Gözleri yaşlı, kalpleri yaslıdır
Allah Resûlü’nün (s.a.a) ailesinden biri vefat etti. Kadınlar toplanıp ona ağladılar. Ömer ayağa kalkarak onları ağlamaktan sakındırdı ve onları dağıtmaya başladı. Allah Resûlü (s.a.a) şöyle buyurdu: “Ey Ömer! Onları bırak; zira gözler gözyaşı döküyor kalpler yaslıdır ve yasları daha yenidir”
07.07.2020 23:50:00





OKAN EGESEL
İmam Kâzım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mü'min vefat edince melekler, içinde Allah'a ibadet ettiği yerler ve amellerinin yükseldiği gök kapıları kendisi için ağlar." (Bihar, 82/177/18).
Ebu Hureyre şöyle diyor:
Allah Resûlü'nün (s.a.a) ailesinden biri vefat etti. Kadınlar toplanıp ona ağladılar. Ömer ayağa kalkarak onları ağlamaktan sakındırdı ve onları dağıtmaya başladı. Allah Resûlü (s.a.a) şöyle buyurdu: "Ey Ömer! Onları bırak; zira gözler gözyaşı döküyor kalpler yaslıdır ve yasları daha yenidir." (Sünen-i en-Nisai, 4/19).
Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ağıt yakmak cahiliye işidir." (Bihar, 82/103/50).
İmam Ali (a.s), Ahvaz'daki kadısı Rufaa ibn-i Şeddad'a yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Sakın kudretin altında olan şehirde ölüye ağıt yakılmasın." (Deaim'ul İslam, 1/227).
İmam Kâzım (a.s), ölü için ağıt yakma hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Mekruhtur." (Bihar, 82/88/39).
İmam Ali (a.s), Sıffin'deki ölülere ağlayan kadınların feryadını duyunca Harb bin Şurehbil Eş-Şebami'ye şöyle buyurmuştur: "Kadınlarınız duyduğum bu feryatlarıyla sizlere galip mi gelmiştir? Neden onları bu feryatlardan sakındırmıyorsunuz?" (Nehc'ul Belağa, 322. hikmet).
Resûlullah (s.a.a), çocuklarından biri ölünce ağladı. Kendisine, "Siz bizleri ağlamaktan sakındırıp kendiniz mi ağlıyorsunuz?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Ben sizleri ağlamaktan sakındırmadım, sizleri ağıt yakmaktan ve feryat etmekten sakındırdım." (Deaim'ul İslam, 1/225).
İmam Sâdık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kime Allah bir nimet bağışlarsa ve o kimse bu nimet esnasında çalgı çalarsa nimete küfranda bulunmuştur. Her kim de musibete uğrar ve o halde ağıt yakarsa o musibeti feci kılmıştır." (Mişkat'ul Envar, 333).
İmam Sâdık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hüseyin b. Ali'nin musibeti ortaya çıkınca bir yıl boyunca gece-gündüz ve üç yıl boyunca da gündüzleri onun için ağıt yakıldı. Müsevver bin Muhrime, Ebu Hureyre ve Resûlullah'ın ashabının büyükleri gizlice yüzleri örtülü bir şekilde gelip yakılan ağıtları dinliyor ve ağlıyorlardı." (Deaim'ul İslam, 1/227).
İmam Sâdık (a.s) ağıt yakan kimsenin ecri hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Sakıncası yoktur Allah Resûlü (s.a.a) için de ağıt yakıldı." (el-Fakih, 1/183/551).
İmam Bâkır (a.s), matem ve yaslarda on yıla kadar ağlamayı tavsiye etti. (el-Fakih, 1/182/547).
Allah Resûlü (s.a.a), Uhud savaşından Medine'ye dönünce ehlinden öldürülen her evin kapısından geçtiğinde bir ağıt sesi duyuyordu. Amcası Hamza'nın evinden ses duymayınca şöyle buyurdu: "Hamza'nın ağlayanları yoktur." Medine halkı ondan sonra bir ölü için ağlamadan önce Hamza için ağıt yakmaya ve ağlamaya yemin içtiler." (a.g.e, s.183/553).
Fâtıma (a.s), babası için ağıt yaktı ve Resûlullah (s.a.a) de Hamza için ağıt yakılmasını emretti. (Bihar, 82/84/26). (Muhammed Muhammedî Reyşehrî, Mizanu'l-Hikmet).
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.