Peygamber Efendimize yönelik karikatürlü Haçlı saldırısı sonrası Batılı liderler tam bir pişkilnik içinde. Ankara'da yayınlanan Anayurt gazetesinden Orhan Erdil, bu pişkinliğin nedenlerini irdeliyor Avrupa'nın "düşünce özgürlüğüne karşı müsamahayı test etme deneyleri" ilk neticeleri vermeye başladı. Pek çok İslam ülkesinde görülen barışçı protestolardan sonra önce Suriye'deki Danimarka ve Norveç, sonra da Lübnan'daki Danimarka büyükelçilikleri ateşe verildi. Eğer Peygamberimiz Hz. Muhammet'e hakaret eden karikatürlerle herhangi bir alakası varsa, bu durumda çok kötü bir olay da Türkiye'de meydana geldi ve Trabzon'da Katolik bir papaz öldürüldü. Trabzon'daki cinayetin nedeni hakkında herhangi bir bilgiye sahip değiliz. Dolayısıyla şimdiden bir hüküm vermek doğru değil. İnşallah Avrupa ülkelerinde baş gösteren Hz. Muhammed'e hakaret kampanyasıyla ilgili değildir.Hiçbir neden yok?Avrupa medyasında Peygamberimizle ilgili olarak başlatılan hakaret kampanyasının nedenleri hakkında herhangi bir bilgiye sahip olanımız var mı? Konuyla ilgili olarak; saldırının nedenleri hakkında arşiv taraması yaptık, ama herhangi bir somut neden bulamadık. Ortada hiçbir neden yokken; bu tür karikatürler yapılmasını gerektirecek bir gelişme yaşanmamışken, durup dururken Hz. Peygambere karşı bir saldırı kampanyası başlatıldı. Belki de bir iki karikatüristin "düşünce özgürlüğü adına geliştirdiği bir fanteziden" ibaretti bu karikatürler.Pişkin liderlerAma asıl sıkıntı bu karikatürlerin yayınlanmasını müteakip, başta Danimarka olmak üzere, bazı Avrupa ülkelerinin liderlerinin sergilediği pişkinliktir. Özellikle Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen'in pişkinliğin de ötesinde küstahça sergilediği tehdit gizli tavırlar, bugün itibariyle yaşanan gelişmelerin nedenidir. Batı dünyası hala kendi pozisyonunu "ötekine" göre belirliyor. Günümüzde de "öteki" İslam dünyasından ibaret. Evrensel değerlere göre düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyecek bir terbiyesizliği savunma, hatta sahiplenme gibi bir politikanın ortaya konulması, zaten çaresiz ve yüzyılların ezikliği içindeki Müslüman kitlelerde infiale neden olmuştur. İnfiali müteakip, başta Danimarka olmak üzere karikatürlerin yayınlandığı ülkelerin mallarına yönelik ekonomik boykot kampanyaları sonunda ortaya çıkan sıkıntı ile şiddet içeren gösterilerin gerçekleşmesi "düşünce özgürlüğüne karşı müsamahayı test etme deneyinin" faturasını yavaş yavaş önlerine koymaktadır. Bütün bunlar karşısında hafiften de olsa canları acıyınca İslam ülkelerinden yardım istemeye başladılar. Küstahlaştıkça küstahlaşıyorlarDanimarka Dışişleri Bakanı Per Stig Moeller, bir basın toplantısı düzenleyerek, "Danimarka hükümetinin, İslam ülkelerindeki siyasi ve dini tüm liderlerden halka şiddetten kaçınmaları ve soğukkanlı olmaları çağrılarında bulunmalarını'' istediğini söyledi. Moeller, televizyonlardan canlı yayınlanan konuşmasında, herkesin durumu daha da tırmandırmaktan, şiddet içeren protestolardan kaçınarak diyaloga dönme konusunda sorumluluğu olduğunu belirtti. İslam dünyası ve ilgili ülkelerdeki İslami cemaatlerin temsilcileri daha karikatürler yayınlanır, yayınlanmaz diyalog çağrılarında bulunmuşlardı. Fakat; bu ülkelerin liderlikleri gayet küstah bir şekilde bu çağrı sahiplerini rencide ettiler. Yukarıda da belirttiğimiz gibi şimdi kalkmışlar hafiften de olsa canları acıdığı için diyalog çağrılarında bulunuyorlar. Durum bu noktaya taşındıktan sonra diyalogun ne faydası olacak? Böyle bir diyalog Türkiye'deki bazı çevrelerin "dinler arası diyalog" safsatalarından öteye geçebilir mi? Vazoyu kendileri kırdılar, şimdi bizden yapıştırmamızı istiyorlar. Batı her zamanki küstahlığını sürdürmeye devam ediyor..
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.