3 Kasım 2002 seçimlerinin hemen üç gün sonrası 6 Kasım, o yılki Ramazan'ın ilk günüydü.
Merhum Haydar Baş Bey'in daveti üzerine ilk iftarımızı oldukça kalabalık bir katılımla Trabzon'da yaptık.
İftarın ardından kısa bir değerlendirme yapan Haydar Hocamız, seçimlerde bütün imkânsızlıklara rağmen adeta bir seferberlik ilan ederek olağanüstü gayretlerle çalışan tüm teşkilat mensuplarına teşekkür etti, asla morallerini bozmamalarını tavsiye etti ve siyasetin uzun soluklu bir süreç olduğunun altını çizerek özetle, kaldığımız yerden koşmaya, koşturmaya devam dedi.
Sözünü ettiğim o iftar programına katılan her arkadaşımızın rahatlıkla hatırlayacakları üzere, merhum Baş, altını çizerek bir şey daha dedi ki, o gün bugündür dediklerini satır satır yaşıyoruz, tüm ülke yaşıyor.
3 Kasım 2002 seçimlerinde tek başına iktidar olan mevcut siyasi kadroyu işaret ederek demişti ki; korkarım, bunlar iktidar imkânlarını kullanarak millete az bir rahatlama sağlayacak ve ardından ülkenin tüm kaynaklarını kurutacaklar, koca ülkeyi el kapılarına muhtaç hale getirecekler.
Hatırladıklarımı yaklaşık olarak böyle ifade edebiliyorum, yani değerlendirmenin ana fikri buydu.
Şimdi geride bıraktığımız 22 yılı, AKP yönetiminde geçen koskoca 22 yılı hep beraber yaşadık, gördük ve hafızalara kaydettik.
Yapılanlar, yapılmayanlar, özelleştirme adı altında yok fiyatına satılanlar hepsi hepsi de devlet arşivlerine girdi.
Üzülerek belirtelim ki, Haydar Hocamız, taa 22 yıl evvel, dile getirdiği endişelerinde tamamen haklı çıktı.
Ülke kaynaklarını çar-çur etmenin en kestirme yolu olan, on köprü parasına bir köprü, on havaalanı parasına bir havaalanı, on hastane parasına bir hastane yaptırıp, milletin torunlarının torunlarını da borç altına sokmadılar mı?
Özelleştirme adı altında sattıklarının listesini milletten saklayarak, sadece astronomik rakamlara yaptırdıkları köprülerin, havaalanlarının ve hastanelerin reklamını yaparak kaç seçim oy toplayıp iktidarlarını sürdürmediler mi?
Şimdi ülkenin geldiği noktaya bakar mısınız?
Yoksulluk diz boyu, yolsuzluk gırtlağa dayanmış ve yasaklar diz boyu…
Daha önce de yazdığımız gibi, geldiklerinde çeyrek altın alınan paraya bugün sadece bir kilo salatalık alınabiliyor.
Haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik, bir tarafta korkunç israf ve şatafat, diğer tarafta ise korkunç sefalet almış başını gitmiş.
Yani diyeceğim o ki, 3 Kasım 2022 seçimlerinde, miting meydanlarında merhum Haydar Baş'ın dile getirdiği endişeleri millet olarak hep yaşadık ve yaşıyoruz.
O gün AKP değil de BTP iktidar olsaydı, bugün nasıl bir Türkiye'de yaşıyor olacaktık, onu da siz tahmin edin.
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025