yasını tutacaktık. Yeni papa seçimlerini de Kıbrıs seçimlerini dahi göz ardı ederek takip ettik.
Bir de verilen haberler çok ilginç; eski papa Türk dostuymuş da, yeni papa tam bir Türk düşmanıymış. Ha ha ha!... Ölen papanın Türk dostluğu olsa olsa kurdun kuzuya olan dostluğu gibi olur. Eski papanın bize dost olduğu kuyruklu yalanı da nereden çıktı? Hafızamızı birazcık zorlarsak eminim ki hatırlarız; milenyum mesajında papa cenaplarının (!) hedeflerinin 3. bin yılda Asya'yı (Türkiye'yi) hristiyanlaştırmak olduğunu söylediğini. Dünya üzerinde bir Kürt devleti olmadığı halde Kürtçe konuşup Kürtlerin de milenyumunu kutladığını. Bu nasıl Türk dostluğu? PKK elebaşının yakalandıktan sonra papaya hitaben "kendimi hristiyanlığa yakın buluyorum" diyerek medet umması, asılmaması, hatta yeniden yargılanmasının gündemde olması boşuna mı? AB'ye girmek isteyen Türkiye'ye defalarca Papa 2. Jean Paul döneminde "Avrupa'nın kökleri hristiyanlıktır, Türkiye AB'ye girerse birlik bozulur" mesajı verilmedi mi? Daha geçen yıl dünya basınında bir kısmını yayımladığımız Vatikan'ın en üst düzey teologunun şu mülakatı konuşuluyordu:
The New York Times gazetesinin 15 Ağustos 2004 tarihli sayısında yayımlanan ve internetten sağlanan makalenin çevirisi şöyledir: "... Vatikan, Türkiye'nin AB adaylığını bloke etmek istiyor. Katolik Kilisesi'nin en üst düzey teologu Kardinal Joseph Ratzinger Le Figaro Magazine'e geçen hafta verdiği mülakatında, çoğunluğu Müslüman olan laik Cumhuriyet Türkiye'nin, Avrupa ile sürekli bir tezat oluşturduğunu ve Türkiye'nin Avrupa'ya bağlanmasının bir hata olacağını söyledi. Türkiye'nin farklılığına işaret eden Kardinal, Osmanlı İmparatorluğu'nun geçmiş yüzyıllarda Avrupa'nın kalbine yaptığı akınlara atıfta bulundu"...
Papa'nın ve Vatikan'ın bir Türk düşmanı olduğunu söylemek için bilmem başka delil vermeye gerek var mı? Ayrıca papa daha sağ iken koyu Katolik Amerika'nın ve Kürtler'in Kuzey Irak'ta Türkmenlere yaptığı soykırıma seyirci kalmasına ne demeli?
Yeni papa için de Türk medyası diyor ki: "Türkiye'nin en son tercihi", "Türk Düşmanı Papa"... Olayları tersten okuyacak olursak; her akıl sahibi için şu bir ölçüdür: Düşmanın iyisi, kendisini belli edendir. Ben, şahsen düşmanlığını belli edene saygı duyarım. En azından ne olduğunu bilirim. Yeni papanın seçilmesinden sonra Başbakan Tayyip Erdoğan'dan durumu değerlendirmesini istediler. Başbakan herkesi kendisi gibi görüyor olacak ki; "Belli makama gelindiğinde, önceden söylenen sözler unutulur" diye cevap verdi.
Son olarak bir masalla bitireyim. La Fantone'nin fabllarından birinde şöyle anlatılıyor:
Artık iyice kocayan ve hasta olan kral aslan, ava dahi çıkamaz olur ve tilkiden kendisine bir eşek bulup getirmesini ister. Tilki, bir eşek bulur ve onu kandırıp aslanın yanına götürür. Yaşlı aslan bir hamlede eşeği yakalamak ister fakat çevik davranan eşek kaçmayı başarır. Aslan, tilkiden eşeği tekrar getirmesini ister. Tilki, türlü kurnazlıklarla eşeği tekrar aslana getirmeyi başarır. Aslan bu kez eşeği yakalar. Onu yemeğe başlar. Tilki de kaşla göz arası eşeğin beynini yer. Aslan, eşeğin beyninin olmadığını fark edince; "neden bu eşeğin beyni yok" diye sorunca tilki de; "Hiç beyni olsaydı tekrar gelir miydi" der.
Ahmet Kadir AKTACİR /MİSAFİR KALEM
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (A) / diğer yazıları
- RESUL BALCI: Karlar düşerken / 22.02.2025
- Niçin organik cilt ürünlerini tercih etmeliyiz? / 01.06.2014
- Ali Ekber ARAS / 17.12.2013
- İbretlik ve dramatik bir olay: Yassıçemen Savaşı / 15.10.2012
- Savaşsız işgal ya da kaldırım taşlarını yemek / 12.10.2012
- Gavur Kadı / 21.09.2012
- Doğru söze ne denir? / 14.09.2012
- Süslü cümleler.... / 14.09.2012
- Çözümün önünden çekil! / 07.09.2012
- 2011'de neler olmadı' (Hüsamettin Çalışkan) / 04.01.2012
- Niçin organik cilt ürünlerini tercih etmeliyiz? / 01.06.2014
- Ali Ekber ARAS / 17.12.2013
- İbretlik ve dramatik bir olay: Yassıçemen Savaşı / 15.10.2012
- Savaşsız işgal ya da kaldırım taşlarını yemek / 12.10.2012
- Gavur Kadı / 21.09.2012
- Doğru söze ne denir? / 14.09.2012
- Süslü cümleler.... / 14.09.2012
- Çözümün önünden çekil! / 07.09.2012
- 2011'de neler olmadı' (Hüsamettin Çalışkan) / 04.01.2012