Bizim Yunus, yüz yıllar öncesinden böyle sesleniyor; bağırıp-çağırmasını böyle izah ediyor. Sanki bir takım sorulara cevap veriyor.Derdin, davan nedir ey Yunus?"Derdi aşkın Eyyup ileGözü yaşlı Yakup ileOl Muhammed Mahbup ile Çağırayım Mevlam seni"Diyorsun,
"Bir mübarek sefer olsa da gitsemKabe yollarında kumlara batsam"Diyorsun, "Vatan bize cennetdürür Yoldaşımız Hak'dürür Haktan yana yönilecek Başka yollar dardır bize"Diyorsun,
"Bir kez gönül yıktınısa Bu kıldığın namaz değil Yetmiş iki millet dahi Elin yüzün yumaz değil
Bir gönülü yaptın ise Er eteğin tuttun ise Bir kez hayır ettin ise Binde bir ise az değil"Diyorsun,
"Miskin Yunus biçareyimBaştan ayağa yareyimDost ilinden avareyimGel gör beni aşk neyledi"Diyorsun.Gece-gündüz, bahar ve güz diyorsun da diyorsun şeklindeki muhtemel sorulara cevap veriyor:Kastım budur şehre varamFeryad-u figan koparamMilleti uyarmak için, çevrede olup-bitenlerden haberdar etmek, hem dünyevi hem de uhrevi açıdan insanların aleyhine olan gelişmeleri vakit geçmeden haber vermek için feryad etmek, bağırıp-çağırmak?Bizim bu gün yaptığımız, yapmaya çalıştığımız da budur. Ülkemiz, milletimiz, devletimiz, bayrağımız, bağımsızlığımız, istiklalimiz ve istikbalimiz adına gördüğümüz tehlikelerden insanımızı haberdar etmeğe gayret ediyoruz. Yarın geç olabilir diyoruz, eyvah demeden Allah diyelim diyoruz. Sırf bu amaç için feryad ederken birilerinin uykusu bozuluyormuş, rahatı kaçıyormuş, planları alt-üst oluyormuş hiç umurumuzda değil. Vatansızlığın, devletsizliğin ne demek olduğunu yanı başımızda örneklerle görüyoruz. Onun için, bir karış ta olsa her vatan toprağı için herkesi titremeye, ürpermeye çağırıyoruz, hassas olmaya davet ediyoruz.Bizim Yunus'un yüz yıllar öncesinden günümüze düşen feryadı sadedinde şu paragrafları ürpererek okuyalım lütfen:"Evanjelik-Methodist dünya hakimiyeti için yürütülen çalışmalarda din adamları bütün sınırları aşarak insanlığa karşı kışkırtıcı yayın yapmakta ve baş düşman ilan ettikleri İslamiyet'i yer yüzünden silecekleri açıkça söylemektedirler. Grant R.Jeffrey adlı bir Evanjelist papaz TERÖRE KARŞI SAVAŞ adlı çalışmasında şöyle der: Bu kitabı yazmaktaki amacım yakında dönecek olan İsa Mesih'in Ortadoğu ile ilgili kehanetlerinin bizim neslimizin döneminde gerçekleşeceğini göstermektir. Korkunç İslami terörün saldırıları konusunda sizleri bilgilendirmektir. Tüm batı dünyasının Hıristiyanlarını, İsrail'in Yahudilerini ve yumuşak başlı bizimle uyumlu Müslüman hükümetlerle birlikte İslamcı teröristlere karşı topyekün bir savaş başlatmalıyız. Kutsal kitapta yazdığına göre Babil, yani Bağdat en kısa sürede yok edilecektir. (Ak: Altındal 2006:139-140) Böyle olduğu halde ne yazık ki Protestanyorun, geleneksel Hıristiyan yorumun içerdiği hurafe ve sapmalardan arınan bir akım olarak sunulmakta ve gelecekte din karşıtı fikirlere karşı bu akımla ittifak edileceği ileri sürülmektedir.Dinler arası diyalog adı altında buluşma girişimlerinin arkasında böyle bir çarpık mantık yatmaktadır. Bunların faaliyetlerini sonuna kadar destekleyen, en azından bir sınırlama getirmeyen siyasi iktidarlar dinler arası diyalog adı altında insanımızın inançlarını çarpıtmaktadırlar. İnsanlık İsa Mesih'in etrafında birleşmelidir, İsa Mesih barışın simge olabilir şeklinde piyasaya sunulan sloganlar çarpıtma çabalarının ulaştığı boyutu göstermektedir. Böylesi yaklaşımlar ülkemizde zaman zaman cehaletin sonucu olarak görülmekte ve okunmaktadır. Oysa mesele oldukça farklı ve bu yaklaşımın kendine özgü bir takım nedenleri bulunmaktadır.Gizli ve gizemli örgütlerin politik-stratejik faaliyetinin sonucu olan bu yaklaşım yine politik tutum adına dini bir hürriyete sokulmuş ve İslam'a ulaştırılmıştır. Yıllarca ülkemizde faaliyet gösteren gizemli örgütlerle bazı Müslüman grupların dili arasındaki benzerlik bir rastlantının eseri değildir. İsevi-Müslümanlık, Müslüman-İsevilik yukarıda değindiğimiz özel projenin dünya dini adına ürettiği yeni din anlayışının sonucudur. Halbuki gerek Vatikan gerekse Evanjelist-Metodist kiliselere göre eğer İsa Mesih yeniden dünyaya dönerse ilk temizlenmesi gereken yer İslam coğrafyasıdır. (Prof. Dr. Nadim MACİT, Küresel Güç Politikaları Türkiye ve İslam 167-168)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025