Bayram sevinci ve hüzünÇocuklar bayramın ilk çehresini tanırlar; evin gündelik ahengine çekilen sıradışılık biraz da aile büyüklerinin feragat ve gayretinin eseridir. Her zamandan daha itinalı ütülenen gündelik pantolon, arife eyyamında tamir ettirilip boyanan pabuç, belki işporta tezgahından "en son ikramınız bu mu?" pazarlığıyla satın alınmış bir kazak, bir çift yeni çorap, bayramın ebeveyn eliyle çocuklara ulaştırdığı küçük bahşişlerdir. Hüzün, hasret, endişe, gönül coşkusu...
Bayram namazıyla birlikte biz, hayatın meşakkatini bayram dekorunun ardına itmeye, silikleştirmeye çalışırız. Hayatın meşakkatleri, bayram hürmetine yakamızı bırakıp, bizi üç günlüğüne olsun çocuksu neş'elere garkeder. Bayram esnasında edindiğimiz güleryüz, misafirperverlik, ikram, cömertlik, şefkat ve anlayış pratiğini senenin diğer günlerine yaymak ve uygulamak gibi bir vazifemiz de vardır.
Bayramın ikinci çehresinden çıkarılacak vazife "bayram yapmaktan ziyade bayram yaptırmak" olsa gerektir ve her bayramda büyükler, şartlar ne olursa olsun bayramların bayram gibi olması için her günden farklı davranmaya mecbur olur. Güzel bir hayat yaşamak elbette bir lütf-ı ilahîdir ama hayatı güzelleştirmek ve bu güzelliği başkalarına bölüştürmek en zorlu kulluk görevlerinden biridir. Hayatı güzelleştirmek, elbette hayata karşı mukavemet etmekten çok farklı bir mücahede tarzıdır; hayata karşı mukavemet etmeğe kalkışmak manasız; çünkü onu denetleyecek mekanizmalardan mahrumuz. Lakin, Müminler için hayatı güzelleştirme gayreti, ödülü Cenab-ı Hak tarafından takdir olunacak bir faaliyettir. İyilik de aynen öyledir; iyilik odur ki, karşılığı sadece ve sadece O'ndan beklenince güzelleşiyor.
Bayramın güzellik ve neş'esini çoğaltmaya takat yetiremeyenlerimiz var; her bayramın ilk vazifesi, kendi takatımızdan tasarruf ettiğimiz hayatı güzelleştirme enerjisini dostlarımızla paylaşmaktır. Bayramı gurbette, yokluğun ve mahrumiyetin kavurucu ayazında, hastalık nevbetinde, hapishane koğuşunda, burada tafsili mümkün olmayan bin türlü derd ü mihnette karşılayanlarımız için bayramı bayrama benzer hale getirmekle de mükellefiz; bunu yapabiliriz.
Bayram namazıyla birlikte biz, hayatın meşakkatini bayram dekorunun ardına itmeye, silikleştirmeye çalışırız. Hayatın meşakkatleri, bayram hürmetine yakamızı bırakıp, bizi üç günlüğüne olsun çocuksu neş'elere garkeder. Bayram esnasında edindiğimiz güleryüz, misafirperverlik, ikram, cömertlik, şefkat ve anlayış pratiğini senenin diğer günlerine yaymak ve uygulamak gibi bir vazifemiz de vardır.
Bayramın ikinci çehresinden çıkarılacak vazife "bayram yapmaktan ziyade bayram yaptırmak" olsa gerektir ve her bayramda büyükler, şartlar ne olursa olsun bayramların bayram gibi olması için her günden farklı davranmaya mecbur olur. Güzel bir hayat yaşamak elbette bir lütf-ı ilahîdir ama hayatı güzelleştirmek ve bu güzelliği başkalarına bölüştürmek en zorlu kulluk görevlerinden biridir. Hayatı güzelleştirmek, elbette hayata karşı mukavemet etmekten çok farklı bir mücahede tarzıdır; hayata karşı mukavemet etmeğe kalkışmak manasız; çünkü onu denetleyecek mekanizmalardan mahrumuz. Lakin, Müminler için hayatı güzelleştirme gayreti, ödülü Cenab-ı Hak tarafından takdir olunacak bir faaliyettir. İyilik de aynen öyledir; iyilik odur ki, karşılığı sadece ve sadece O'ndan beklenince güzelleşiyor.
Bayramın güzellik ve neş'esini çoğaltmaya takat yetiremeyenlerimiz var; her bayramın ilk vazifesi, kendi takatımızdan tasarruf ettiğimiz hayatı güzelleştirme enerjisini dostlarımızla paylaşmaktır. Bayramı gurbette, yokluğun ve mahrumiyetin kavurucu ayazında, hastalık nevbetinde, hapishane koğuşunda, burada tafsili mümkün olmayan bin türlü derd ü mihnette karşılayanlarımız için bayramı bayrama benzer hale getirmekle de mükellefiz; bunu yapabiliriz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.