Bazı meziyetler vardır ki ancak birlikte bulunduğu bir başka meziyetle mana kazanır.
Bu yazının da konusu olduğu üzere ilim ancak hilm ile bir arada olduğu sürece övgüye şayandır. Allah'ın Resûlü hadislerinde şöyle buyurmuşlardır:
"İlmi isteyiniz, ilimle beraber vakarı ve halimliği de isteyiniz. Öğrettiğiniz ve kendisinden ilim öğrendiğiniz kimselere yumuşak davranınız. Sakın alimlerin katılarından olmayınız."
"İlim ancak öğrenmekle, halimlik de kendini halimliğe zorlamakladır. Kim hayrı kastederse ona hayır verilir. Şerden sakınan bir kimse şerden sakındırılır."
Bu hadis-i şerifler ile de işaret olunmuştur ki hilm sıfatını kazanmanın yolu onun zorluğuna katlanmaktan geçer. Bu bir bakıma taklit etme; halim bir kimse gibi gözükme işidir ki, terbiyede taklit esastır. Nitekim uyumak isteyen biri de uyuyormuş gibi gözlerin kapar, daha sonra uyur.
Tasavvufun da esası olan nefis mücahedesinde asıl gaye ahlak-ı zemimeyi ahlak-ı hamideye tedbil etmektir. Buna göre kişinin hilm ehli olmak için çalışması bir nefis mücahedesi, bunun da ötesinde cihad-ı ekber, yani en büyük cihaddır.
Ahlak-ı hamideden sayılan bazı hasletler kişinin mizacında vardır, yani doğuştandır. Ancak kul bir meziyete sahip olmak kadar onun muhafazasından ve şükrünün edasından da sorumlu olduğu için aynı meziyete nefis mücahedesi yoluyla ulaşanlar bu görevlerini daha kolay ifa ederler. Çünkü zor elde edilen değerlerin kıymeti daha iyi bilinir; zahmetsizce sahip olunanlar ise kolay elden çıkarlar.
Bunun bilgisiyle, nefsiyle amansız bir mücahedeye girişen ve hilmi kendisen hâl edinen bir kimse en ağır iftiralara bile "Allah, doğru söylüyorsan beni, yalan söylüyorsan seni affetsin" diyerek, dua ile karşılık verir hale gelir.
Halim bir kimsenin bu hali için ilk mükafatı daha dünyada iken verilir ki bu mükafat gönüllere kurulan tahttır.
Eskilerden birinin "Basra halkından birine küfrettim. O ise bana halimlik gösterdi ve bundan dolayı uzun bir zaman beni kendisine kul, köle gibi muti kıldı" demesi bunun bir delilidir.
* * *
Gurur ve katılık öfkeyi tahrik eden iki sebeptir. Öfke ise şeytandandır. Buna göre gururlu ve katı alimin ilmiyle şeytana kulluk etmesi imkan dahilindedir, hatta an meselesidir. Bu yüzden her mü'minin sahip olması gereken hilm, alimin ilk vasfı olmalıdır ki, şeytana kul olma tehlikesinden uzaklaşıp ayet-i kerimede buyurulduğu üzere, Allah'ın varlığına ve birliğine şahit olarak gösterdiği gerçek alimler zümresinden olsun.
"... Onu defalarca ziyaret ettiğim halde kendisinde eski haşinliğin ve kibrin zerresini dahi göremedim. Daha önceleri geniş ilmiyle, halk arasındaki itibariyle, ibadeti ve derecesi ile öyle mağrurdu ki her gelene hakaret bakışları yağdırırdı, fakat şimdi tam tersi bir insana rastlamıştım. O kibir ve gururun yerini yüce bir ahlâk ve tertemiz berrak sıfatlar almıştı. Daha sonra kendisini her şeyden men eden ve Allah'tan başka her şeyden uzaklaştıran bir korku hali belirlemeye başladı. Bundan dolayı masivadan elini eteğini çekmek onun için çok kolay oldu..."
Gazalî'yi Gazalî yapan tasavvufu, hakkıyla anlamak ve yaşamak niyeti ve buna muvaffak olmak niyazı ile...
Bu yazının da konusu olduğu üzere ilim ancak hilm ile bir arada olduğu sürece övgüye şayandır. Allah'ın Resûlü hadislerinde şöyle buyurmuşlardır:
"İlmi isteyiniz, ilimle beraber vakarı ve halimliği de isteyiniz. Öğrettiğiniz ve kendisinden ilim öğrendiğiniz kimselere yumuşak davranınız. Sakın alimlerin katılarından olmayınız."
"İlim ancak öğrenmekle, halimlik de kendini halimliğe zorlamakladır. Kim hayrı kastederse ona hayır verilir. Şerden sakınan bir kimse şerden sakındırılır."
Bu hadis-i şerifler ile de işaret olunmuştur ki hilm sıfatını kazanmanın yolu onun zorluğuna katlanmaktan geçer. Bu bir bakıma taklit etme; halim bir kimse gibi gözükme işidir ki, terbiyede taklit esastır. Nitekim uyumak isteyen biri de uyuyormuş gibi gözlerin kapar, daha sonra uyur.
Tasavvufun da esası olan nefis mücahedesinde asıl gaye ahlak-ı zemimeyi ahlak-ı hamideye tedbil etmektir. Buna göre kişinin hilm ehli olmak için çalışması bir nefis mücahedesi, bunun da ötesinde cihad-ı ekber, yani en büyük cihaddır.
Ahlak-ı hamideden sayılan bazı hasletler kişinin mizacında vardır, yani doğuştandır. Ancak kul bir meziyete sahip olmak kadar onun muhafazasından ve şükrünün edasından da sorumlu olduğu için aynı meziyete nefis mücahedesi yoluyla ulaşanlar bu görevlerini daha kolay ifa ederler. Çünkü zor elde edilen değerlerin kıymeti daha iyi bilinir; zahmetsizce sahip olunanlar ise kolay elden çıkarlar.
Bunun bilgisiyle, nefsiyle amansız bir mücahedeye girişen ve hilmi kendisen hâl edinen bir kimse en ağır iftiralara bile "Allah, doğru söylüyorsan beni, yalan söylüyorsan seni affetsin" diyerek, dua ile karşılık verir hale gelir.
Halim bir kimsenin bu hali için ilk mükafatı daha dünyada iken verilir ki bu mükafat gönüllere kurulan tahttır.
Eskilerden birinin "Basra halkından birine küfrettim. O ise bana halimlik gösterdi ve bundan dolayı uzun bir zaman beni kendisine kul, köle gibi muti kıldı" demesi bunun bir delilidir.
* * *
Gurur ve katılık öfkeyi tahrik eden iki sebeptir. Öfke ise şeytandandır. Buna göre gururlu ve katı alimin ilmiyle şeytana kulluk etmesi imkan dahilindedir, hatta an meselesidir. Bu yüzden her mü'minin sahip olması gereken hilm, alimin ilk vasfı olmalıdır ki, şeytana kul olma tehlikesinden uzaklaşıp ayet-i kerimede buyurulduğu üzere, Allah'ın varlığına ve birliğine şahit olarak gösterdiği gerçek alimler zümresinden olsun.
"... Onu defalarca ziyaret ettiğim halde kendisinde eski haşinliğin ve kibrin zerresini dahi göremedim. Daha önceleri geniş ilmiyle, halk arasındaki itibariyle, ibadeti ve derecesi ile öyle mağrurdu ki her gelene hakaret bakışları yağdırırdı, fakat şimdi tam tersi bir insana rastlamıştım. O kibir ve gururun yerini yüce bir ahlâk ve tertemiz berrak sıfatlar almıştı. Daha sonra kendisini her şeyden men eden ve Allah'tan başka her şeyden uzaklaştıran bir korku hali belirlemeye başladı. Bundan dolayı masivadan elini eteğini çekmek onun için çok kolay oldu..."
Gazalî'yi Gazalî yapan tasavvufu, hakkıyla anlamak ve yaşamak niyeti ve buna muvaffak olmak niyazı ile...
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.