ABD- İsrail ve AB üçlüsü İran'ı vurmaya hazırlanıyor. ABD'nin Irak'ı vurmak için uydurduğu palavralara benzer bahanelerle... Hikaye aynı hikaye. Neymiş İran, nükleer silah üretmede son aşamaya gelmek üzereymiş de, bunu dünyadan gizlemeye çalışıyormuş vesaire.... Kurt kuzuyu yemeye karar vermiş ya suyumu bulandırıyorsun bahanesi ile çullanmak istiyor. Ancak bu sefer işinin o kadar kolay olmadığını da biliyor.İran'ın bir Irak ve Ahmedinecat'ın da bir Saddam olmadığını ve ha demeyle işgal edilemeyeceğinin farkında. Onun için Türkiye'ye bu sefer ihtiyacı var. ABD'den çok bu coğrafyada yaşamak zorunda olan İsrail'in...Irak bataklığında debelenen ABD de, her ne kadar burnundan kıl aldırmaz gözükse de onun da Türkiye'nin suç ortaklığına ihtiyacı var.Birkaç haftadır ABD- İsrail- Türkiye üçgeninde yürütülen yoğun trafiğe bakılacak olursa ABD- İsrail markajı sayesinde Türkiye'nin cepteki keklik konumuna razı edilmiş olduğu anlaşılıyor.Bu bir iddia değil, tarafların açık beyanlarından çıkan acı bir sonuç.... İsrail'in Ankara Büyükelçisi Pinhas Avivi, İran'ın nükleer silah üretme kapasitesine kavuşmasına "aylar" kaldığını iddia ederek, ülkesinin tercihinin askeri müdahale yerine uluslararası siyasi baskı uygulanması olduğunu kaydetti. Türkiye ile İsrail'in İran konusundaki görüşlerinin aynı olduğunu savunan Avivi, "Türkiye'nin çabalarından yüzde 100 memnunuz" dedi. İşte buyurun açık sözlü İsrail elçisinin itirafnamesi....İsrailli elçiden önce bildik nükleer öcü masalları: İran'ın nükleer silah yapma kapasitesine sahip olması herkesin tahmininden çok daha hızlı gerçekleşecek. Dönülmez noktaya ulaşmalarının yılları bulmayacağı ve aylarla ölçüldüğü belirtiliyor. Aynı zamanda uzun menzilli füze de yapıyorlar. 3500 - 4000 km menzilli. Bu iki gelişmeyi dışarıya devrim ihracı ideolojisiyle de birleştirmeye kalkarlarsa hepimiz için çok tehlikeli bir hal alacak.Öcü geliyor öcü: İran nükleer silaha sahip olursa, Türkiye dahil tüm ülkeler İran'a aynı seviyeden bakamayacak. Hepimize tepeden bakma şansını elde edecekler. Türkiye'de siyasetçiler ve üst düzey yetkililerle konuştuğumda kaygıyı fark ediyorum. Herkes, İran bu silaha sahip olursa ne kadar büyük bir riskle karşılaşacağımızı ve bizi hangi olasılıkların beklediğini biliyor. Papuç pahalı: Bu programı önleyebileceğimiz en son dönemi yaşıyoruz. Bence ilk ve en iyi çözüm uluslararası toplumun bir bütün halinde İran'a siyasi baskı yapması. Böylece hem kolay hem de etkili sonuç alınabilir. Askeri operasyon olasılığına inanmıyorum, çünkü bu bölgeyi ve dünyayı çok hassas bir noktaya getirir. Düşman Ahmedinecat değil İran: Ahmedinecad'ın sözleri kişisel şov değil. Bu tüm İran'ın düşünüş şekli. İran'ın gerçek yöneticileri dini liderler. Ahmedinecad sayesinde İran'ın gerçek yüzünü anlayabiliyoruz.Elçiden vazife taksimi: Dünya çapında Yahudi soykırımını inkâr eden herkesi İran'a davet ettiler. Biliyorsunuz, tüm Avrupa'da soykırımın inkarı yasak. Şimdi insanları açıkça soykırımın inkârı ve Yahudi - İsrail karşıtı deklarasyon yayımlayabilmeleri için çağırıyorlar. Dünyanın başka hiçbir yerinde bu yapılamaz. Bence her ülke İran temsilcisini çağırıp bunun ne kadar tehlikeli bir adım olduğunu ve bundan İran'ın dünyadaki konumunun ne kadar zarar göreceğini anlatmalı. Türkiye'den bu konuda bir talebimiz olmadı. Ama eminim ki, dünyada hiç kimse bu kararı mantıklı ve kabul edilebilir bulmayacak. Türkiye'den hiç kimsenin böyle bir olaya katılacağına inanmıyorum.AKP ile İsrail yüzde yüz aynı görüşte:Türkiye, İsrail, ABD ve Avrupa, Ahmedinecad'ın nükleer program ve İsrail'in yok edilmesi konusundaki sözleri konusunda tamamen aynı düşünceleri paylaşıyor. Dışişleri Bakanımız Silvan Şalom (13 Ocak'ta istifa etti) ile Abdullah Gül görüşmesinde, görüşler arasında hiçbir farklılık yoktu. Gül'ün söylediklerinden yüzde 100 tatmin olduk. Türkiye, durumu sakinleştirmek için elinden geleni yapıyor. Anlıyoruz ki, her fırsatta kaygılarını İranlılara açıkça söylüyor. Ürdün ve Türk başbakanlarının son görüşmelerinde İran'ı ele alması da olumlu bir gelişme.İsrailli elçinin ifşaatları açık ve net. Biz sadece ara başlıkları değiştirdik.Şimdi gönlünde azıcık iman, sinesinde vicdan ve beyninde akıl olan AKP'li vatandaşlarımıza soruyoruz: AKP'nin İsrailin çıkarları ile yüzde yüz örtüşen İran politikasına sizler de yüzde yüz taraftarmısınız? Değilseniz ses verin de Ankara felakete kulaç atmasın. Yoksa milletçe yanacağımızın resmidir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
İbrahim Berk / diğer yazıları
- Cübbe düştü haç göründü / 07.01.2020
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014



































































































