Ülkemizde gerçekten çok garip şeyler oluyor. Karanlığa mı girdik, yoksa zifiri karanlığa mı? Etrafımızı göremez olduk milletçe. Herkes kendi derdine düşmüş. Yandım anam vaveylası çekiyor adeta.
Türkiye Cumhuriyeti kurulalı beri belki de en fazla iktidarda kalma yetkisi verilmiş, aciz bir iktidar tarafından yönetilmeye çalışılıyoruz. Güzel ülkemiz maddi ve manevi olarak hızla uçuruma yuvarlanmakta. İşini kaybedenler, ekmek kapısını, mekânını elinde tutmaya çalışanlar, halk ekmek kuyruklarının uzunluğu şimdilik semtine göre değişmekte.
Yıllarca övüne övüne oy verdikleri partileri, kazanınca sevinç naraları atanlar, şimdi biran önce sıram gelse de alabilsem birkaç ekmek derdinde. Bu görüntüleri mütemadiyen izlemekteyiz. İbret, belki biraz kızgınlık ve teessüf ederek.
Artık en temel ihtiyaç olan ekmeği almak maharet oldu. Hele bir de Cumhuriyetimizin yüzüncü yıllında askıda ekmek yazısı yok mu fırınlarda! Asıl kahreden bu aslında biz vatanseverleri. Ne hale düştük milletçe!
Faturalardan bahsetmek sıradan muhabbet oldu bu günlerde. "Bize 1000 TL, bize 1500 TL elektrik, doğalgaz faturası geldi" sözleri sıradanlaştı. Karanlığa mı girdik zifiri karanlığa mı, bilmem artık.
Biz gene de yazı başlığımıza dönelim. Bakanlar.
Hani şu güzel ülkemi yönetmeye çalışan bakanlar. Genelleyecek olursak içişlerinden ekonomiye kadar bakanlar sadece bakıyor. Nerden anladık? Yani öyle bir bakıyor ki, gözleri ateş saçıyor adeta. "Benim gözlerimdeki ışıltıyı görmüyor musunuz?" diye sorabiliyor esef etmeden. Zaten yaptıkları tek icraat bakan değiştirmek. Git gel, sen git sen gel. Tekrar git, tekrar gel. Tamam geliyor da dün görevini yapamadığı ya da eksik yaptığı için görevinden aldığınız bu insanlar, bu sefer bakabilecekler mi?
El cevap: Koca bir hayır. Kim bilir belki de vasıflı eleman kalmamıştır ellerinde. Bakanlar böyle de ya göremeyenlere ne demeli. Alım gücünün bittiği, iflasların, boşanmaların, sokaklarda kendi kendine konuşan insanların sayısının arttığı şu günlerde uçuruma doğru gidiyoruz maalesef.
Peki, çözüm ne diye sorulacak olursa? Ülkeyi idare edenlerin ya da muhalefetin yapabileceği bir şey yok, meselenin çözümü, ülkemin insanının ayıkması. Sistemi, ekonomik modeli olmayan adeta birbirlerinin aynısı olan siyasetçilerden medet beklemeyi bırakması. Takım tutar gibi parti tutmaktan vazgeçmesi, teknoloji çağında olduğumuzun farkına varıp, Bu çağın genç yöneticilerine kulak vermesidir. Bu da derhal "Milli Ekonomi Modeli" sisteminin hayata geçmesi ile olacaktır. Bunun için de bunu tek uygulayacak olan Bağımsız Türkiye Partisi'nin ve genç Genel Başkanı Av. Hüseyin Baş Bey'in iktidara gelmesi ile mümkündür. Bundan başka da kurtuluş yoktur.
- BURHAN BORAN: Deprem / 27.02.2025
- FATİH HAYDAR GÜNER - Maarif yüzyılı mı, masallar yüzyılı mı? / 20.02.2025
- FATİH HAYDAR GÜNER - Parayı kim basarsa düzeni o kurar / 19.02.2025
- FATİH HAYDAR GÜNER - Petro-Dolar Tuzağından Kurtuluş: Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Vizyonu / 18.02.2025
- AYŞE ZIVALI: Hoca Atatürk / 08.02.2025
- OZANCAN DERNEK /Efendi kim, köle kim? / 17.01.2025
- MELEK KERESTECİ: Birlik ve beraberlik üzerine / 23.12.2024
- AV. AHMET HAYDAR İLİK: Türk gençliğine verilen büyük vazife / 26.11.2024
- HAYDAR NECMEDDİN KAZANCI / Çözümsüz vaatler / 24.11.2024