Fâtıma evladına zarar veremezler
İmam Hadi (a.s), “Hz. Fâtıma (a.s)’ın evlatlarının bedenleri yırtıcı hayvanlara haramdır; onları yemezler. Kim Fatıma (a.s)’ın evlatlarından olursa, yırtıcı hayvanlar ona bir zarar dokundurmazlar”
26.09.2021 16:30:00





Ebu Haşim-i Ca'feri şöyle diyor:
Abbasi halifesi olan Mütevekkil zamanında, bir kadın ortaya çıkarak, "Ben Hz. Fâtıma (a.s)'ın kızı Zeyneb'im" diyerek bir iddiada bulundu. Onu Mütevekkil'in yanına getirdiklerinde, Mütevekkil ona, "Sen genç bir kızsın; oysa Resûlullah (s.a.a)'in torunu olan Zeyneb (a.s)'ın zamanından yıllar geçmiştir" dedi. Genç kadın cevaben şöyle dedi: "Resûlullah (s.a.a) elini başıma çekerek, her kırk yılda gençliğin bana dönmesi için dua etti. Ben şimdiye kadar kendimi halka göstermedim. Ama çok muhtaç olduğumdan dolayı halkın yanına giderek kendimi onlara tanıtmak zorunda kaldım."
Mütevekkil, Ebu Tâlib, Abbas ve Kureyş'in büyüklerini çağırarak kadının durumunu onlara anlattı. Onlardan bazıları bir rivayet naklederek, "Hz. Ali (a.s)'ın kızı Zeyneb (a.s) filan tarihte dünyadan göçmüştür" dediler.
Mütevekkil o kadına dönerek, "Bu rivayet hakkında sen ne diyorsun?" diye sordu. Kadın cevaben, "Bu rivayet yalan ve uydurmadır. Ben halktan saklanmıştım; kimse benim ölümüm veya hayatım hakkında herhangi bir şey bilmiyor" dedi. Mütevekkil, davet ettiği kimselere, "Bu rivayetten başka, bu kadının aleyhinde diğer bir deliliniz var mı?" diye sordu. Davet edilenler, "Hayır, bizim başka bir delilimiz yoktur" dediler. Mütevekkil, "Bu kadını, yeterli bir delil olmaksızın iddiasından vazgeçirmeye zorlamayacağım" dedi. Davet edilenler, "Öyleyse İmam Hadi'yi ihzar ediniz. Şayet onun yanında bizim delilimizden başka diğer bir delil olabilir" dediler.
Mütevekkil, kadının mezkûr iddiasını İmam (a.s)'a bildirdi. İmam Hadi (a.s), "O kadın yalan söylemiştir çünkü Hz. Zeyneb (a.s) filan yıl, filan ay ve filan günde dünyadan göçmüştür" buyurdular. Mütevekkil, "Burada hazır bulunanlar da bunun gibi bir rivayet naklettiler. Ben, yeterli bir delil olmadıkça onu bu iddiadan vazgeçirmeye mecbur kılmayacağıma dair yemin etmişim" dedi. İmam Hadi (a.s), "Senin onu mecbur kılmana gerek yok. Onu ve ondan başkalarını sözlerinden vazgeçmeye mecbur kılacak delil ve hüccet vardır" buyurdular. Mütevekkil, "O delil ve hüccet nedir?" dedi. İmam Hadi (a.s), "Hz. Fâtıma (a.s)'ın evlatlarının bedenleri yırtıcı hayvanlara haramdır; onları yemezler. Eğer o kadın iddiasında sadık ise, onu yırtıcı hayvanların önüne bırak" buyurdu. Mütevekkil o kadına, "Ne diyorsun?" diye sordu. Kadın, "O benim ölmemi istiyor. Burada İmam Hasan (a.s) ve İmam Hüseyin (a.s)'ın evlatlarından vardır. Onlardan istediğini atabilirsin" dedi. Mütevekkil bu sözlere meyillendi. Çünkü kendisi İmam Hadi (a.s)'ı herhangi bir teşebbüste bulunmaksızın ortadan kaldırmak istiyordu. Bundan dolayı şöyle dedi: "Ey Ebu'l-Hasan, yırtıcı hayvanların yanına gidecek olan neden siz olmayasınız?" İmam (a.s), "Bu sizin isteğinize bağlıdır. İstediğiniz takdirde giderim" buyurdu.
Mutevekkil, "Öyleyse bu işi yap" dedi. İmam (a.s), "Yaparım" buyurdular.
Derken İmam (a.s)'ın yırtıcı hayvanların yanına inmesi için bir merdiven getirdiler. Orada altı tane aslan bulunuyordu. İmam (a.s) hemen onların yanına indi. İçeri girip oturduğunda aslanlar ileri gelerek İmam (a.s)'ın önünde uzanıp başlarını ön ayaklarının üzerine bıraktılar.
Bu esnada Mütevekkil'in veziri şöyle dedi: "Yaptığın bu iş doğru değildir, bu iş senin zararına tamam olur. O halde bu olay halk arasında yayılmadan önce hemen onu oradan dışarı çıkar."
İmam (a.s) yukarı çıktığında, "Kim Hz. Fâtıma (a.s)'ın evlatlarından olduğunu zannediyorsa, aşağı inip benim oturduğum yerde otursun" buyurdular. Bu sırada Mütevekkil o kadına hitap ederek, "Şimdi senin sırandır, aslanların bulunduğu yere in" dedi. Bu esnada kadın ağlayıp yalvarmaya başladı. "Ben yalan söyledim; ben filan adamın kızıyım; fakirlik ve yoksulluktan dolayı böyle bir iddiada bulundum" dedi.
(Bihar, c.50, s.150).
Abbasi halifesi olan Mütevekkil zamanında, bir kadın ortaya çıkarak, "Ben Hz. Fâtıma (a.s)'ın kızı Zeyneb'im" diyerek bir iddiada bulundu. Onu Mütevekkil'in yanına getirdiklerinde, Mütevekkil ona, "Sen genç bir kızsın; oysa Resûlullah (s.a.a)'in torunu olan Zeyneb (a.s)'ın zamanından yıllar geçmiştir" dedi. Genç kadın cevaben şöyle dedi: "Resûlullah (s.a.a) elini başıma çekerek, her kırk yılda gençliğin bana dönmesi için dua etti. Ben şimdiye kadar kendimi halka göstermedim. Ama çok muhtaç olduğumdan dolayı halkın yanına giderek kendimi onlara tanıtmak zorunda kaldım."
Mütevekkil, Ebu Tâlib, Abbas ve Kureyş'in büyüklerini çağırarak kadının durumunu onlara anlattı. Onlardan bazıları bir rivayet naklederek, "Hz. Ali (a.s)'ın kızı Zeyneb (a.s) filan tarihte dünyadan göçmüştür" dediler.
Mütevekkil o kadına dönerek, "Bu rivayet hakkında sen ne diyorsun?" diye sordu. Kadın cevaben, "Bu rivayet yalan ve uydurmadır. Ben halktan saklanmıştım; kimse benim ölümüm veya hayatım hakkında herhangi bir şey bilmiyor" dedi. Mütevekkil, davet ettiği kimselere, "Bu rivayetten başka, bu kadının aleyhinde diğer bir deliliniz var mı?" diye sordu. Davet edilenler, "Hayır, bizim başka bir delilimiz yoktur" dediler. Mütevekkil, "Bu kadını, yeterli bir delil olmaksızın iddiasından vazgeçirmeye zorlamayacağım" dedi. Davet edilenler, "Öyleyse İmam Hadi'yi ihzar ediniz. Şayet onun yanında bizim delilimizden başka diğer bir delil olabilir" dediler.
Mütevekkil, kadının mezkûr iddiasını İmam (a.s)'a bildirdi. İmam Hadi (a.s), "O kadın yalan söylemiştir çünkü Hz. Zeyneb (a.s) filan yıl, filan ay ve filan günde dünyadan göçmüştür" buyurdular. Mütevekkil, "Burada hazır bulunanlar da bunun gibi bir rivayet naklettiler. Ben, yeterli bir delil olmadıkça onu bu iddiadan vazgeçirmeye mecbur kılmayacağıma dair yemin etmişim" dedi. İmam Hadi (a.s), "Senin onu mecbur kılmana gerek yok. Onu ve ondan başkalarını sözlerinden vazgeçmeye mecbur kılacak delil ve hüccet vardır" buyurdular. Mütevekkil, "O delil ve hüccet nedir?" dedi. İmam Hadi (a.s), "Hz. Fâtıma (a.s)'ın evlatlarının bedenleri yırtıcı hayvanlara haramdır; onları yemezler. Eğer o kadın iddiasında sadık ise, onu yırtıcı hayvanların önüne bırak" buyurdu. Mütevekkil o kadına, "Ne diyorsun?" diye sordu. Kadın, "O benim ölmemi istiyor. Burada İmam Hasan (a.s) ve İmam Hüseyin (a.s)'ın evlatlarından vardır. Onlardan istediğini atabilirsin" dedi. Mütevekkil bu sözlere meyillendi. Çünkü kendisi İmam Hadi (a.s)'ı herhangi bir teşebbüste bulunmaksızın ortadan kaldırmak istiyordu. Bundan dolayı şöyle dedi: "Ey Ebu'l-Hasan, yırtıcı hayvanların yanına gidecek olan neden siz olmayasınız?" İmam (a.s), "Bu sizin isteğinize bağlıdır. İstediğiniz takdirde giderim" buyurdu.
Mutevekkil, "Öyleyse bu işi yap" dedi. İmam (a.s), "Yaparım" buyurdular.
Derken İmam (a.s)'ın yırtıcı hayvanların yanına inmesi için bir merdiven getirdiler. Orada altı tane aslan bulunuyordu. İmam (a.s) hemen onların yanına indi. İçeri girip oturduğunda aslanlar ileri gelerek İmam (a.s)'ın önünde uzanıp başlarını ön ayaklarının üzerine bıraktılar.
Bu esnada Mütevekkil'in veziri şöyle dedi: "Yaptığın bu iş doğru değildir, bu iş senin zararına tamam olur. O halde bu olay halk arasında yayılmadan önce hemen onu oradan dışarı çıkar."
İmam (a.s) yukarı çıktığında, "Kim Hz. Fâtıma (a.s)'ın evlatlarından olduğunu zannediyorsa, aşağı inip benim oturduğum yerde otursun" buyurdular. Bu sırada Mütevekkil o kadına hitap ederek, "Şimdi senin sırandır, aslanların bulunduğu yere in" dedi. Bu esnada kadın ağlayıp yalvarmaya başladı. "Ben yalan söyledim; ben filan adamın kızıyım; fakirlik ve yoksulluktan dolayı böyle bir iddiada bulundum" dedi.
(Bihar, c.50, s.150).
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.