Haydar Baş Bey "Veda Hutbesinde İnsan Hakları" konulu müthiş bir eser kaleme almıştı. Aynı zamanda doktora tezi olan bu kitap, dünyada bu konuda yazılmış tek eserdi. Doktorasını verdikten kısa bir süre sonra Bakü Devlet Üniversitesinin saygın Profesörleri arasında yerini aldı.
Pazartesi akşamları evlerimizin değişmez konuğu, Haftanın Sohbeti programıyla Haydar Hocamızdı artık.
Sohbetleri Allah'a giden yolda birer burak gibiydi. Onun sohbetlerinde en karmaşık meseleler kolaylaşıyor, sorular cevabını buluyordu. Mesela bir Haftanın Sohbetinde kendisine:
Hadis-i kutsiye göre Allah kuluna şah damarından daha yakındır, ama O'ndan bu kadar uzağız Hocam, bu nasıl oluyor; diye sorulduğunda:
Bitişiğimizdeki arka odada oturan biriyle aramızda sadece 20 cm kalınlığında bir duvar var, ama senin ona varman için şu kadar koridor şu kadar oda geçmen gerek, aynı bunun gibi, diyordu. Ve Allah ile aramızdaki o mesafeleri almamızı sağlayacak ibadetleri ve sevgilileri anlatıyordu.
Her geçen gün sayıları artan Mehmetler, Ali Haydarlar, Fatımalar, Hasanlar, Hüseyinler, Onun Peygamberimize ve Ehl-i Beyte olan sevgisinin, hayatlarımızdaki yansımalarıydı, aslında.
Ve imanları tehlikeye düşürecek, birliğimizi bozacak, gençlere zarar verecek her konuda uyarılarını sürdürüyordu.
Doksanların sonlarında, özellikle iki konuda ciddi uyarıları vardı, biri dinin siyasete alet edilmesinin yanlışlığı, diğeri "Diyalog ve hoşgörü" ismiyle Gülen cemaatinin Batı adına oluşturmaya çalıştığı, Müslüman modeli. Daha sonra kendisinden dinlediğimiz şu hâdise aslında herkesin nasıl bile isteye bu tuzağa düştüğünü açıkça gösteriyordu.
"AKP kurulmadan kısa bir süre önce Tayyip Erdoğan ile Boğazda bir restoranda buluşup, konuştuk. Tayyip Bey yeni bir parti kurma arifesinde olduğunu söyleyip destek istedi, ben de delilleriyle Fetullah Gülen hareketinin öncülüğünü yaptığı Diyalog faaliyetinin yanlışlığını anlattım. Bunun çok tehlikeli bir durum olduğunu belirttim. Tek bir ricada bulundum, lütfen bu faaliyete karşı durun. Tamam dedi, biz de o zaman gerekli desteği veririz, dedim. Ama bir de ne göreyim yaptığı ilk mitingden Diyalog mesajları veriyor."
Diyalog, bir ABD projesiydi ve siyasiler ABD rüzgârını arkasında isteyenler ve rüzgârın karşısında durmaya asla cesaret edemeyecek olanlar olarak, Haydar Baş Beyi mücadelesinde yalnız bıraktılar.
Bu arada Fransız parlamentosundan sözde Ermeni soykırımını kabul eden bir karar çıktı. Meclisimiz maalesef yeterli cevabı veremedi. Gerekeni yapmak da yine Prof. Dr. Haydar Baş'a kalmıştı. 2001 yılı Mayısında "Ermeni soykırım iddialarını red ve ulusal bağımsızlık" mitinginler serisi başladı. Bu mitinglere ellerinde Türk bayrakları binlerce insan katıldı. Meydanlar ayyıldızlı al bayraklarla gelincik tarlası gibiydi.
Haydar Baş Bey meydanlardan seslendi: "NE AB, NE ABD TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE." Gelin siz baş olun biz ayak olalım, bu ülkeyi kalkındırırız, kimseye ihtiyacımız yok, dedi. Ama ne uyarılarına bir cevap alabildi, ne teklifine…
Böylece bizim için yepyeni bir dönem bir başlıyordu. Bağımsız Türkiye Partisi dönemi.
Bütün siyasi partiler, cemaatlerin desteği peşinde koşarken, Prof. Dr. Haydar Baş, Türk tarihinde görülmemiş bir mücadele ile giriyordu, siyaset sahnesine. Biz siyasetimizi Allah için yapıyoruz, diyordu.
- Hüseyin Baş ile adım adım Anadolu ve Çanakkale Destanı… / 29.08.2023
- Hüseyin Baş ile adım adım Anadolu / 21.07.2023
- Özlemle / 14.04.2023
- Asgari ücret müjde mi, hayal kırıklığı mı? / 26.12.2022
- Kader / 18.10.2022
- Şaka değil, kapıdaki açlık / 25.07.2022
- Allah’ım afetsiz ver / 11.07.2022
- Haydar Baş Üniversitesi -II- / 23.04.2022
- Haydar Baş üniversitesi / 14.04.2022