"Ezilenlerin Pedogojisi" yazarı Paulo Freire"-Dünya, aç oldukları için uyuyamayanlarla, açlardan korktukları için uyuyamayanlar arasında ikiye bölünmüş durumdadır.." Derken ne kadar haklıdır?Hırsıza da eşkıyaya da uykuyu haram kılan "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" diyen Adam Smith'in ve "Doğmayın çocuklar, aç kalırsınız. Dünya nimetleri nüfus artış hızını karşılayamıyor" felsefesi ile hâlâ dünya üniversitelerinde Allah'ın "yarattığını yaşatma kudretinden şüpheye düşüren" Papaz Malthus müşterek sisteminin en son yalanlarından biri de "karşılıklı bağımlılık" palavrasıdır..Güya dünya o kadar küçülmüş, ilişkiler o kadar girift hale gelmiş ve daha pek çok şey olmuş ki, her ülke her halk, her ekonomik sistem bir diğerine muhtaç. Tam bir "Ekonomik Tetikçilik" ve tam bir "Sömürüye ilmî kılıf" uydurma iblisliği? Evet, ortada bir "bağımlılık" var ve bu "karşılıklı" amma, bu "karşılıklı bağımlılık" hastanın doktora bağımlılığı gibi bir şey? Eğer sen hastaysan doktora mecbursun.. Birileri de diyor ki, bir yerde doktor varsa, orada hasta da olmak zorunda.. Hiç de öyle değil... Doktorun olması şart, hastalanmamak ise esastır. İtfaiye var diye yangın çıkartılmaz. Bir evde silahın olması demek o eve düşmanın şart olması demek değildir?Elle tutulur bir örnek verelim. ABD, Türkiye'nin nesine muhtaç? Hiçbir şeyine muhtaç değil.. Diyeceksiniz ki, NATO'su var silah satıyor, ABD Türkiye gibi bir müşteriye muhtaç! Yine diyeceksiniz ki, Türkiye'nin madenlerine, tarım alanlarına, ABD mallarını, mısır şuruplarını tüketecek nüfusuna muhtaç! Bunların hiç biri değil? Bu meselenin iki yönü var.Bir: Bu muhtaçlığı biz kendi ellerimizle altın tepside ABD'ye arz ediyoruz? İki: Sen arz etmesen bile ABD matbaasında kâğıdı boyuyor, paraya çeviriyor, getirip önüne koyuyor, altınını, boraksını, gümüşünü toprağını ver, diyor, sen denileni yapıyor; boyanmış kâğıda emeğini ve millî servetini veriyorsun. Bu fotoğrafa göre söyler misiniz ABD Türkiye'nin neyine bağımlı? Hiçbir şeyine? İki ülke arasında karşılıklı bir bağımlılık illâ da var denilecekse, bu, iki ülkeyi yönetenler ve siyasetçiler arasındaki bir bağımlılıktır, o kadar. ABD yöneticileri Türkiye'yi yönetenleri, ülkelerini kendi pazarları haline getirerek yönetimde başarılı olmalarını temin etmek, Türkiye'yi yönetenler de bu pazarlama karşılığında uzun süre iktidarda tutulmalarını sağlama almak gibi bir bağımlılıktan başka bir şey değildir, bu.. Her iki durumda da pazarlık "halkın üzerinden" yapılmaktadır amma ABD halkının refahı Türkiye halkının ise sömürülmesi üzerinden? Biz bu yazıyı Türk olduğumuz ve Türkiye'de yazdığımız için Türkiye örneğini verdik, durum diğer ülkeler için de aynıdır.Velhasıl, "Karşılıklı bağımlılık" bilimsel bir palavradır. Eğer Paulo Freire'nin, "Dünya, aç oldukları için uyuyamayanlarla, açlardan korktukları için uyuyamayanlar arasında ikiye bölünmüş durumdan" kurtulmak istiyorsa, çözüm, çare Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'nde, Türkiye için ise BTP'nin iktidar olmasındadır.Çünkü Milli Ekonomi Modeli "karşılıklı bağımlılığı" değil, "tam bağımsızlığı ve kimsenin kimseyi aç bırakamayacağı, herkesin doyacağı" bir sistemi getirmektedir.Dünyanın açları da tokları da rahat bir uyku uyumak istiyorlarsa MEM'e mecburdurlar. Erinde, geçinde?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Hasan Demir / diğer yazıları
- Artık yeter! / 02.11.2015
- Artık yeter! / 28.09.2015
- Sandıktan ne çıkacak! / 21.09.2015
- Böyle milliyetçilik olur mu? / 12.09.2015
- AKP başımıza neler getirecek! / 11.09.2015
- Şehit ve gaziden korkanlar! / 07.09.2015
- Kripto Ermeniler! / 29.08.2015
- Atatürk sandıktan çıkmadı! / 24.08.2015
- Bu ne biçim üslup böyle! / 22.08.2015
- Asalet nerede? / 16.08.2015
- Artık yeter! / 28.09.2015
- Sandıktan ne çıkacak! / 21.09.2015
- Böyle milliyetçilik olur mu? / 12.09.2015
- AKP başımıza neler getirecek! / 11.09.2015
- Şehit ve gaziden korkanlar! / 07.09.2015
- Kripto Ermeniler! / 29.08.2015
- Atatürk sandıktan çıkmadı! / 24.08.2015
- Bu ne biçim üslup böyle! / 22.08.2015
- Asalet nerede? / 16.08.2015