Cumhurbaşkanı imzalar imzalamaz bilemeyiz ama meclisten geçirdiği son af yasası hükümeti affedilmez bir konuma yerleştirdi.
İşbaşına gelirgelmez ilk icraat olarak "eve dönüş" yasası ile, örgütlenmiş, dağa çıkmış, nice cürümlerin faili olmuş teröristleri affeden AKP iktidarı, iffetiyle, namusuyla okumak isteyen, farz olan tesettür emrini yerine getirmek için başını örten kızlarımızı affetmeye bir türlü yanaşmıyor.
İmar yasasında değişiklik yaparak Anadolu'nun dört bir yanında onbinlerce kilise açılmasının önünü açan, son iki yılda on milyon civarında İncil dağıtılmasına göz yuman, neslimizi elimizden, evimizden çalma gayretinde olan misyonerlerin birisini dahi takibe almayan, hesap sormayan mevcut hükümet, bütün bunlar için milletin fikrini sormayan hükümet, ne hikmetse başörtüsü affı söz konusu olunca toplumsal mutabakta arayışına giriyor. Yani Necip Fazıl'ın ifadesiyle; "Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya" durumu, çoğu imam hatip mezunu çoğunun hanımı başörtülü, uzun yıllar Diyanet İşleri Başkanlığı yapmış kişilerin de içinde bulunduğu bir kabine döneminde de devam ediyor.
Söz konusu AB'nin buyrukları, AB'nin ev ödevleri ise "başüstüne" deyip derhal o doğrultuda yasalar çıkıyor fakat milletin acil çözüm bekleyen meseleleri de olsa bolca sabır tavsiye ediliyor ve "ne aceleniz var, daha yolun yarısındayız, halledeceğiz" türünden millete fırça atılıyor. Yolun yarısında da bilindiği gibi yaprak dökümü başladı. Bundan sonra da "yapacaktık ama fırsat olmadı, sıra gelmedi" şarkılarını dinlemeye başlayacağız.
Her şey bir tarafa, miting meydanlarında başörtüsünün namus meselesi olduğnu söyleyen ve bu söylemden ötürü de belki milyonlarca oy alan, yani başörtülülerin oyları ile iktidar olan bir yönetim, yolun yarısında bile ilgili af yasasını hazırlarken başörtüsünü es geçiyorsa, ciddi bir sapma ve saptırma var demektir.
Bu vesile ile sayın Başbakan'a bir sözünü daha hatırlatmak istiyorum; tam bir sene önce bu günlerde yerel seçimler için il il dolaşıyor ve gittiği her yerde de: "İmamhatiplilerin ayağında otuz kilo yük olduğu halde yarışa başlıyorlar, bu bir haksızlıktır, mutlaka bu haksızlığı ortadan kaldıracağız" diyordu. Bu "otuz kilo yük" söylemi ile yine onlarca belediye başkanlığı kazanan Başbakan'dan o gün bugündür ne bir ses, ne bir nefes? İmamhatiplilerin ayağındaki o malum otuz kilo yüke, çocukların ayaklarını kan içinde bıraktı fakat AKP'lilerden hala bir ses yok.
Başörtülüyü unutursan, imam hatipliyi unutursan elbette ve pek yakında unutulursun.
İşbaşına gelirgelmez ilk icraat olarak "eve dönüş" yasası ile, örgütlenmiş, dağa çıkmış, nice cürümlerin faili olmuş teröristleri affeden AKP iktidarı, iffetiyle, namusuyla okumak isteyen, farz olan tesettür emrini yerine getirmek için başını örten kızlarımızı affetmeye bir türlü yanaşmıyor.
İmar yasasında değişiklik yaparak Anadolu'nun dört bir yanında onbinlerce kilise açılmasının önünü açan, son iki yılda on milyon civarında İncil dağıtılmasına göz yuman, neslimizi elimizden, evimizden çalma gayretinde olan misyonerlerin birisini dahi takibe almayan, hesap sormayan mevcut hükümet, bütün bunlar için milletin fikrini sormayan hükümet, ne hikmetse başörtüsü affı söz konusu olunca toplumsal mutabakta arayışına giriyor. Yani Necip Fazıl'ın ifadesiyle; "Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya" durumu, çoğu imam hatip mezunu çoğunun hanımı başörtülü, uzun yıllar Diyanet İşleri Başkanlığı yapmış kişilerin de içinde bulunduğu bir kabine döneminde de devam ediyor.
Söz konusu AB'nin buyrukları, AB'nin ev ödevleri ise "başüstüne" deyip derhal o doğrultuda yasalar çıkıyor fakat milletin acil çözüm bekleyen meseleleri de olsa bolca sabır tavsiye ediliyor ve "ne aceleniz var, daha yolun yarısındayız, halledeceğiz" türünden millete fırça atılıyor. Yolun yarısında da bilindiği gibi yaprak dökümü başladı. Bundan sonra da "yapacaktık ama fırsat olmadı, sıra gelmedi" şarkılarını dinlemeye başlayacağız.
Her şey bir tarafa, miting meydanlarında başörtüsünün namus meselesi olduğnu söyleyen ve bu söylemden ötürü de belki milyonlarca oy alan, yani başörtülülerin oyları ile iktidar olan bir yönetim, yolun yarısında bile ilgili af yasasını hazırlarken başörtüsünü es geçiyorsa, ciddi bir sapma ve saptırma var demektir.
Bu vesile ile sayın Başbakan'a bir sözünü daha hatırlatmak istiyorum; tam bir sene önce bu günlerde yerel seçimler için il il dolaşıyor ve gittiği her yerde de: "İmamhatiplilerin ayağında otuz kilo yük olduğu halde yarışa başlıyorlar, bu bir haksızlıktır, mutlaka bu haksızlığı ortadan kaldıracağız" diyordu. Bu "otuz kilo yük" söylemi ile yine onlarca belediye başkanlığı kazanan Başbakan'dan o gün bugündür ne bir ses, ne bir nefes? İmamhatiplilerin ayağındaki o malum otuz kilo yüke, çocukların ayaklarını kan içinde bıraktı fakat AKP'lilerden hala bir ses yok.
Başörtülüyü unutursan, imam hatipliyi unutursan elbette ve pek yakında unutulursun.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025