İslam’ın evrensel ilkelerini, kırmızı çizgilerini, izzetini ve onurunu her zaman ve zeminde savunmak ve korumak elbette her Müslümanın olmazsa olmaz görevidir.
İmam-Hatipli olmak, bu okulların mezunu olmak İslami kavramlara aşinalık anlamında, temel kaynaklarla biraz daha tanışıklık anlamında “mürekkep yalamış” olmak ise, yukarıda saydığımız ilkeleri savunmak ve korumak hususunda İmam-Hatipliler bir adım daha önde olmalılar diye düşünüyoruz.
“De ki; hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 9) ilahi ilkesi gereğince bir konuda bilgi sahiplerinin bilmeyenlere göre daha sorumlu ve daha duyarlı davranmaları beklenir elbette.
Üzülerek altını çizelim ki bu konuda da her şey tersine çevrilmiş durumda. Şu algının ve anlayışın son yıllarda alabildiğine yaygınlaştığına şahit olduk ve de oluyoruz: Mevcut iktidar kadrosu genellikle İ.H.L’lilerden oluşuyor, ben de aynı okul mezunuyum, dolayısıyla iktidarın her yaptığını savunmak, hazmetmek ve ettirmek boynumun borcudur”.
Böyle düşünen arkadaşlara her ortamda hatırlattık ve de hatırlatmaya devam edeceğiz; boynunuzun borcu olan Hakk’ı savunmaktır, hakikati savunmaktır, haklıyı savunmaktır, doğruyu savunmaktır ve haksızlık, adaletsizlik, yanlışlık babanızdan da gelse karşısına dikilmektir.
Bakanı olduğunuz, vekili olduğunuz, her hangi bir kademesinde görev aldığınız partiniz çağın zalimleri ile beraber iş tutması, çağın firavun ve nemrutları ile aynı çizgide ilerlemesi, onların programlarına dahil olarak İslam’ın içini boşaltacak adımlar atması, kesin helalleri haram, haramları helal sayması sizi zerre kadar rahatsız etmiyorsa, vicdanınızı sızlatmıyorsa sizin İ.H.L’leli oluşunuzun ne anlamı kalmıştır artık?
“Helal-haram ver Allah’ım/ Aciz kulun yer Allah’ım” tekerlemesinde olduğu gibi, partinizin helal-haram, doğru-yanlış, iyi-kötü, hayır-şer, bütün eylem ve söylemlerini hiç zorluk çekmeden hazmedebiliyorsanız bünyenizde ciddi tahribatlar oluştuğunu kabul ederek tedavi olmanız gerekmektedir.
Her şeyi hazmetmeye meyyal hale gelmiş arkadaşlara Tevbe 24 ve benzeri ayetleri tekrar tekrar okumalarını tavsiye ediyoruz: “De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Resulünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.” (Tevbe, 24).
İmam-Hatipli olmak, bu okulların mezunu olmak İslami kavramlara aşinalık anlamında, temel kaynaklarla biraz daha tanışıklık anlamında “mürekkep yalamış” olmak ise, yukarıda saydığımız ilkeleri savunmak ve korumak hususunda İmam-Hatipliler bir adım daha önde olmalılar diye düşünüyoruz.
“De ki; hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 9) ilahi ilkesi gereğince bir konuda bilgi sahiplerinin bilmeyenlere göre daha sorumlu ve daha duyarlı davranmaları beklenir elbette.
Üzülerek altını çizelim ki bu konuda da her şey tersine çevrilmiş durumda. Şu algının ve anlayışın son yıllarda alabildiğine yaygınlaştığına şahit olduk ve de oluyoruz: Mevcut iktidar kadrosu genellikle İ.H.L’lilerden oluşuyor, ben de aynı okul mezunuyum, dolayısıyla iktidarın her yaptığını savunmak, hazmetmek ve ettirmek boynumun borcudur”.
Böyle düşünen arkadaşlara her ortamda hatırlattık ve de hatırlatmaya devam edeceğiz; boynunuzun borcu olan Hakk’ı savunmaktır, hakikati savunmaktır, haklıyı savunmaktır, doğruyu savunmaktır ve haksızlık, adaletsizlik, yanlışlık babanızdan da gelse karşısına dikilmektir.
Bakanı olduğunuz, vekili olduğunuz, her hangi bir kademesinde görev aldığınız partiniz çağın zalimleri ile beraber iş tutması, çağın firavun ve nemrutları ile aynı çizgide ilerlemesi, onların programlarına dahil olarak İslam’ın içini boşaltacak adımlar atması, kesin helalleri haram, haramları helal sayması sizi zerre kadar rahatsız etmiyorsa, vicdanınızı sızlatmıyorsa sizin İ.H.L’leli oluşunuzun ne anlamı kalmıştır artık?
“Helal-haram ver Allah’ım/ Aciz kulun yer Allah’ım” tekerlemesinde olduğu gibi, partinizin helal-haram, doğru-yanlış, iyi-kötü, hayır-şer, bütün eylem ve söylemlerini hiç zorluk çekmeden hazmedebiliyorsanız bünyenizde ciddi tahribatlar oluştuğunu kabul ederek tedavi olmanız gerekmektedir.
Her şeyi hazmetmeye meyyal hale gelmiş arkadaşlara Tevbe 24 ve benzeri ayetleri tekrar tekrar okumalarını tavsiye ediyoruz: “De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Resulünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.” (Tevbe, 24).
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025