




Ümmetin idareciliğini üstlenecek olan imamın çok üstün manevî meziyetlere, sıfat ve niteliklere sahip olması gerekmektedir. İmam Cafer, imamda olması gereken sıfatları şöyle anlatır:
"Allah, dininin Peygamberimizin Ehl-i Beyt'inden gelen hidayet imamları aracılığıyla apaçık olmasını sağlamış, yolunu aydınlatmıştır. Onlar aracılığıyla ilminin kaynaklarını açmıştır.
Muhammed ümmetinden, imamın gerekli olan haklarını tam anlamıyla bilen bir kimse imanın tadına varır ve Müslümanlığının faziletini bilir.
Çünkü Allah, imamı, yarattıkları için bir bayrak, bir öncü ve rızıklanan canlılar âlemi için bir hüccet kılmıştır.
Allah, ona vakar tacını giydirmiş, onu Cebbar sıfatının nuru ile bürümüştür. Bir sebeple göklerle ilintilidir. Bu yüzden gökten gelen feyizlerle bağlantısı kesilmez. Allah katındaki nimetlere ancak onların sebepleri vasıtasıyla ulaşılabilir.
İmam karışık ve karanlık sorunları, girift gelenekleri ve belirgin olmayan fitneleri bilir.
Allah onları, Hüseyin'in soyundan kulları için seçer ve her imamın ardından birini bu iş için görevlendirir.
Onlar, Allah tarafından seçilip gözde kılınan önderlerdir. Kulları adına onlardan razı olmuş, kullarına beğendirmiştir.
Bunlar Allah tarafından görevlendirilen imamlardır. Hakka dayalı olarak halka yol gösterirler. Hakka dayalı olarak adaleti egemen kılarlar.
Bunlar Allah'ın hüccetleri, davetçileri ve kullarını yöneten çobanlarıdır. Kullar, onların yol göstericiliğiyle kulluk sunarlar. Onların nuruyla memleketler mâmur olur.
Köhnemiş servetler onların bereketiyle gelişir, Allah onları canlılar için hayat kaynağı, karanlıkları yaran çıralar, konuşma kapılarını açan anahtarlar ve İslam dini için dayanaklar kılmıştır. Allah'ın, onlarla ilgili bu kaderi kesin ve değişmezdir.
Dolayısıyla imam, seçilmiş, razı olunmuş, yol gösterici, kurtarıcı, beklenen, umut bağlanan kaimdir. Allah bunun için onu seçmiştir.
Allah onu, gözünün önünde zürriyetler âleminde yaratmış, insanları yaratmadan önce onu bir gölge gibi Arş'ının sağında yaratmıştır.
Gayb ilminin kapsamındaki hikmeti ona bahşetmiştir. Onu, ilmi için seçmiş ve tertemiz olduğu için seçkin kılmıştır.
Adem'in hilafeti ona erişmiş, Nuh'un soyunun hayırlı özellikleri onda toplanmıştır. O, İbrahim soyunun güzidesi, İsmail sülalesinden gelme, Muhammed ıtretinin seçkinidir.
Hep Allah'ın gözetimi altındadır. Allah, onu korur, perdesiyle örter. İblisin ordularının tuzaklarını ondan uzaklaştırır. Gece karanlığının içinde barındırdığı kötülüklere, her fâsıkın düğümlere üflediği efsunlara karşı savunulmuştur.
Kötülüklerin peş peşe baş göstermesinden, felaketlerin üşüşmesinden uzak tutulmuştur. Afetlerin ona ilişmesine engel olunmuş, sürçmelerden korunmuştur.
Her türlü hayâsızlıktan uzak tutulmuştur. Gençliğinde hilm ve iyilikle bilinir. Yaşlılığında iffet, ilim ve faziletle belirginleşir.
Babası hayatta iken onun emrine dayanır. Konuşmaz. Babasının görev süresi dolunca ondan sonra Allah'ın emri ona yönelir, onu dinin uygulayıcısı kılar.
Onu, kulları üzerindeki hücceti yapar, arzındaki kâimi olarak görevlendirir. Onu ruhuyla destekler. Ona ilmini verir; hak ile bâtılı kesin olarak ayıran açıklamayı ona haber verir.
Sırrını ona emanet eder. Büyük emirleri için onu seçer, kesin ayırıcı ilmini ona bildirir, onu kulları için bir işaret, bir bayrak olarak belirginleştirir.
Âlemdeki varlıklar için onu bir hüccet olarak tayin eder. Onu, dinine mensup olanlar için bir ışık, kullarının başına da bir kâim olarak görevlendirir.
Allah onlar için imam olarak ondan razı olur. Sırrını ona emanet eder. Onu ilminin koruyucusu, hikmetinin saklayıcısı, dininin yöneticisi kılar.
En büyük emri için onu seçer, onun aracılığıyla sünnetini diriltir, farzlarını, hadlerini egemen kılar.
O parlak nurla, yaralı şifayla ve apaçık haklı, parlak açıklamayla cahillerin şaşkın oldukları, cedelcilerin dipsiz meselelere daldıkları bir sırada adaleti egemen kılar.
Her meselede bir çıkış yolu gösterir. Atalarından sadıkların izledikleri yönteme göre hareket eder. Bu yüzden bedbaht birinden başkası bu âlimin hakkını bilmezlik etmez. Ancak bir sapık onu inkâr eder. Allah'a karşı küstahça durandan başkası, insanları ona uymaktan alıkoymaya kalkışmaz."
İmamda olması gereken vasıflar bunlardır. Bu vasıfların iktidarı elinde tutan kimseler de bulunmadığı açık olduğu gibi, bu üstün sıfatlar ancak Peygamberin evlatlarından olan Ehl-i Beyt imamlarına bahşedilmiş özelliklerdir." (Prof. Dr. Haydar Baş, İmam Cafer eserinden)
"Allah, dininin Peygamberimizin Ehl-i Beyt'inden gelen hidayet imamları aracılığıyla apaçık olmasını sağlamış, yolunu aydınlatmıştır. Onlar aracılığıyla ilminin kaynaklarını açmıştır.
Muhammed ümmetinden, imamın gerekli olan haklarını tam anlamıyla bilen bir kimse imanın tadına varır ve Müslümanlığının faziletini bilir.
Çünkü Allah, imamı, yarattıkları için bir bayrak, bir öncü ve rızıklanan canlılar âlemi için bir hüccet kılmıştır.
Allah, ona vakar tacını giydirmiş, onu Cebbar sıfatının nuru ile bürümüştür. Bir sebeple göklerle ilintilidir. Bu yüzden gökten gelen feyizlerle bağlantısı kesilmez. Allah katındaki nimetlere ancak onların sebepleri vasıtasıyla ulaşılabilir.
İmam karışık ve karanlık sorunları, girift gelenekleri ve belirgin olmayan fitneleri bilir.
Allah onları, Hüseyin'in soyundan kulları için seçer ve her imamın ardından birini bu iş için görevlendirir.
Onlar, Allah tarafından seçilip gözde kılınan önderlerdir. Kulları adına onlardan razı olmuş, kullarına beğendirmiştir.
Bunlar Allah tarafından görevlendirilen imamlardır. Hakka dayalı olarak halka yol gösterirler. Hakka dayalı olarak adaleti egemen kılarlar.
Bunlar Allah'ın hüccetleri, davetçileri ve kullarını yöneten çobanlarıdır. Kullar, onların yol göstericiliğiyle kulluk sunarlar. Onların nuruyla memleketler mâmur olur.
Köhnemiş servetler onların bereketiyle gelişir, Allah onları canlılar için hayat kaynağı, karanlıkları yaran çıralar, konuşma kapılarını açan anahtarlar ve İslam dini için dayanaklar kılmıştır. Allah'ın, onlarla ilgili bu kaderi kesin ve değişmezdir.
Dolayısıyla imam, seçilmiş, razı olunmuş, yol gösterici, kurtarıcı, beklenen, umut bağlanan kaimdir. Allah bunun için onu seçmiştir.
Allah onu, gözünün önünde zürriyetler âleminde yaratmış, insanları yaratmadan önce onu bir gölge gibi Arş'ının sağında yaratmıştır.
Gayb ilminin kapsamındaki hikmeti ona bahşetmiştir. Onu, ilmi için seçmiş ve tertemiz olduğu için seçkin kılmıştır.
Adem'in hilafeti ona erişmiş, Nuh'un soyunun hayırlı özellikleri onda toplanmıştır. O, İbrahim soyunun güzidesi, İsmail sülalesinden gelme, Muhammed ıtretinin seçkinidir.
Hep Allah'ın gözetimi altındadır. Allah, onu korur, perdesiyle örter. İblisin ordularının tuzaklarını ondan uzaklaştırır. Gece karanlığının içinde barındırdığı kötülüklere, her fâsıkın düğümlere üflediği efsunlara karşı savunulmuştur.
Kötülüklerin peş peşe baş göstermesinden, felaketlerin üşüşmesinden uzak tutulmuştur. Afetlerin ona ilişmesine engel olunmuş, sürçmelerden korunmuştur.
Her türlü hayâsızlıktan uzak tutulmuştur. Gençliğinde hilm ve iyilikle bilinir. Yaşlılığında iffet, ilim ve faziletle belirginleşir.
Babası hayatta iken onun emrine dayanır. Konuşmaz. Babasının görev süresi dolunca ondan sonra Allah'ın emri ona yönelir, onu dinin uygulayıcısı kılar.
Onu, kulları üzerindeki hücceti yapar, arzındaki kâimi olarak görevlendirir. Onu ruhuyla destekler. Ona ilmini verir; hak ile bâtılı kesin olarak ayıran açıklamayı ona haber verir.
Sırrını ona emanet eder. Büyük emirleri için onu seçer, kesin ayırıcı ilmini ona bildirir, onu kulları için bir işaret, bir bayrak olarak belirginleştirir.
Âlemdeki varlıklar için onu bir hüccet olarak tayin eder. Onu, dinine mensup olanlar için bir ışık, kullarının başına da bir kâim olarak görevlendirir.
Allah onlar için imam olarak ondan razı olur. Sırrını ona emanet eder. Onu ilminin koruyucusu, hikmetinin saklayıcısı, dininin yöneticisi kılar.
En büyük emri için onu seçer, onun aracılığıyla sünnetini diriltir, farzlarını, hadlerini egemen kılar.
O parlak nurla, yaralı şifayla ve apaçık haklı, parlak açıklamayla cahillerin şaşkın oldukları, cedelcilerin dipsiz meselelere daldıkları bir sırada adaleti egemen kılar.
Her meselede bir çıkış yolu gösterir. Atalarından sadıkların izledikleri yönteme göre hareket eder. Bu yüzden bedbaht birinden başkası bu âlimin hakkını bilmezlik etmez. Ancak bir sapık onu inkâr eder. Allah'a karşı küstahça durandan başkası, insanları ona uymaktan alıkoymaya kalkışmaz."
İmamda olması gereken vasıflar bunlardır. Bu vasıfların iktidarı elinde tutan kimseler de bulunmadığı açık olduğu gibi, bu üstün sıfatlar ancak Peygamberin evlatlarından olan Ehl-i Beyt imamlarına bahşedilmiş özelliklerdir." (Prof. Dr. Haydar Baş, İmam Cafer eserinden)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.