Dikkatle ve ibretle ve dahi politize olmamış bir idrakle bakanlar şu gerçeği rahatlıkla fark ediyorlar; hayatın her alanında önümüze koyduğumuz hedeflere eremiyoruz, bir türlü erişemiyoruz ve fakat yine her noktada erim erim eriyoruz.
Bütçede hedefler şaşıyor, enflasyonda hedefler şaşıyor, çarşı-pazar fiyatlarında hedefler şaşıyor.
Eremiyoruz, erişemiyoruz ama eriyoruz.
Asgari ücretlinin ücreti eriyor.
Emeklinin maaşı eriyor.
Öğrencinin kredisi, bursu eriyor.
Tarım kesiminin ürettikleri, el emeği ve alın teri eriyor.
En zor şartlarda hayvancılık yapmaya çalışan vatandaşlarımızın birikimleri eriyor.
Ülke tarihinde ilk kez, ciğer fiyatları et fiyatlarını sollamış geçmiş durumda.
Yıllar evvel, Erzurum'da cağ kebabı yapan esnaf, o civarda küçük baş hayvan üretimi sıfıra yakın olduğu için Afyon'dan, Balıkesir'den koyun getirdiklerini anlatıyorlardı.
İlkbahar mevsiminde güneşin sıcaklığını hisseden dağların eteklerinden kar sularının coşması ve bir yandan da aynı dağların tepelerinden göklere doğru dumanların, buharların direklenmesi misali, son zamanlarda ülke olarak birikimlerimiz eriyor ve akıyor, ferdi birikimlerimiz ve ailevi birikimlerimiz eriyor ve hızla akmaya devam ediyor.
Her yanı sarmış olan geçim sıkıntısından, bir türlü yakamızı bırakmayan zam yağmurlarından ötürü başımızı sarmakta olan dumanların ise tarifi bile yok.
Erim erim eriyoruz.
Yönetim katından ne yazık ki bir çare, bir çözüm gelmeyince, millet olarak kangren olmuş halimize bir çare arıyoruz.
Etkili ve yetkili ve dahi mevcut olumsuzlukların baş sorumlusu makamlardan bir cevap alamayınca, ne yapalım çaresiz, uçan kuşlardan çare ve çözüm soruyoruz.
İlkbaharda dağlardan, ovalardan ve vadilerden aşağı coşkun akan kar sularının dereler, çaylar ve ırmaklar yolu ile denizlere ulaştığını ve denizlerin eksilen sularını tamamladığını görüyor ve biliyoruz fakat, iğneden ipliğe her kaleme gelen zamlar sebebi ile adeta buharlaşan emeğimizin, alın terimizin, ekmeğimizin, peynirimizin, zeytinimizin nerelere gittiğini, kimlerin hangi eksiklerini tamamladığını göremiyoruz ve bilemiyoruz.
Gördüğümüz ve bildiğimiz bir hakikat var ki o da, günden güne erimekte olduğumuzdur.
Hal böyle böyle ve hazin manzara bu iken, iktidar partisine mensup vekiller bilmem hangi yüzle 'günah-sevap' kavramlarını kullanarak oy toplamaya çalışıyorlar?
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025