Mustafa Kemal yaşarken ona dinsiz denmeye başlanmıştı. 1940'lı yıllarda hükümet Atatürk'ün vefatından sonra Atatürk'e yakın vekilleri meclisten uzaklaştırmış ve Atatürk fikirlerinden tam tersi tarafa yönelmiştir. Bu durumdan farklı olarak halk 10 Kasımlara bir değer yükleyip hem 10 Kasımları bir yas havası hem de bir anma günü haline getirmişti.
1980'li yıllarda hükümetin fikri yansıması halkı da etkilemiş 10 Kasımların yas kısmı çıkartılmış geriye yüzeysel bir anma töreni kalmıştı. Günümüze geldiğimizde 10 Kasımlar abluka altına alınmış durumdaydı.
Atatürk'ün soyu, dini, annesi ve ailesi hakkında türlü iftiralar atılmaya başlanmıştı. Atatürk'ün fikirlerinin yayılmasını engellemek için Kemalist
Cumhuriyet'in hem din hem de Kürt düşmanı olduğu, Kuvva hareketinin tamamen Fransız ihtilalinden ve Bolşevizmden etkilenerek yürütüldüğü, Atatürk'ün Türk kültürüne aykırı bir devlet anlayışı benimsediği ve laikliği getirerek insanları Müslümanlıktan uzaklaştırdığı fikri ortaya atılmıştı.
Atatürk'ün Fransız İhtilali'nden etkilendiği ve bu yöndeki görüşlerinin hayata geçmesinde, önündeki tek set olarak İslam dinini gördüğü şeklinde uydurmalar oluşmuştu. Sözde İslamiyet'i temsil eden hocalara karşı düşmanlık gösterdiği için dinsiz olarak yaftalanmaya çalışılmıştı.
Atatürk'ü sevenler onu sadece asker Atatürk olarak benimseyerek
sol kesimi, Atatürk'ü sevmeyenler de İslamiyet'i savunduklarını iddia etmiş, Atatürk'ü ve milleti inkar ederek dindar yani sağ kesimi oluşturmuştu.
Bu zamana kadar Atatürk'ün askeri dehasıyla ilgili yazılmış eserlerde onun yanında savaşan, omuz omuza mücadele eden din adamlarına yer verilmemişti. Atatürk'ün inancı üzerine yapılan çalışmalarda da bu konuya
askerliğinden ayrı tutularak yer verilmişti. Ders kitaplarında gençlere sadece kağnılarla taşınan mermiler, kınalı kuzuların kahramanlıkları, açlık içinde savaşan Mehmetçik anlatılmıştı.
İşte Türkiye'de hal böyle iken; bir yandan laiklik ilkesi ve bununla beraber Atatürk'e düşmanlık gündemde idi; Haydar Baş Bey her platformda laikliğin din ve devlet işlerinin birbirine karışmaması ve laikliğin, dini Allah emrettiği için yaşamak olduğunu anlatıyordu. Yaptığı açıklamalarla birlikte laiklik üzerinden Atatürk'ün inancı üzerine yürümeye çalışanların önüne geçmiş ve Atatürk'ün laiklik ilkesini dini korumak için getirdiği gerçeğini milletine göstermişti.
Her konuşmasında Atatürk'ün dindar bir insan ve annesinin ağzı dualı, mübarek bir kadın olduğunu anlatıyor her daim Atatürk'e sahip çıkıyordu. Ülkede Atatürk üzerinden fitneler yürütülmeye devam ederken Haydar Baş Bey, atılan iftiralara belgeleriyle karşı koymak için tarihçi Emre Polat'tan Atatürk'ün soyunu araştırmasını istemişti. "Mustafa
Kemal Atatürk ki, koca bir devlet kurmuş, haçlıyı bu coğrafyadan söküp atmış, Müslüman'ın izzetini, namusunu, vatanını, bayrağını muhafaza etmiş bir isim. Bu isim sıradan bir isim olamaz. Bak, göreceksin Mustafa Kemal Peygamber sülalesinden, İmam Ali'nin soyundan özel bir isimdir" diyordu. Araştırmaların sonucu Haydar Baş Bey'i yine haklı çıkarmış, Osmanlı arşivlerinden edinilen bilgilere göre Gazi'nin soyunun Ehlibeyt'e dayandığı gerçeği gün yüzüne çıkmıştı. Türk Milleti, sır gibi saklanan bir gerçekle daha karşı karşıyaydı artık… (devam edecek…)
- BURHAN BORAN: Deprem / 27.02.2025
- FATİH HAYDAR GÜNER - Maarif yüzyılı mı, masallar yüzyılı mı? / 20.02.2025
- FATİH HAYDAR GÜNER - Parayı kim basarsa düzeni o kurar / 19.02.2025
- FATİH HAYDAR GÜNER - Petro-Dolar Tuzağından Kurtuluş: Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Vizyonu / 18.02.2025
- AYŞE ZIVALI: Hoca Atatürk / 08.02.2025
- OZANCAN DERNEK /Efendi kim, köle kim? / 17.01.2025
- MELEK KERESTECİ: Birlik ve beraberlik üzerine / 23.12.2024
- AV. AHMET HAYDAR İLİK: Türk gençliğine verilen büyük vazife / 26.11.2024
- HAYDAR NECMEDDİN KAZANCI / Çözümsüz vaatler / 24.11.2024