Ülkemizin en geniş tabana sahip partilerinden biri olan Fazilet Partisi'nin kapatılması neticesinde oluşması muhtemel üç partinin tabanda yapacağı tahribatın boyutunu anlamak son derece zordur. Siyaset yağlı güreşe benzer. En çok benzerlik parsa olayıdır. Kazanma ihtimali olmayan partiler, tıpkı güreş aralarında kazandıkları güreşin ödülünü (parsasını) toplayan müsabıklar gibi, eskiden elde ettikleri bazı avantajları değerlendirmek maksadı ile parsaya çıkarlar. Yani parti kurup maddi veya manevi kazanç peşine düşerler. Manevi olsa buna bir diyeceğimiz olamaz. Aksine takdir edilmesi gereken bir olaydır. Bir hazırlığın maddi veya manevi hizmet gayesinin olup olmadığı gelişen olaylarla görülecektir. İnsanlar kimin samimi kiminse samimiyetsiz olduğunu az çok idrak edecek akla ve mantığa sahiptir. En azından feraset ehline kulak vermek lazımdır. Dün akşam geç saatlerde tesadüfen dinlediğim sayın Arcayürek'in programından şunu anladım ki, nihayet bazı çevreler Prof. Dr. Haydar Baş Beyin ve Meltem TV ve Yeni Mesaj gazetesinin daha ilk andan itibaren IMF ve devamında Derviş hakkında söylediklerini aynen tekrarlar duruma gelmişler, yani uyanmışlardır. Kartel medyasındaki bu değişikliklerin nedenini düşünmeye gerek duymuyorum. Çünkü yarın ne tarafa hizmete başlarlar sadece Allah (cc) bilir.
Fazilet'ten ayrılarak, yıllarca bir arada çalıştıkları arkadaşlarını dışlayan, buna rağmen büyüklerini taklit etmeye devamla, Amerika'dan destek, lobilerden icazet alan yenilikçi, erdemli veya başka bir iddialı isimle siyasete soyunan, yağlanmaya başlamadan güreşe başlayan Tayyib Erdoğan ve diğerlerinin, neler yapabileceklerini düşünmekte yarar vardır.
Tasarlanan ne ise, bu milletin hayrına mı? Yoksa şahsi menfaatler mi hedeflenilmiştir?. Strateji uzmanlarının alanına, bir vatandaş olarak girmede bir sakınca görmüyorum. Çünkü bu ülkede kimse vazifesini hakkıyla yapmadığından menfaatler ön planda gelmekte, konuşmalar zamanında yapılmamakta ve millet zamanında bilgi sahibi olamamaktadır. Olabilecek senaryolar arasında şunları sıralayabiliriz.
Birinci hedef, iktidarın yıpranmış, nerede ise çökecek partilerini terk edenleri toplayarak yeni kurulacak partilerinden birine almak sureti ile mecliste guruplar elde etmek, hükümet değişikliğini sağlamak ve aralarında koalisyon yaparak iktidarı elde etmek olabilir.
İkinci hedef, gene mecliste üçlü çalışma ile, katılacak döneklere, çeşitli vaatlerde bulunarak katılımı arttırmak. Sonunda en azından bakanlık bekleyen seksen veya daha fazla millet vekilini aralarına kattıktan sonra da bir partide birleşerek sallanan hükümeti ele geçirmek.
Üçüncü duruma hedef diyemiyorum. Çünkü bu, herkesin gözü önünde, şu anda mevcut durum. Durum hakikaten bu ise, Fazilet'in kapatılmadan önce de bitmişliğinin bir göstergesi olacaktır. Demek ki ufak bir etkide dağılmaya hazır olduklar ihtimalini gösterir. Bu ihtimal bana zayıf geliyor. Birliğe önem veren bir topluluk, herhalde ileride de maruz kalabileceği benzer durumları, üçe ayrılarak yok etmeği planlamış olabilir diye düşünüyorum. Bütün bu olabilecek senaryolara ilave olarak yenilerini eklemek de mümkün ama başka senaryolar ne derecede iktidara yaklaşmaya imkan verir bilemem. Ne de olsa burası Türkiye. Eğer her şey tabii seyrinde ise, yani göründüğü gibi ise, Erbakan beyin birleşme teklifini geri çevirmesini, daha sonra kendi lehinde kullanmayı planlayanlar, bu arada son derece yanlış davranışlar sergilemektedirler. Hiçbir şekilde Fazilet'in tabanından tam destek almaları mümkün değildir. Yani taban ne de olsa bölünmüştür. Diğer partilere gelince ne muhalefet ne de iktidar kalmışlar. Bu nedenle tabanlarından nelerin kaldığını bilmek zordur.
Yukarıda bahsedilen taktikler olsun veya olmasın ,yapılanlar bu milletin fertlerine yapılan bir hakarettir. Millet vekili transferlerinin millet nezdinde ne kadar üzücü bir davranış olduğu bilinmektedir. Kapatılan partinin elemanları bir başka partiye geçmiş olsa dahi, kendi bölgelerinin olurunu almak mecburiyetinde olmalıdır. Tabii bu kolay bir karar olamaz. İyice emin olunması gerekir. Bu durumda aksi yöndeki bir katılım trafiğini, yani seçilmişlerin partilerinden istifa etmelerini olumlu karşılamanın hiç imkanı yoktur. Adına ERDEMLİLER denmesi beklenen bir partinin erdem örneği başkanının, Amerika'daki Yahudi ve Ermeni lobilerinden icazet aldığını duymayan kalmamıştı. Şimdi de erdemliğini partiler arası transferlerle pekiştirmeye devam etmektedir. Milletin palavraya karnı toktur. Şimdiden bu isimden vazgeçilip hakikatlere dayalı bir isim bulunmasında, gelecekleri açısından yarar vardır. Bu vatanın insanlarını kandırmaya çalışmanın riski büyüktür. Ben aslanım demekle aslan olunamadığı gibi ben şöyleyim, böyleyim veya örneğin ERDEMLİYİM demekle de erdemli olunmaz. AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ. Millete sadece iktidar değil, iyi bir görev şuuruna sahip, dürüst, muhalif partiler lazımdır. Kendi partisinde iktidarken bile işe yaramayanların muhalefette ne işe yarayacaklarını düşünmek istemiyorum. Bunlar ancak iktidarın sırlarını açıklamaya yarar ki bu da maziye ait muhalefet demektir. Sadece ileride rey kazanma çabasıdır. Ama millet böyle yapanlara gereken dersi verecek güçtedir. Hele buna çanak tutanların bu millete verecekleri ne var ki?
Şu anda iktidar olanların vatanı satmasına, Türküm diyen hiçbir fert sessiz kalamaz, önümüzdeki seçimlerde rey veremez. Ayni reyler yeni oluşumlara da geçemez. Eski partilere zaten bu insanlar karşı. Tamamına belki ama parçalarına rağbet edeceklerini sanmam. Bu sebeple bu reyler ve kendi parçalanan partilerinden bekledikleri neticeyi alamayanların reyleri, bu millete sahip çıkan, meltem ile başlayıp fırtınaya dönüşen, Kuvayı Milliye ruhunu vatanın her köşesine duyuran, "BU VATAN BİZİMDİR BİZİM KALACAKTIR" diyerek, millete Türk olduğunun gururunu yaşatanlara aittir.
Fazilet'ten ayrılarak, yıllarca bir arada çalıştıkları arkadaşlarını dışlayan, buna rağmen büyüklerini taklit etmeye devamla, Amerika'dan destek, lobilerden icazet alan yenilikçi, erdemli veya başka bir iddialı isimle siyasete soyunan, yağlanmaya başlamadan güreşe başlayan Tayyib Erdoğan ve diğerlerinin, neler yapabileceklerini düşünmekte yarar vardır.
Tasarlanan ne ise, bu milletin hayrına mı? Yoksa şahsi menfaatler mi hedeflenilmiştir?. Strateji uzmanlarının alanına, bir vatandaş olarak girmede bir sakınca görmüyorum. Çünkü bu ülkede kimse vazifesini hakkıyla yapmadığından menfaatler ön planda gelmekte, konuşmalar zamanında yapılmamakta ve millet zamanında bilgi sahibi olamamaktadır. Olabilecek senaryolar arasında şunları sıralayabiliriz.
Birinci hedef, iktidarın yıpranmış, nerede ise çökecek partilerini terk edenleri toplayarak yeni kurulacak partilerinden birine almak sureti ile mecliste guruplar elde etmek, hükümet değişikliğini sağlamak ve aralarında koalisyon yaparak iktidarı elde etmek olabilir.
İkinci hedef, gene mecliste üçlü çalışma ile, katılacak döneklere, çeşitli vaatlerde bulunarak katılımı arttırmak. Sonunda en azından bakanlık bekleyen seksen veya daha fazla millet vekilini aralarına kattıktan sonra da bir partide birleşerek sallanan hükümeti ele geçirmek.
Üçüncü duruma hedef diyemiyorum. Çünkü bu, herkesin gözü önünde, şu anda mevcut durum. Durum hakikaten bu ise, Fazilet'in kapatılmadan önce de bitmişliğinin bir göstergesi olacaktır. Demek ki ufak bir etkide dağılmaya hazır olduklar ihtimalini gösterir. Bu ihtimal bana zayıf geliyor. Birliğe önem veren bir topluluk, herhalde ileride de maruz kalabileceği benzer durumları, üçe ayrılarak yok etmeği planlamış olabilir diye düşünüyorum. Bütün bu olabilecek senaryolara ilave olarak yenilerini eklemek de mümkün ama başka senaryolar ne derecede iktidara yaklaşmaya imkan verir bilemem. Ne de olsa burası Türkiye. Eğer her şey tabii seyrinde ise, yani göründüğü gibi ise, Erbakan beyin birleşme teklifini geri çevirmesini, daha sonra kendi lehinde kullanmayı planlayanlar, bu arada son derece yanlış davranışlar sergilemektedirler. Hiçbir şekilde Fazilet'in tabanından tam destek almaları mümkün değildir. Yani taban ne de olsa bölünmüştür. Diğer partilere gelince ne muhalefet ne de iktidar kalmışlar. Bu nedenle tabanlarından nelerin kaldığını bilmek zordur.
Yukarıda bahsedilen taktikler olsun veya olmasın ,yapılanlar bu milletin fertlerine yapılan bir hakarettir. Millet vekili transferlerinin millet nezdinde ne kadar üzücü bir davranış olduğu bilinmektedir. Kapatılan partinin elemanları bir başka partiye geçmiş olsa dahi, kendi bölgelerinin olurunu almak mecburiyetinde olmalıdır. Tabii bu kolay bir karar olamaz. İyice emin olunması gerekir. Bu durumda aksi yöndeki bir katılım trafiğini, yani seçilmişlerin partilerinden istifa etmelerini olumlu karşılamanın hiç imkanı yoktur. Adına ERDEMLİLER denmesi beklenen bir partinin erdem örneği başkanının, Amerika'daki Yahudi ve Ermeni lobilerinden icazet aldığını duymayan kalmamıştı. Şimdi de erdemliğini partiler arası transferlerle pekiştirmeye devam etmektedir. Milletin palavraya karnı toktur. Şimdiden bu isimden vazgeçilip hakikatlere dayalı bir isim bulunmasında, gelecekleri açısından yarar vardır. Bu vatanın insanlarını kandırmaya çalışmanın riski büyüktür. Ben aslanım demekle aslan olunamadığı gibi ben şöyleyim, böyleyim veya örneğin ERDEMLİYİM demekle de erdemli olunmaz. AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ. Millete sadece iktidar değil, iyi bir görev şuuruna sahip, dürüst, muhalif partiler lazımdır. Kendi partisinde iktidarken bile işe yaramayanların muhalefette ne işe yarayacaklarını düşünmek istemiyorum. Bunlar ancak iktidarın sırlarını açıklamaya yarar ki bu da maziye ait muhalefet demektir. Sadece ileride rey kazanma çabasıdır. Ama millet böyle yapanlara gereken dersi verecek güçtedir. Hele buna çanak tutanların bu millete verecekleri ne var ki?
Şu anda iktidar olanların vatanı satmasına, Türküm diyen hiçbir fert sessiz kalamaz, önümüzdeki seçimlerde rey veremez. Ayni reyler yeni oluşumlara da geçemez. Eski partilere zaten bu insanlar karşı. Tamamına belki ama parçalarına rağbet edeceklerini sanmam. Bu sebeple bu reyler ve kendi parçalanan partilerinden bekledikleri neticeyi alamayanların reyleri, bu millete sahip çıkan, meltem ile başlayıp fırtınaya dönüşen, Kuvayı Milliye ruhunu vatanın her köşesine duyuran, "BU VATAN BİZİMDİR BİZİM KALACAKTIR" diyerek, millete Türk olduğunun gururunu yaşatanlara aittir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
A. Haydar Ata / diğer yazıları
- Çıldırmamak elde değil / 22.07.2001
- Herşey ne kadar da net / 13.07.2001
- Gaflet / 16.06.2001
- Artık kendimize gelmeliyiz / 09.06.2001
- Bekleyiş / 29.05.2001
- Benim anladığım tasarruf / 20.05.2001
- Herşey ne kadar da net / 13.07.2001
- Gaflet / 16.06.2001
- Artık kendimize gelmeliyiz / 09.06.2001
- Bekleyiş / 29.05.2001
- Benim anladığım tasarruf / 20.05.2001