Hz. Zeyneb’in dedesi Hz. Ebu Talib
Hz. Zeyneb’in dedesi, Hz. Ali’nin babası Hz. Ebu Tâlib b. Abdulmuttalib Mekke’nin ileri gelen, sayılan ve sevilen şahsiyetlerindedir. Annesi Amr b. Aiz’in kızı Fâtıma’dır
14.08.2024 08:05:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Hz. Zeyneb'in dedesi, Hz. Ali'nin babası Hz. Ebu Tâlib b. Abdulmuttalib Mekke'nin ileri gelen, sayılan ve sevilen şahsiyetlerindedir. Annesi Amr b. Aiz'in kızı Fâtıma'dır.
Babası Abdulmuttalib'dir. Abdulmuttalib, Hz. Zeyneb'in büyük dedesidir. Hanif dini üzereydi. Abdulmuttalib Hicret'ten yüz yirmi yedi yıl önce Mekke'de doğmuştur.
Abdulmuttalib uzun boylu ve beyaz çehreliydi.
Ziriklî'nin nakline göre; Abdulmuttalib, miladi 520 yılından 579 yılına kadar Mekke'nin hâkimiydi ve vatanını Habeşliler'in yağma ve baskınlarından korumuştur.
Abdulmuttalib asla putlara tapmadı ve putlar adına kesilen bir hayvanın etini de yemedi.
O şöyle buyurmaktaydı: "Ben ceddim İbrahim'in (a.s.) dini üzereyim."
Abdulmuttalib, sürekli Peygamber'in (s.a.a.) korunmasını emrederdi. Bu konuda Ebu Tâlib'e şöyle buyurdu: "Sana bir şey tavsiye etmek istiyorum."
Ebu Tâlib, "O nedir?" diye sorunca şöyle dedi: "Ey oğlum! Sana, kendimden sonra göz nurum Muhammed'e iyi bakmanı tavsiye ediyorum. O'nun ne ölçüde bana yakın ve yanımda ne kadar değerli olduğunu biliyorsun. O'nun değerini bil ve O'na saygılı davran. Sağ olduğun müddetçe O'nu kendinden ayırma; O'nu koru ve O'na hürmette kusur etme."
Yine çocuklarına hitaben şöyle diyordu: "Muhammed'e (s.a.a.) saygı gösterin, O'na iyilikte kusur etmeyin. Yakın gelecekte O'nun büyük makamını göreceksiniz."
Kavmine de hitap ederek şöyle diyordu: "Oğlum Muhammed b. Abdullah'a iyi bakın. O'na saygılı davranın; O'na iyilik edin ve eziyet etmekten sakının."
Abdulmuttalib'in vefatından sonra Ebu Tâlib kendisine edilen vasiyet üzerine kardeşi oğlu Muhammed'i (s.a.a.) kendi himayesine aldı.
Fâtıma binti Esed şöyle diyor:
"Abdulmuttalib vefat edince, Ebu Tâlib Resûlullah'ın koruyuculuğunu üstlendi. Ben, Resûlullah'a bakıyordum, O ise beni anne diye çağırıyordu."
Fâtıma binti Esed, İmam Ali'nin annesi, Hz. Zeyneb'in de babaannesidir.
Ebu Tâlib, iman ehli bir insandı. Kâfir olarak öldüğü konusunda yazılanlar tamamen iftiradan ibarettir.
Ebu Tâlib'in imanının delilleri
Ebu Tâlib'in edebî eserleri incelendiğinde O'nun imanına şahit pek çok delil vardır.
Tarihçiler Ebu Tâlib'den çok güzel kasideler nakletmişlerdir. Bu edebî eserlerden O'nun iman ehli bir şahsiyet olduğunu anlamak zor değildir.
"İyi insanlara bilmelidirler ki, Muhammed de, Mûsâ ve İsa gibi bir peygamberdir. O ikisinin sahip olduğu semavî aydınlığa O da, sahiptir. Hepsi de Allah'ın emriyle insanlara hidayet eder. Ve onları günahlardan korurlar."
"Bilmiyor musunuz? Bize göre Muhammed de aynı Mûsâ gibi semavî kitaplarda adı geçen bir peygamberdir. Ve Allah'ın kulları arasında O'nun özel bir sevgisi vardır. Allah'ın sevgiye mazhar kıldığı birine zulmetmek revâ olur mu?"
"Yüce Allah, peygamberi Muhammed'i yüce kılmıştır. Dolayısıyla da Allah'ın en yüce yaratığı Ahmed'dir. Allah, makamını yüce kılmak için O'nun adını kendi adından türetmiştir. Arş'ın sahibi Allah Mahmud'dur (övülmüştür) Peygamberi ise Muhammed'dir."
"Ey Allah'ın Resûlü, ben toprağın altında yatıncaya kadar düşmanlar, Sana zarar veremezler.
O halde korkma ve görevli olduğun şeyi aşikâr kıl. Müjdele ve gözlerini aydınlat. Sen beni, kendi dinine davet ettin.
Ben de bildim ki Sen, benim hayrımı istiyorsun, davetinde samimi ve güvenilirsin. Ben açıkça bildim ki Muhammed'in dini dünya dinlerinin en iyisidir."
Hz. Ebu Tâlib ölüm döşeğindeyken, çevresindekilere şu vasiyette bulunmuştur:
"Dört kişiye iyilik Peygamberine yardımcı olmalarını tavsiye ediyorum: Oğlum Ali'ye, kabilemizin büyüğü Abbas'a, her zaman Peygamber'i savunan Hamza'ya ve oğlum Ca'fer'e… Peygamber'e yâr ve yardımcı olun ve sizler Allah Resûlü için düşmanlar karşısında kalkan olun." (Prof. Dr. Haydar Baş Hz. Zeynep ve Hz. Masume eserinden)
Babası Abdulmuttalib'dir. Abdulmuttalib, Hz. Zeyneb'in büyük dedesidir. Hanif dini üzereydi. Abdulmuttalib Hicret'ten yüz yirmi yedi yıl önce Mekke'de doğmuştur.
Abdulmuttalib uzun boylu ve beyaz çehreliydi.
Ziriklî'nin nakline göre; Abdulmuttalib, miladi 520 yılından 579 yılına kadar Mekke'nin hâkimiydi ve vatanını Habeşliler'in yağma ve baskınlarından korumuştur.
Abdulmuttalib asla putlara tapmadı ve putlar adına kesilen bir hayvanın etini de yemedi.
O şöyle buyurmaktaydı: "Ben ceddim İbrahim'in (a.s.) dini üzereyim."
Abdulmuttalib, sürekli Peygamber'in (s.a.a.) korunmasını emrederdi. Bu konuda Ebu Tâlib'e şöyle buyurdu: "Sana bir şey tavsiye etmek istiyorum."
Ebu Tâlib, "O nedir?" diye sorunca şöyle dedi: "Ey oğlum! Sana, kendimden sonra göz nurum Muhammed'e iyi bakmanı tavsiye ediyorum. O'nun ne ölçüde bana yakın ve yanımda ne kadar değerli olduğunu biliyorsun. O'nun değerini bil ve O'na saygılı davran. Sağ olduğun müddetçe O'nu kendinden ayırma; O'nu koru ve O'na hürmette kusur etme."
Yine çocuklarına hitaben şöyle diyordu: "Muhammed'e (s.a.a.) saygı gösterin, O'na iyilikte kusur etmeyin. Yakın gelecekte O'nun büyük makamını göreceksiniz."
Kavmine de hitap ederek şöyle diyordu: "Oğlum Muhammed b. Abdullah'a iyi bakın. O'na saygılı davranın; O'na iyilik edin ve eziyet etmekten sakının."
Abdulmuttalib'in vefatından sonra Ebu Tâlib kendisine edilen vasiyet üzerine kardeşi oğlu Muhammed'i (s.a.a.) kendi himayesine aldı.
Fâtıma binti Esed şöyle diyor:
"Abdulmuttalib vefat edince, Ebu Tâlib Resûlullah'ın koruyuculuğunu üstlendi. Ben, Resûlullah'a bakıyordum, O ise beni anne diye çağırıyordu."
Fâtıma binti Esed, İmam Ali'nin annesi, Hz. Zeyneb'in de babaannesidir.
Ebu Tâlib, iman ehli bir insandı. Kâfir olarak öldüğü konusunda yazılanlar tamamen iftiradan ibarettir.
Ebu Tâlib'in imanının delilleri
Ebu Tâlib'in edebî eserleri incelendiğinde O'nun imanına şahit pek çok delil vardır.
Tarihçiler Ebu Tâlib'den çok güzel kasideler nakletmişlerdir. Bu edebî eserlerden O'nun iman ehli bir şahsiyet olduğunu anlamak zor değildir.
"İyi insanlara bilmelidirler ki, Muhammed de, Mûsâ ve İsa gibi bir peygamberdir. O ikisinin sahip olduğu semavî aydınlığa O da, sahiptir. Hepsi de Allah'ın emriyle insanlara hidayet eder. Ve onları günahlardan korurlar."
"Bilmiyor musunuz? Bize göre Muhammed de aynı Mûsâ gibi semavî kitaplarda adı geçen bir peygamberdir. Ve Allah'ın kulları arasında O'nun özel bir sevgisi vardır. Allah'ın sevgiye mazhar kıldığı birine zulmetmek revâ olur mu?"
"Yüce Allah, peygamberi Muhammed'i yüce kılmıştır. Dolayısıyla da Allah'ın en yüce yaratığı Ahmed'dir. Allah, makamını yüce kılmak için O'nun adını kendi adından türetmiştir. Arş'ın sahibi Allah Mahmud'dur (övülmüştür) Peygamberi ise Muhammed'dir."
"Ey Allah'ın Resûlü, ben toprağın altında yatıncaya kadar düşmanlar, Sana zarar veremezler.
O halde korkma ve görevli olduğun şeyi aşikâr kıl. Müjdele ve gözlerini aydınlat. Sen beni, kendi dinine davet ettin.
Ben de bildim ki Sen, benim hayrımı istiyorsun, davetinde samimi ve güvenilirsin. Ben açıkça bildim ki Muhammed'in dini dünya dinlerinin en iyisidir."
Hz. Ebu Tâlib ölüm döşeğindeyken, çevresindekilere şu vasiyette bulunmuştur:
"Dört kişiye iyilik Peygamberine yardımcı olmalarını tavsiye ediyorum: Oğlum Ali'ye, kabilemizin büyüğü Abbas'a, her zaman Peygamber'i savunan Hamza'ya ve oğlum Ca'fer'e… Peygamber'e yâr ve yardımcı olun ve sizler Allah Resûlü için düşmanlar karşısında kalkan olun." (Prof. Dr. Haydar Baş Hz. Zeynep ve Hz. Masume eserinden)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.