Ağlamanın hükmü ile ilgili dünkü konuya devam ediyoruz... İslam, ölen için hüzünlenip ağlamayı caiz görmüş, ancak, bu hüznü ve matemi ileri boyutlara taşımayı uygun görmemiştir. Enes b. Malik (ra) şöyle rivayet ediyor.: Allah Resulü (a.s.): "Bu gece benim bir oğlum doğdu. Ona (büyük) babam İbrahim'in ismini verdim" buyurdu. Sonra Allah Resulü çocuğu Ebu Seyf denilen bir demircinin karısı olan Ümmü Seyf'e (süt annesi olarak) teslim etti. Sonra çocuğu getirmek için yola çıktı. Ben de kendisine tabi olup onunla beraber gittim. Nihayet Ebu Seyf'in yanına vardık. Ebu Seyf körüğünü üfürüyordu ve evi de dumanla dolmuştu. Ben hemen Allah Resulü'nün önünde süratle yürüyerek: Ey Ebu Seyf! Körüğünü tut, Allah Resulü geldi dedim. Ebu Seyf körüğü durdurdu. Allah Resulü çocuğun getirilmesini istedi. Çocuk getirildiğinde Allah Resulü çocuğu bağrına bastı ve Allah'ın söylemesini taktir ettiği şeyleri söyledi. Enes der ki: Allah'a yemin olsun ki çocuğu, Allah Resulü'nün önünde can çekişirken gördüm. Allah Resulü'nün gözleri yaşardı ve: "Göz ağlar, kalb mahzun olur. Fakat biz Rabbimizin razı olacağı sözden başka bir şey söylemeyiz. Vallahi Ey İbrahim, biz senin için gerçekten üzülüyoruz!" buyurdu.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.