Hemen hemen her konuda ve hayatın her alanında nesilden nesile aktarılan ezberlerimiz var ki zararlarını bizzat gördüğümüz halde, göz göre göre bu ezberleri bozmamak için direnip duruyoruz.
Yaşayarak zararlarını bizzat tattığımız bu ezberleri bozma teklifleri ile, plan ve projeleri ile milletin önüne çıkan bilim adamlarımız var, siyasilerimiz var ama son derece hayati olan bu önerileri ne yazık ki bir kulağımızdan girip ötekinden çıkıyor.
Ezber bozan bu plan ve projeleri toplum olarak beynimizde ve muhakeme merkezimizde anlık bir zaman diliminde dahi misafir edemiyoruz.
Hal böyle olunca bizim çektiğimiz sıkıntıları, bizim başımıza nice bela ve musibetler açan ezberlerimizi özenle muhafaza ederek sonraki nesillere aktarmayı bir marifet zannediyoruz.
Diyebiliriz ki son kırk yılımıza dair birçok konuda ezber bozan ilim ve siyaset adamlarımızdan biri, belki birincisi sayın Prof. Dr. Haydar Baş'tır.
Geçtiğimiz günlerde Genel Başkanı olduğu Bağımsız Türkiye Partisi'nin İstanbul İl Başkanlığınca organize edilen "sosyal medya buluşması" vesilesi ile, sahasında uzman yerli ve yabancı ilim adamlarınca ısrarla bir kez daha altı çizildi ki; Sayın Baş birçok sahada ezber bozan plan ve projeleri ile hem ülkemizin hem de tüm insanlığın hizmetindedir.
Programın son konuşmacısı olarak bizzat kendisinin de vurguladığı gibi dünya nüfusunun yarıdan fazlası bu ezber bozan ve uygulayanlara hayat sunan projelerinden istifade edip kalkındığı, yerlerde sürünürken ayağa kalktığı halde kendi ülke insanımız ne yazık ki ezberlerini bozmamak için direnişini sürdürüyor.
Yabancı ilim adamları, yabancı ülkelerin oluşturdukları ekonomik birlikteliklerin bizzat başında olan insanlar, Haydar Hoca'nın ekonomik tezleri ile nasıl hayat bulduklarını, nasıl dimdik ayağa kalktıklarını anlattıktan sonra; "siz bizden daha şanslısınız çünkü tezin sahibi sizin içinizde, sizden biri" diyerek böyle bir tezin sahibine kulak verilmemesine hayret ediyorlar.
Sayın Baş'ın ezber bozan tezleri, ezber bozan teklifleri sadece iki kapak arasında bir kitaptan ibaret olsa, dersiniz ki insanımız hayatın içinde uygulamasını ve neticelerini görmediği için konuya şüphe ile yaklaşıyor ve bir yere kadar haklı sayılabilir.
Ama mesele tam tersi, dünya nüfusunun yarıdan fazlasının direkt ya da dolaylı uyguladığını ve olumlu neticeler aldığını bizzat uygulayan ülkelerin yöneticileri ve ilgili bakanları söylüyor.
Hal böyle olunca, Sayın Baş'ın bu çok önemli plan ve projelerine kulak vermeyen, kulakardı eden milletimizin bu tavrını inatçılıktan başka, ezberleri bozmamakta direnmekten başka bir cümle ile izah edemiyoruz.
İnatçılık sürdükçe, ezberleri bozmamak için direniş sürdükçe de millet ve devlet olarak zarar ve ziyanlarımız her geçen gün katlanarak artıyor.
Boşa geçen yıllarımıza mı yoksa kartopu gibi erimekte olan milli servetimize ve milli kaynaklarımıza mı yanalım?
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025