Kerbela konusunu işleyen yazılı ve sözlü kültür ürünlerini şöyle yüzeysel bir bakışla inceleyenler dahi bu dilin oldukça sorulu bir dil olduğunu rahatlıkla anlarlar.
Kendilerinin 'ehli sünnet' olduklarını iddia eden nice alimler, edipler ve tarihçiler bir kere işlenen korkunç cinayeti yumuşatmak için, basitleştirmek ve sıradanlaştırmak için ellerinden geleni yapmışlar.
Ortada dünya çapında bir cinayet var, sayısı on binlerle ifade edilen Yezid ordularının sadece yetmiş iki kişinin üzerine çullanıp kılıçtan geçirmesi var, korkunç cinayetin kadın ve çocukların gözleri önünde ve feryadları arasında işlenmiş olması var ve hepsinin ötesinde Peygamber evladının katliama tabi tutulması var.
İşlenen bu cinayetin hiç bir dilde ve hiç bir dinde makul bir izahı, bir açıklaması olamaz.
Lafı dolaştırmanın, sağa-sola çekmenin bir alemi yok, Yezid ve avanesi, mal ve makamla satın aldığı valileri ve sözde komutanları insanlık tarihinde eşi görülmemiş bir cinayete, bir caniliğe imza atmışlar ve Yezid'in türlü çirkefliklerini onaylamayan Hz. Hüseyin'i çok acımasızca infaz etmişlerdir.
Kerebla faciasından sonra sözde halife Yezid'in emriyle yaşanan Medine saldırısı, gerçekleştirilen katliamlar, Sahabe kadınlarına yapılan tecavuzler ve ardından Kabe'nin ateşe verilmesi olayları, Hz. Hüseyin'in Yezid'e biat etmemekte ne kadar haklı olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.
Hz. Hüseyin'in kıyamı, özellikle Muaviye'den itibaren dört bir yanda yaygınlaşan ve Yezid'le beraber zirve yapan haksızlığa, arsızlığa, hırsızlığa, keyfi yönetime karşı bir kıyamdır.
Geleneksel dil bu konuda gerçekten sınıfta kalmıştır.
Yok Yezid'in emri öyle değilmiş, yok Hz. Hüseyin'in kesik başı bir tepsi ile kendisine getirildiğinde çok üzülmüş falan filan.
Eğer üzülmüş olsaydı bu cinayeti işleyen valilerden, komutanlardan birini cezalandırır, görevden alırdı, var mı böyle bir rivayet?
Geleneksel dilde, özellikle kendilerini "sünnet ehli" olarak tanımlayan kalem ve kelam erbabının dilinde şu ifadelere rastlıyoruz; Şiiler bu işi çok abartıyormuş, nesilden nesile devam ettirmeye ne gerek varmış, yas kültürünü sonraki nesillere taşımak yanlışmış falan...
Bu zihniyette olanlara sormak lazım; öldürülen kim son Peygamberin evladı, Hz. Ali ve Fatma'nın çocukları ve torunları.
Kardeşi Hüseyin'in, yeğenlerinin ve kendi oğullarının gözleri önünde kılıçtan geçirilmesine, atlara çiğnetilmesine bizzat şahit olan Zeynep kim, Hz. Fatma'nın kızı, Muhammed Mustafa'nın torunu.
Günlerce "baba, baba" diye ağlayan ve günün birinde bir tepsi içinde babası Hz. Hüseyin'in kesik başı ile karşılaşıp, çocuk yüreği ile dayanamayıp oracıkta can veren Rukayye kim?
Hz. Hüseyin'in küçük kızı.
Peki sen ey, "sünnet ehli" geçinen alim, tarihçi, edebiyatçı, her kim isen, sen kimsin ve bütün bu isimler senin için neyi ifade ediyorlar?
Mademki "sünnet ehli" olduğunu iddia ediyorsun, Hz. Muhammed ve Ehl-i Beyt'i senin neyin oluyor?
Peki, işlediği cinayeti yumuşatmaya çalıştığın Yezid ile akrabalığın ne düzeydedir?
Kerbela konusunda geleneksel dil gerçekten sınıfta kalmıştır ve mutlaka gözden geçirilmelidir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025