BİR
Kuşlar yaman uçuyor
Şimşek ateş saçıyor
Bulutlar birbirinden
Fersah fersah kaçıyor
Yüklü yüklü bulutlar
Ne yüklü bu bulutlar?
Nereden geliyorlar?
Durakları neresi?
Yüklerini kim alır?
Hangi dağın deresi?
Dökerler yüklerini
Dereler dolar taşar
Yeryüzü cana gelir
Yeşillik baştan aşar
Rüzgar elinde sopa
Dağıtır dört bir yana
Yarılmış tüm topraklar
İçerler kana kana
Gökler ne söylemekte
Yerler ne dinlemekte
Ey insan sen dahi dur
Kulağını tut bu yana
İKİ
Dağlar vardı eskiden
Koyunla süslü dağlar
Kuzular meleşirdi
Hep yanık sesli dağlar
İlkbaharda çobanlar
Kuzu taşırdı köye
Heybelerin gözleri
Dolardı kuzu ile
Ana koyun yalardı
Üstünde tuzu ile
Elbet tanırdı çoban
Doğan koyun kimindir
Kuzu verdiği evden
Ödülünü alırdı
Belki o gün o evde
Yemeğe de kalırdı
Dağlar vardı eskiden
Sürüler ağırlayan
Dağlar vardı eskiden
Kaval sesiyle inleyen
ÜÇ
Köyden şehire göçtük
Suyu şişeden içtik
Bilmem ki ne uğruna
Böyle bir hayat seçtik
İnsanlar göç eyledi
Dağlar kaldı ıpıssız
Eken-biçen ne gezer
Her yan korkunç ve sessiz
Topraktan ayrı düştük
Ama dönüp toprağın eline düştük
Geç de olsa anladık
Betonun ve asfaltın karın doyurmadığını
Toprağı terk etmenin pahalıya mal olduğunu
Bu planı kim çizdi bu yolu kimler açtı?
Her kim ise millete büyük belalar açtı
Gökyüzüne ibretle bakmak
Yeryüzüne şefkatle ve merhametle yönelmek
Kuşları ve tüm canlıları binbir ibretle seyretmek gerek
Ve
Basiret gerek ki
Gerçeği görek.
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025